TİP Genel Başkanı Erkan Baş: Borç, Saray'ın emekçilere salladığı bir kamçıdır

Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, Meclis'te düzenlediği partisinin haftalık basın toplantısında 2020 bütçesini emekçiler açısından değerlendirerek, "Borç, Saray'ın emekçilere salladığı bir kamçıdır" dedi.



19-11-2019 17:19

İleri Haber

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Meclis'te partisinin haftalık basın açıklamasını düzenledi. 2020 bütçesinde işsizliğin kalıcılaşmasının hedeflendiğini vurgulayan Erkan Baş, 2020 bütçesinde, yılların emeğini vermiş insanlara emekliliğin bir hayal olarak bile görünmediğini söyledi.

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki (TBMM) haftalık basın toplantısında konuştu. Açıklamalarına her toplantıda olduğu gibi ülkenin dört bir yanındaki direnişleri, basın mensuplarını, emekçileri, kadınları ve gençleri selamlayarak başlayan TİP Genel Başkanı, 2020 bütçesini emekçiler açısından değerlendirdi.

“Daha önceki 17 bütçe hazırlık süreci ve ortaya çıkan sonuçlara baktığımızda patronları korumak, onların servetlerini büyütmek, emekçilerin kanını içmek için bir bütçe daha hazırlandığını söyleyebiliriz” diyen Baş, bu bütçenin her şeyden önce hakları için direnen işçileri, emekçileri görmeyen bir bütçe olduğunu dile getirdi.

‘EMEKÇİLERİN, YOKSULLARIN SORUNLARINA ÇÖZÜM ÜRETMEYEN BÜTÇE, HALKIN BÜTÇESİ OLAMAZ’

“Ardahan-Damal Dernekler Federasyonu günlerdir mücadele ediyor. Hem Damal’ın doğasına sahip çıkmak için, hem Damallıların yoksulluk ve işsizlik içerisinde bırakılmaması için seslerini yükseltiyorlar, tüm yetkili kurumlarla, kişilerle görüşüyorlar ama buna rağmen amaçlarına ulaşamadılar. Haklı bulunuyorlar fakat doğa katledilmeye, Damallılar yoksul bırakılmaya devam ediliyor” şeklinde konuşan Erkan Baş, birçok örnek verilebileceğini ekleyerek “Burada birkaç örneğini sıraladığımız ama bu ülkenin milyonlarca insanının benzer koşullarda yaşadığını bildiğimiz için doğrudan bu insanların, emekçilerin, yoksulların sorunlarına çözüm üretmeyen bir bütçenin halkın bütçesi olamayacağını söylemek isteriz” dedi.

‘BİR TARAFTA 40 GÜNLÜK ÇOCUĞA TEK TAŞ TAKILIYOR, DİĞER TARAFTA ÇOCUĞUNA PANTOLON ALAMAYAN BABA İNTİHAR EDİYOR’

Dün özellikle sosyal medyada yoğun bir biçimde gündeme gelen bir görüntüye işaret eden TİP Genel Başkanı, Sağlık Bakanlığı’nda daha önce müşavir olarak çalışan Ahmet Emin Söylemez ve Büşra Nur Çalar’ın çocukları için yaptığı mevlitte 40 günlük çocuğa tek taş takılmasına tepki göstererek, “Minik yavrumuza ailesiyle mutlu ve huzur dolu bir hayat diliyoruz ama aynı hayatı onunla aynı yaştaki milyonlarca çocuğumuz için de istiyoruz” dedi.

