Temyiz dilekçesi veren avukata 'Erdoğan'a hakaret'ten 10 ay hapis cezası: 'Tarih bizi beraat ettirecek'

Mahkeme, “sanığın yargılama sürecinde pişmanlık göstermemesi” ve "erteleme talep etmemesi" gerekçesiyle cezayı ertelemedi.



07-07-2020 19:00

İleri Haber

Avukat Özgür Urfa’ya 2014 yılında yazdığı bir temyiz dilekçesi içeriği nedeniyle “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan 10 ay hapis cezası verildi. Urfa’nın cezası ertelenmedi.

2014 yılında, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Kırklareli'nde protesto eden iki kadına “kamu görevlisine hakaret” suçlamasıyla dava açılmış ve yargılama sonucunda para cezası verilmişti.

Yargılanan kadınların davada avukatlığını yapan Urfa ise kararı, yeniden incelenmesi amacıyla temyiz etmişti.

4 YIL SONRA SUÇ DUYURUSU

Adalet Bakanlığı, temyiz dilekçesinde yazılanlardan dolayı 4 yıl sonra Urfa hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret ettiği” iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.

AVUKATLIK KANUNU ÇİĞNENDİ

Suç duyurusunun ardından başlatılan soruşturmada, Avukatlık Kanunu gereği ifadesinin alınması için Adalet Bakanlığı’nın izni gerekmesine rağmen, Urfa'nın ifadesi izin olmaksızın savcılıkça alındı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ifadeden sonra “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla dava açmak için Urfa hakkında suç duyurusunu yapan Adalet Bakanlığı’ndan izin istedi ve izin verilmesinin ardından da dosya Ankara Batı Adliye Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi.

YOLSUZLUKLARIN ANLATILMASI ‘CUMHURBAŞKANINA HAKARET’ SUÇLAMASINA GEREKÇE OLDU

Ankara Batı Adliye Cumhuriyet Başsavcılıği tarafından hazırlanan iddianamede, "Avukat olan sanığın temyiz dilekçesinde belirttiği yaşanan tüm hukuksuzlukların ve yolsuzlukları sorumlusu konumunda olan AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yolsuzluk operasyonunda ortaya çıkan ses kayıtlarında milyonlarca TL'yi nasıl sıfırladığı, kirli para ilişkileri ve yolsuzluk ilişkileri içerisinde olduğu ortaya çıkmıştır" şeklinde ifadelerin “Cumhurbaşkanına hakaret” suçunu oluşturduğu iddia edildi.

KARAR DURUŞMASI GÖRÜLDÜ

Dava sürecinde İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen dosyanın karar duruşması bugün görüldü. Adalet İçin Hukukçular üyesi sanık Avukat Özgür Urfa’nın yanı sıra sanık müdafileri Avukat Arzu Becerik, Avukat Mustafa Karadağ, Avukat Ceren Kalı, Avukat Özgür Eryılmaz, Avukat Onur Güneş, Avukat Tamer Akgökçe, Avukat Sema Özdemir, Avukat Yelda Koçak, Avukat Selvi Yüzbaşıoğlu, Avukat Başak Alp, Avukat Melike Öztürk, Avukat Kıvanç Kayaoğlu, Avukat Özge Serdar, Avukat Berat Hambayat, Avukat Seyit Sönmez, Avukat Hakan Günaslan, Avukat Mustafa Bağarkası ile katılan vekili Avukat Ela Ezgi Yelmen de duruşmada hazır bulundu.

‘YANDAŞ BAROLAR KURMAK İSTEYENLERİN BU DAVANIN İHBAR EDENİ OLMASI TESADÜF DEĞİL’

Savcının mütalaasının okunduğu duruşmada, esasa ilişkin söz alan Avukat Urfa, şunları söyledi:

“Yargılamanın başından beri vurguladığımız üzere huzurdaki davada yalnızca şahsım değil avukatlık mesleği yargılanmaktadır. Mesleki faaliyetlerim sebebiyle hakkımda açılan dava, içinden geçtiğimiz dönemin ruhunu yansıtmaktadır. Baroları ‘çoklu baro’ adı altında parçalayarak savunma mesleğini zayıflatmak, yandaş barolar kurmak isteyenlerin bu davanın müştekisi ve ihbar edeni olmaları tesadüf değildir. 

Yargılanmam için sadece 8 satırlık iddianame hazırlayan savcılık makamı, duruşmada yapılan savunma ve sunulan dilekçeler sonrasında bu kez de 10 satırlık esas hakkında mütalaa ile cezalandırılmamı talep etmiştir. Esas hakkındaki mütalaa, gerek soruşturma gerek kovuşturma aşamasındaki usulsüzlüklere ilişkin beyan ve taleplerimiz göz ardı edilerek,  bu hususlarda hiçbir değerlendirme yapılmaksızın hazırlanmıştır.

