TGS'den salgında gazeteciliğin tablosu: Sansür, otosansür ve fazla mesai

TGS İstanbul Şubesi, salgında basın emekçilerinin yaşadığı sorunları belirlemek ve yol haritası çıkarmak için yaptığı anket sonuçlarını açıkladı. Ankete katılan gazeteciler, hak ihlallerinin çoğaldığını, sansür ve otosansürün devam ettiğini ifade etti.



25-06-2020 19:54

Tüm dünyada yaşanan yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgınından yaşam tarzı ve çalışma koşulları gibi birçok şey etkilendi. Pek çok iş kolunda sömürü daha fazla derinleşti. Gazetecilik de bu iş kolları arasında bulunuyor.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) İstanbul Şubesi, salgın sürecinde gazetecilerin nasıl yaşadığını, uğradıkları hak ihlalleri, medya kuruluşlarında yaşanan sorunları kayıt altına almak için anket düzenledi.

TGS İstanbul Şubesi, Mayıs 2020'de 33 farklı medya kuruluşundan basın emekçilerinin katıldığı anket sonuçlarının, yeni dönemde atacakları adımlar bakımından yol gösterici olduğunu kaydetti.

'ÇALIŞACAK GAZETE BULAMAMA İHTİMALİ RİSKE SOKUYOR'

Ankete katılan gazetecilerin yüzde 41.5'i mesleği nedeniyle salgın döneminde kendini risk altında hissettiğini ifade etti. Risk algısının kaynağında mesleğin doğasından dolayı oluşan nedenlerin yanında kimi kurumların gereken önlemleri almaması ve Covid-19 sonrasındaki dönemin güvencesiz çalışma şartları oluşturma olasılığı da gösteriliyor.

Ankete katılan gazetecilerin yanıtları şu şekilde: 

-Çalışma alanımız çalışan sayısına oranla çok küçük.

-İçeride çalışmama rağmen sahadaki muhabir arkadaşlarımın riski taşımasından endişeliyim.

-İşimiz gereği insan ilişkileri olan bir meslek ve dolayısıyla bu risk her zaman var.

-Salgının ilk dönemlerinde evden çalışmamıza karşın şu anda şirkette çalışıyoruz. Sadece bir arkadaşımıza KOAH olduğu için izin verildi.

-Sürekli sokaklarda ve insanlarla iletişim içinde olmak risk oluşturuyor.

-Bağımsız çalışıyorum. Hasta olsam, 14-20 gün haber yapamam ve bu beni ekonomik olarak zorlar.

-Mesleğim gereği yüz yüze görüşmeler yapıyorum, kalabalık ortamlara giriyorum ve bu da benim için büyük risk demek.

-Salgında tartışmasız en çok risk altında olanlar sağlık emekçileri ve bizleriz. Yeri geliyor karantina binaları önünde, hastanelerde, sokak eylemlerinde, 1 Mayıs'ta olduğu gibi polis müdahalesi altında çalışıyoruz. Virüsün yayılma biçimi ve hızını da dikkate alırsak virüs kapma ihtimalimiz bu ortamlarda çok yüksek oluyor. Özellikle polis müdahalesinin yaşandığı durumlar ya da cenazeler bu riski 10 kat arttırıyor.

-Yakın gelecekte çalışabilecek bir gazetenin kalıp kalmayacağını bilemediğimden kendimi risk altında hissediyorum.

-Şu an evden çalışıyoruz ancak büroya geri dönmek zorunda kaldığımızda risk altında olacağımızın farkındayız.

-Çalıştığım yerde hiçbir önlem alınmadı. Hava almayan bir bölümde beş kişi çalışıyoruz.

KURUMLARIN ALDIĞI TEBBİRLER

Ankete katılan gazetecilerin yüzde 83.1'i, çalıştığı kurumun aldığı tedbirlerden "memnun" olduğunu ifade etti. Buna göre en sık alınan tedbir, yüzde 90.8 ile evden çalışma sistemine geçmek oldu. Bunun yanı sıra yüzde 44.6 ile dezenfektan dağıtımı da alınan tedbirlerden bir diğeri. Kurumların yüzde 40'ının, çalışanlarına işe gidiş-gelişlerde özel araç tahsis ettiği gözleniyor. Yeterli sayıda maske temin eden ve çalışma alanını sık sık dezenfekte ettiren kurumların oranı aynı da yüzde 38.5.

Alınan başka önlemler ise şöyle: Yemekhanede bulunan masaların düzenlenmesi (yüzde 27.7), tek kullanımlık yemek servis malzemesi (yüzde 26.2), ofiste geçirilen vaktin azaltılması (yüzde 35.4), kurumdaki pozitif vakalara ilişkin düzenli-şeffaf bilgilendirme (yüzde 27.7) ve risk altında olan çalışanlara ücretsiz test (yüzde 10.8).