Bu şatafatlı hayatı yaşayanların dili, dini, ırkı, cinsiyetinin hiç önemli olmadığını söyleyen Baş, şöyle konuştu:

“Bir tarafta henüz 40 günlük minicik bir çocuğa tek taş yüzük takılmış fotoğraflar paylaşılırken, düğünlerine 2 milyon liralık arabayla giden insanlar varken, bunların nikah şahitliğini bu ülkenin sağlık bakanları yapıyorken, iktidar tarafından destekleniyorken diğer tarafta çocuklarına pantolon alamadığı için intihar eden babaların olduğu, intihar ederken çocukları üşümesin diye fön makinesini çalıştırıp intihar eden annelerin olduğu, atanamadığı için cebinde sadece 5 lirasıyla intihar eden öğretmenlerimizin olduğu  kanser ilacı alacak parası olmayan insanlarımızın olduğu bir tablo varken biz buna isyan edeceğiz ve bunu asla kabul etmeyeceğiz.”

“Bu vesileyle Türkiye’de basının getirildiği noktaya dair bir-iki örnek vermek istiyorum” diyen Erkan Baş, “Dün sosyal medyadaki bu görüntüler çok tepki çekince, akşam A Haber ana haber bülteninde bu tepkileri bastırmak üzere ve aslında yaşananın ne kadar normal olduğunu anlatan bir haber yapma ihtiyacı hissetti. Yani ulusal bir kanalın bu iş için kullanılması, normal bir ülkede yaşıyor olsaydık büyük bir terbiyesizlik olarak görülürdü fakat Saray iktidarında bunlar normal karşılanıyor” diyerek Takvim gazetesinin kirli geçmişini şu şekilde özetledi:

TAKVİM GAZETESİNİN KİRLİ GEÇMİŞİ…

“Bir skandaldan daha söz etmek istiyorum. A Haber ve Takvim’in ortak bir özelliği var, ikisi de Kalyon İnşaat’ın sahip olduğu Turkuaz Medya Grubu’na ait. Bu, 2008 yılında Çalık Grubu’na, o dönem devletin malı olan Sabah-ATV grubunun 1,1 milyar dolara alması için iki kamu bankasına rekor miktarda ve ilk 3 yılı anapara ödemesiz 10 yıl vadeli kredi ile verilmişti. Bunu hatırlamamız gerekiyor. 2013’te de Çalık Grubu tarafından Kalyon’a satıldı. 

Çalık Holding, uzun yıllar damat Berat Bey’in yöneticiliğini yaptığı bir şirket. Kalyoncu dediğimizde de damadın kardeşi Serhat Albayrak’ın yönetimde olduğu bir şirketten bahsediyoruz. 

Dünya bankası verilerine göre altyapı yatırımlarında dünyada en fazla ihale alan ilk 10 şirket arasında Limak Holding, Cengiz, Kalyon ve MNG Holding var. Biliyorsunuz Türkiye’de sıkça gündeme geliyor.

Bu yayın kuruluşunun başka bir kolu olan Takvim gazetesi neler yapıyor ona bakalım. Aylardır, belki de yıllardır süren bir ‘tarz’ habercilik var. Biz sadece 1 Kasım-19 Kasım arasındaki Takvim gazetesinin sürmanşetlerini çıkarttık ve kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.

‘SARAY ETRAFINDA YAŞAYANLAR İÇİN BU ÜLKEDE KRİZ YOK’

1 Kasım tarihli Takvim gazetesi ‘Emekliye iki farklı zam’ diyor, 2 Kasım’da ‘Emekliye en az 2623 TL zam’ diyor, 3 Kasım’da ‘Emekliye 2127 TL zam’ diyor, 4 Kasım’da ‘Emekliye 413 TL zam’, 5 Kasım’da ‘Emekliye yüzde 5,3’, bu arada memura da zam gelmiş, 6 Kasım’da SSK emeklisine en az 2088 TL geliyor, sonra 7 Kasım’da 1244 TL emeklilere zam geliyor, 8 Kasım’da 663 TL… 19 Kasım’a kadar gün gün devam ediyor, sürekli emekliye zam geliyor. Bazen milyarları buluyor, bazen bin liralar, emekliye yine zam geldi, emekliye 400 lira zam geldi, emekliye 350 lira zam geldi… Bir gün bile ıskalamadan emeklilere her gün zam haberleriyle dolu gazete. Ne kadar mutlu, ne kadar ferah… Saray etrafında yaşayanlar için bu ülkede kriz yok, ama bu ülkede milyonlarca emekçi açısından çok ağır bir kriz var. Yaşamak bile bir mücadele başlığı haline gelmiş durumda.