Müşteki tarafı rahatsız eden ve hakkımdaki davanın açılmasının sebebi 100 den fazla davada müşteki tarafın karşısında yer almamdır. Cumhurbaşkanına hakaret suçunun Anayasaya aykırılığını katıldığım tüm davalarda ileri sürmem ve 2016 yılında bu talebin kabul görerek TCK’nın 299. Maddesinin iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesi önüne gitmesidir yargılanmamın asıl sebebi.

‘YURTTAŞLARIN HAK ARAMA MÜCADELESİNİ YALNIZLAŞTIRMA ÇABASI’

Bu ve benzeri siyasi davalarla yapılmak istenen şey savunma mesleğini etkisiz hale getirmek ve yurttaşları hak arama mücadelesinde yalnızlaştırma çabasıdır. İstiyorlar ki Ensar Vakfı’nda çocukları istismar edenlerin, Aladağ’da çocukları ölüme sürükleyenlerin, Soma'da, Ermenek'te, Sakarya'da işçileri öldürenlerin, her gün kadınları katledenlerin dosyaları kapatılsın, işlenen tüm suçlar işleyenlerin yanına kar kalsın. İstiyorlar ki avukatlar yurttaşların adalet mücadelesinde sesi, nefesi olmasınlar. İstiyorlar ki avukatlar haklının değil güçlünün yanında yer alsınlar. 

İstiyorlar ki Cumhurbaşkanını eleştiren herkese dava açılsın ve yargılananları hiç kimse savunmasın.  

Müşteki Cumhurbaşkanı olmadan önce 2010-2014 yılları arasında 5 yılda;

açılan soruşturma sayısı 8550 dava sayısı 1827’dir.  

Müşteki Cumhurbaşkanı olduktan sonra 2015-2019 yılları arasında 5 yılda;

açılan soruşturma sayısı 142623’dir (17 kat artış) dava sayısı ise 29488’dir (16 kat artış)

Bu davalarda 31399 kişi yargılanmıştır.

Karar verilen 27155 dosyadan sadece 4621 tanesinde beraat kararı verilmiştir. (%17) 

‘CEZAEVLERİNDE CUMHURBAŞKANINA HAKARET KOĞUŞLARI AÇILDI’

Cumhurbaşkanıyla ilgili eleştirel/olumsuz/aleyhe olarak konuşan, tweet atan, paylaşım yapan, şarkı söyleyen, kendi arasında sohbet eden kim varsa hakkında tutuklama kararı verilmekte veya soruşturma, kovuşturma açılarak bir korku iklimi yaratılmak istenmektedir. Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla bugüne kadar yüzlerce insan tutuklanmış, cezaevlerinde cumhurbaşkanına hakaret koğuşları açılmıştır.

Söz konusu davalar elbette ki siyasi davalardır. Gerek davanın tarafları gerekse yargılama konusu fiiller siyasi içerikli tartışmalardan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle siyasi davalarda gerek tarafların gerek avukatların siyasal değerlendirmelerde bulunmaları işin doğası gereğidir. Huzurdaki davada Müşteki taraflara bakıldığında Adalet Bakanlığı ve Cumhurbaşkanı olduğu görünmektedir.”

AVUKATLARIN TALEPLERİ REDDEDİLDİ

Urfa’nın avukatlarının, kovuşturulmanın genişletilmesine yönelik talepleri mahkeme tarafından reddedildi.

‘CUMHURBAŞKANINA HAKARET SUÇU ANAYASAYA AYKIRI’

Urfa, savunmasının devamında ise şunları söyledi:

Cumhurbaşkanına hakaret suçu Anayasaya açıkça aykırıdır. TCK’nın Hakaret suçu başlıklı 125. maddesi, seksen milyon yurttaşın onur, şeref ve saygınlığını koruyabilmekte iken tek bir kişinin onur, şeref ve saygınlığının ayrı bir maddede korunma ihtiyacı açıkça anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır. İkinci olarak cumhurbaşkanı olan müşteki tarafsız birisi olmayıp siyasi bir partinin genel başkanıdır bu nedenle de söz konusu düzenlemeyle eşitlik ilkesi ayrıca ihlal edilmektedir. 