'YEMEK YOL ÖDEMESİ YOK FAZLA MESAİ VAR'

Salgın döneminde birçok medya çalışanı hak kaybı yaşadı. Hak kaybına uğradığını dile getirenlerin oranı yüzde 36.9.

Çalışma saatleri uzadığı halde fazla mesai ödenmemesi, yüzde 34.4 ile en çok ifade edilen hak kaybı. Ardından yüzde 28.1 ile yemek, yol gibi yan ödemelerin kesilmesi var. Maaşların geç ödenmesi ile ücretli izinlerin zorla kullandırılması yüzde 18.8 oranında maruz bırakılan hak kayıpları. Bu süreçte iş kaybına uğrayanların oranı yüzde 12.5, görevi olmayan işlerin kendilerinden istendiğini dile getirenlerin oranı da yine 12.5. Maaşında kesinti ya da ödemesi eksik yapılanlar ile yıllık izinleri esnasında çalışmaya zorlananların oranı yüzde 9.4, zorla ücretsiz izne gönderilenler ise yüzde 6.3.

Kurumların kısa çalışma ödeneğine başvurmasına basın emekçileri olumlu bakmıyor.

Ankete katılanların dile getirdiği diğer hak kayıpları şu şekilde:

-Tam mesai yapmamıza rağmen bilgi ve isteğimiz dışında kısa çalışma ödeneğine başvuru yapıldığını öğrendik.

-Şirket devletin kısa çalışma ödeneğinden yararlandığı için 3 ay boyunca prim gün sayım 15'e düştü.

-Evden çalışma nedeniyle haftalık izin diye bir şey kalmadı.

-Şu an bir hafta ofiste çalışıyoruz, bir hafta evde istirahat ediyoruz. Şimdilik evde olduğumuz fazladan 5 gün yıllık iznimizden düşmemekte ancak şirket bir süre sonra bu günlerin yıllık izin bakiyemizden düşüleceğini ve bu şekilde çalışanların birikmiş yıllık izinlerinin eritileceğini iletti.

-Haftalık izinler kaldırıldı, ek mesai ücretleri yatırılmadı.

'İKTİDARIN PAYLAŞTIKLARINDAN FARKLI BİLGİLERİ YAYINLAMAK SORUŞTURMA KONUSU OLDU'

Covid-19 salgınında da iktidarın gazetecilere, basın kuruluşlarına uyguladığı baskılar sürdü. Yeni tip koronavirüs salgını verilerine dair iktidarın açıkladığından farklı bilgileri haber yapmak soruşturma konusu oldu.

Ankete katılan gazetecilerin yüzde 9.2'si salgına ilişkin yaptığı habere sansür uygulandığını, yüzde 16.9'u ise oto-sansür yapmak zorunda kaldığını beyan ediyor.

Sansürün gerekçeleri şöyle ifade edildi:

-Kurumun iktidar ile ilişkilerine zarar vereceği gerekçesi ile haberim sansürlendi.

-Patronaj tarafından Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) yaptığı açıklamaların, DSÖ'nün "farklı ilişkileri nedeniyle" haber yapılmayacağı söylendi.

-Dünya Sağlık Örgütü ilgili haberlerin girmeyeceği söylendi.

Salgınla ilgili haberlerine oto-sansür yapmak durumunda kalanların beyan ettikleri nedenler:

-Çalıştığım yayın, salgınla mücadelede aksaklık ve eksiklik olduğunu düşünmüyor. Haberlerde bu yöndeki bölümlere yer verilmiyor. Hatta haber için görüştüğümüz insanlar bile “Bunu yazamazsınız ama siz bilin diye anlatıyorum” gibi cümleler kuruyor.

-Salgınla ilgili haberlerin dilini yumuşatmak zorunda kaldım.

-Hangi futbolcuların COVİD-19 testinin pozitif çıktığını yazamadık.

-Gazetenin alacağı cezayı düşünerek oto-sansür yaptım.

-Özellikle sağlık emekçilerinin kendilerini zor durumda bırakacak ifadelerini yazmadım. Hatta sırf bu yüzden yapmaktan vazgeçtiğim haber bile oldu.

-İktidarın baskısı nedeniyle haberin özünü kaybetmeden, cümlelerime dikkat ediyorum.

Malum basının üzerindeki baskılardan dolayı, ister istemez oto-sansür devreye giriyor.

-Patronun bazı bilim insanlarının açıklamalarının haber yapılmasını istememesi nedeniyle bazı açıklamaları görmezden gelmek zorunda kaldık.

-Salgın, aşı ve buna ilişkin konularda kurumun öne çıkardığı veya yer vermediği açıklamalara göre haber önerisinde bulunmak durumunda kaldım.