AKP ve Saray iktidarı bu yağma düzeni devam etsin diye iktidarda tutulmak istenmektedir. Bu yağma düzeni devam etsin diye basın bir yandan bu hale getirilirken, diğer taraftan onurlu, namuslu, haysiyetli gazeteciler işsizlikle tehdit edilmekte, hapislere atılmakta, susturulmaktadır. İstenilen şey, herkesin bu yalanlara inanmasıdır. Her gün, arka arkaya yalan söylene bu paçavraların gazete olarak kabul edilmesi istenmektedir.”

‘İKTİDARIN ‘KUTSAL AİLE’ MASALLARI, ASGARİ ÜCRETİN HESAPLANMASINA GELİNCE HESAP DIŞI BIRAKILIYOR’

Saray’da hazırlanan 2020 bütçesinin eşitsizlik, sömürü ve zulüm düzeni devam etsin diye hazırlandığının altını çizen Erkan Baş, “Bu bütçede örneğin asgari ücretli yok. Her gün bu iktidarın kutsal aile masalları anlattığını, ‘aileler parçalanıyor’ diye ağlaştığını hatırlamak gerekiyor, bunun için fetvalar yayınlıyorlar ama iş, asgari ücretin hesaplanmasına geldiğinde aile hesap dışı bırakılıyor ve her geçen gün asgari ücretin gerilediği bir tabloyla karşı karşıyayız” diyerek “Bu asgari ücretle geçinebilecek, insanca yaşayabilecek bir aile var mıdır” diye sordu.

Eğer halktan yana bir bütçe tartışılacaksa, asgari ücret hesaplamalarında uluslararası standartlara uyulması gerektiğini ve işçi ailelerinin dikkate alınması gerektiğini söyleyen TİP Genel Başkanı, “Asgari ücret tespitinde geçim koşulları, enflasyon ve milli gelirdeki artış dikkate alınmalıdır. Asgari ücret tümüyle vergi dışı bırakılmalıdır, asgari ücret insanca yaşanacak bir bütçe olmalıdır” dedi.

‘BORÇ, SARAY’IN EMEKÇİLERE SALLADIĞI BİR KAMÇIDIR’

Bu bütçede borçluların, borç içinde boğulan yurttaşların da olmadığını söyleyen Erkan Baş, iktidarın yurttaşları alıştırmaya çalıştığı ‘Borç yiğidin kamçısıdır’ sözüne karşılık “Borç, Saray’ın emekçilere salladığı bir kamçıdır. Borç içerisinde bırakılan yurttaşlar Saray’a teslim olsunlar diye borç içerisinde bırakılmaktadır” dedi. 
TİP Genel Başkanı, sözlerine şu şekilde devam etti:

“Bir tarafta biraz önce örneğini verdiğimiz, lüks içinde yaşayanlar varken; sadece insanca yaşamak isteyenlerin borç bataklığına sürüklendiğini görüyoruz. Yandaş sermayedarların milyarlarca lira vergi borçları siliniyorken vatandaşların borç batağına mahkum edilmesi kabul edilemez. Madem milyarlarca dolar vergi borcunu siliyorsunuz, yapılması gereken öncelikli iş önce bizim borcumuzun silinmesi; vatandaşın, yoksulun, emeğiyle, alın teriyle hayatını idame ettirmeye çalışanların vergi borçlarının silinmesidir."