Yargılanmama sebep olan temyiz dilekçesinin verildiği dosyada müvekkilim olan sanıkların eyleminin hangi bağlamda yapıldığı, nasıl bir ortamda gerçekleştiği ve kime karşı yapıldığı bir bütünlük arz etmekte olup bütün bunlar savunma sırasında kullanılması zorunlu argümanlardır. Sanıkların, üzerinde “Hırsız Var” yazılı bir dövizle şikayetçiye karşı neden tepki gösterdikleri izaha muhtaçtır ve ceza yargılaması tam da bu nedenle yapılmaktadır. Tarafımın, savunmanlığını yaptığım müvekkillerimin yargılama konusu fiillerinin hangi bağlamda yapıldığını tüm bilgi ve belgeleriyle ortaya koymak yasal olarak görevim olup bunları yapmam değil aksine yapmamam suçtur. 

Şikayete konu temyiz dilekçesinde yer alan beyanlar İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmüş olan bir soruşturma kapsamındaki bilgiler ve ses kayıtlarına ilişkin olup, tamamı basın yoluyla yayınlamış kamuoyunun da bilgisi dahilindedir. 

‘İSPAT HAKKINI KULLANMAM ENGELLENDİ’

Mahkemenizce,  Anayasa 39. Maddesi ile TCK 127. Maddesindeki ispat hakkımı kullanmam engellenmiştir. İspat hakkı, bu davada dahi kullanılmayacaksa hangi davada kullanılacaktır. Bu düzenleme tam da bu ve benzeri davalarda savunma hakkının bir parçası olarak yürürlüğe konulmuştur. Bu hakkın tarafıma kullandırılmaması, soruşturmanın başından itibaren tüm taleplerimizin reddedilmesinin yarattığı izlenim, hakkımda verilecek kararın davanın başından itibaren belli olduğu görüntüsüdür. 

Ayrıca savunma sınırı içerisinde kullanılmış olan beyanların somut vakalarla desteklendiği açıkça ortadadır. İstanbul CBS tarafından yürütülen soruşturma kapsamındaki verilerin savunma dilekçesinde kullanılmış olması TCK 128. maddesinde düzenlenen savunma dokunulmazlığı sınırı içerisinde kalındığını göstermektedir. Avukatlar görevlerini ifa ederken belli koşullar içinde bazı isnatlarda bulunabilir, bunu yaparken de bazen muhatapları küçük düşürücü ifadeler kullanabilirler. Tarafıma yöneltilen suçlamalar da tamamen savunma dokunulmazlığı kapsamındadır.

‘BAŞBAKAN OLDUĞU DÖNEMDEYDİ’

Dilekçede açıkça belirtildiği üzere müştekiye, “AKP Genel Başkanı ve Başbakan Tayyip Erdoğan” şeklinde hitap edilmiş olup bu cümlenin cumhurbaşkanına hakaret kastı taşıdığı iddiası kabul edilemez niteliktedir. Yazı içeriğindeki kastın ne olduğu ve muhatabın kim olduğu açık olup cumhurbaşkanlığıyla ilgili herhangi bir ibare ve ima dahi bulunmamaktadır. 

‘ELEŞTİRİLERİ KABULLENMELİ’

 Müşteki, siyasi parti genel başkanı ve cumhurbaşkanı olup siyasi faaliyetleri sebebiyle kendisine yönelen siyasi eleştirileri kabullenmelidir. Kendisini eleştiren on binlerce kişi hakkında şikayetçi olarak eleştirilerin sonlanacağı düşüncesinden vazgeçmelidir. 

ÖLÜM ORUCUNDAKİ AVUKATLARA SES

Son olarak, savunmalarımın başlangıcında da belirttiğim üzere huzurda yargılanan yalnızca şahsım değil savunma mesleğidir. Pek çok meslektaşımız, mesleki faaliyetleri sebebiyle yargılanmaktadır. Başta adil yargılanma taleplerinin kabul edilmemesi sebebiyle ölüm orucunda şu anda hayati tehlikeleri bulunan avukat meslektaşlarımız Av. Aytaç Ünsal ve Av. Ebru Timtik olmak üzere tüm meslektaşlarımızın adil yargılanma taleplerinin kabul edilerek sağlıklarına ve özgürlüklerine kavuşmalarını talep ediyorum. Kendi adıma ise herhangi bir talebim bulunmamaktadır.Tarih bizi beraat ettirecektir.

ERTELEMESİZ 10 AY HAPİS

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Adalet İçin Hukukçular üyesi Özgür Urfa’ya 2014 yılında yazdığı bir temyiz dilekçesi içeriği nedeniyle “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan 10 ay hapis cezası verdi. Mahkeme, “sanığın yargılama sürecinde pişmanlık göstermemesi” ve "erteleme talep etmemesi" gerekçesiyle cezayı ertelemedi.