‘ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN KREDİLERİ SARAY’IN BİRKAÇ AYLIK HARCAMASIYLA EŞ DEĞER’

Üniversite öğrencilerinin okumak ve barınmak için kullandıkları kredilerin Saray’ın birkaç aylık harcamasıyla eş değer olduğunu ifade eden Baş, Saray’ın kendi masraflarından kıstığı takdirde bu ülkedeki bütün öğrencilerin borcunun silinebileceğini ve her yeni doğan bebeğin, dünyaya gözlerini bankalara borçlu olarak açmayabileceğini söyledi.
Erkan Baş, konuşmasına şu şekilde devam etti:

‘2020 BÜTÇESİNDE İŞSİZLİĞİN KALICILAŞMASI HEDEFLENMEKTE’

“2020 bütçesinde işsizlere herhangi bir çare yoktur, işsizliğin kalıcılaşması hedeflenmektedir. Eğer bu memlekette halktan yana bir bütçe tartışılacaksa, yapılması gereken ilk şeyin işsizliğin yasaklanması gerektiğini söylemek istiyoruz. İşsizlik sorununun çözülmesi için 3-5 patrona peşkeş çekilen kamu varlıklarımızın derhal geri alınmasıyla başlayabiliriz. Yurttaşlarımızın ekmek kapısı olan bu fabrikalar kamulaştırılıp tekrar çalışmaya başlayabilir. Fazla mesailere son verilmesi gerekir. Gençlerin, kadınların istihdamına özel bir öncelik verilmeli; özel bir kontenjan yaratılmalıdır. Örneğin, tarım alanlarının yeniden tarıma kazandırılması da Türkiye’de işsizliği çözecek önemli adımlardan bir tanesidir. 

Özellikle bu aşamada vurgulamak gerekir ki işsizlik fonu emekçilerindir ve emekçiler için kullanılmalıdır. Burada biriken paranın patronlara aktarılması kabul edilebilir bir şey değildir.”

‘ALIN TERİ DÖKEN EMEKÇİLERİ YAŞA TAKAN ÜLKENİN CUMHURBAŞKANI 46 YAŞINDA EMEKLİ OLDU’

2020 bütçesinde, yılların emeğini vermiş insanlara emekliliğin bir hayal olarak bile görünmediğini vurgulayan Baş, “Alın teri döken emekçileri yaşa takan, bunlara meydan okuyan bu ülkenin cumhurbaşkanı 46 yaşında emekli olmuş bir yurttaştır. Cumhurbaşkanının 46 yaşında emekli olduğu bir ülkede yıllarca çalışan insanların emeklilik hakkının gasp edilmesi kabul edilebilir bir şey değildir. Biz emekçinin emeklilik hakkının verilmesini, emeklilerin de refah içerisinde huzurlu bir yaşam sürmesinin koşullarının yaratılması gerektiğini öncelikle ifade ediyoruz ve bunun bütçenin temelini oluşturması gerektiğini söylüyoruz” dedi ve şunları ekledi:

“Ne diyor sayın cumhurbaşkanı, ‘Ben iktidarı kaybetsem bile EYT’lilere çözüm yok’ diyor. Biz her hal ve şartta gasp edilen hakları için mücadele eden, emeklilikte Erdoğan’a takılan, Saray’a takılan yurttaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz.”

‘YOKSULLUK KADERİMİZ DEĞİLDİR’

“Bütçe son derece önemlidir, yoksulluk kader değildir, halkımız yalnız değildir” diyen Erkan Baş, yapılması gerekenin, dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi bir araya gelmek, ses yükseltmek ve haksızlıklara başkaldırmak olduğunu ifade etti.

“Emeklilikte yaşa takılanlar, öğretmenler, sağlık çalışanları, bu ülkede nereye gitsek gördüğümüz yoksullar artık yaşayamaz hale gelmiştir, bu bizler açısından kabul edilebilir bir şey değildir. Haksızlığı, kendi haklarının gaspını bir kader olarak görmemelidir yurttaşlarımız. Çünkü bütçe bizim kaynaklarımızdan oluşmaktadır. Türkiye’de bütçenin çok büyük bir kesimi emekçilerin alın terinden aktarılmaktadır” diyen Erkan Baş, yoksul bırakılmış emekçi halkımıza seslenerek “Yoksulluk kaderimiz değildir. Yoksullar, mağdurlar yan yana gelmeli, seslerini yükseltmelidirler” şeklinde konuştu.

'RABİ NAZ'IN AİLESİNİ TEHDİT EDEREK SUÇUN ÖRTÜLMESİ MÜMKÜN DEĞİL'

Geçtiğimiz aylardan, yıllardan bu yana gündemimizde büyük bir acı olarak duran Rabi Naz Vatan cinayetine ilişkin de konuşan Baş, Rabia Naz’ın şüpheli ölümüne ilişkin devam eden soruşturma sürecini şu şekilde özetledi:

“Meclis’te oluşturulan komisyon çalışmalarına başladıktan sonra bir panik havası oluştu ve geçtiğimiz hafta baba Şaban Vatan ile olayı araştıran gazeteciler gözaltına alındı. İki gün önce bu haksızlığa karşı seslerini yükselten genç kardeşlerimiz yaka paça gözaltına alındı. Belli ki bir suçu örtbas etme hali, bir suç sarmalı oluşmuş durumda. Yaşatılan adaletsizlikler, mağdurların acısını büyütmektedir, adaleti bulamayan halkımız adaleti kendi aramak durumunda kalmıştır. Dolayısıyla soruşturmalar geride kalan acılı ailelerin öfkesini, acısını büyüten değil, onların vicdanını rahatlatan bir biçimde sürdürülmeli. Bu konu artık Türkiye halkının yüreğini kanatan bir konu olmaktan çıkmalı, hepimizin yüreğini rahatlatacak bir açıklama devletin yetkili organları tarafından yapılmalıdır.

Babayı, aileyi bu konuda soru soran insanları tehdit ederek bu suçun üstünün örtülmesi mümkün değildir. Yapılması gereken tüm şeffaflığıyla soruşturmanın sürdürülmesi, tamamlanması ve varsa suçlular sıfatı, konumu, yeri ne olursa olsun adaletin önüne çıkartılmalıdır.”

‘AKP, KADINA YÖNELİK ŞİDDETİ KÖRÜKLEYEN, ŞİDDET FAİLLERİNE GÜÇ VEREN KARANLIK BİR MİSYON ÜSTLENDİ’

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü vesilesiyle de AKP’nin kadın düşmanı politikalarına ve kadınların Saray Rejimi’ne karşı mücadelesine ilişkin konuşan  Baş “Kadına yönelik şiddeti engellemek için önleyici tedbirler almak yerine kadın düşmanı açıklamalar ve uygulamalarla AKP/Saray Rejimi, kadına yönelik şiddeti körükleyen, şiddet faillerine güç veren karanlık bir misyon üstlenmiş durumdadır” diyerek iktidarın kadın düşmanı politikalarına karşı kadınların haklı mücadelesinin yanında olduklarını belirtti. 

Özellikle bugünlerde basına yansıyan, 2. Yargı Paketi’nde yer alacağı söylenen nafaka hakkını yok edecek, çocuk istismarcılarına af getirip tecavüzcülerin çocuklarla evlendirilmesine yol açacak düzenlemelere karşı kadınların tüm eylem ve etkinliklerinde Türkiye İşçi Partisi’nin üzerine düşen her türlü sorumluluğu üstleneceğini ifade eden Erkan Baş, sözlerini şu şekilde sonlandırdı:

‘KADINLARIN KAZANIMLARI TÜMÜYLE ONLARIN MÜCADELESİNİN BİR ÜRÜNÜ’

“Bu girişimi boşa çıkaracağız. Bu girişimi kadınların mücadelesi boşa çıkaracak. Özellikle çalışan kadınları, şiddete ve her türlü eşitsizliğe karşı, büyük bir zorlukla yaşamını sürdürmeye çalışan mülteci kadınları saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Kadınların kazanımları tümüyle onların mücadelesinin bir ürünüdür. Kadınlara dönük hak gasplarına, kadınlara dönük suçların önlenmesi mücadelesinde emekçi kadınların, mücadeleci kadınların sesini duyurmaya devam edeceğiz.”