Temelli: Diyarbakır'da 'Kürdistan var', İstanbul'da 'yok' diyorlar

Binali Yıldırım'ın Diyarbakır'daki konuşmasını "samimiyetsiz" olarak değerlendiren HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, “Samimi değiller, bir yandan Kürdistan diyorlar, diğer taraftan Bitlis'te, Tatvan’da Kürtçe tabela kaldırıyorlar. Kürdistan demekle bu halk size oy vermez” dedi.



07-06-2019 12:33

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Ramazan Bayramı nedeniyle kent kent dolaştı, halkla buluşarak bayramlaştı. Batman’da dün coşkuyla karşılanan Temelli, 31 Mart seçiminden önce AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın "Benim ülkemde Kürdistan yok" sözlerinin ardından AKP'nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Binali Yıldırım’ın dün Diyarbakır'da "Atatürk'ün kurduğu Meclis’te Kürdistan mebusu da vardı" şeklindeki sözlerini, 23 Haziran İstanbul seçimlerini ve PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın 7 maddelik masajlarını Mezopotamya Ajansı'na (MA) değerlendirdi. 

Diyarbakır’a dün gelen AKP'nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Binali Yıldırım'ın “İstiklal mücadelesini başlatırken daha savaş yıllarında bile Ankara’da Büyük Millet Meclisi’ni toplayan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün davet ettiği millet temsilcilerinin arasında Kürdistan mebusu da vardı" şeklindeki sözlerini değerlendiren Temelli, Yıldırım'ın Kürdistan'a dair söylemlerinin samimiyetsiz olduğunu söyledi. Temelli, AKP'nin halklarla barışık olmayan bir iktidar olduğunu, kavramları ve değerleri de işine geldiği gibi kullandığını kaydetti. Temelli, “Günlük siyasetin içinde kendi siyasetlerine uygun olduğu sürece bazı söylemleri çok rahat kullanır. Kendi hesabına gelmediği zamanda bu söylemleri terk eder. Bu sözleri Yıldırım kullandı, daha önce Erdoğan da kullandı. Erdoğan yeri geldiğinde inkar da etti. Kaldı ki Kürdistan gerçeği çok net bilinen bir şey. 1921 Anayasası bu topraklarda yapılan en çoğulcu anayasadır. 72 milletin temsileyetini esas alan bir yaklaşım var. Velev ki bu anayasa olmasın, bir gerçeklik var. İnsanlar eşyayı adı ile çağırır. AKP bir yandan Kürdistan diyor diğer yandan ise Bitlis'te, Tatvan'da Kürtçe tabelaları kaldırıyor. Anadili yok sayıyor. Kürtçesi, Ermenicesi ile daha birçok halk bu topraklarda yaşıyor. Seçim hesapları üzerinden bugün onlara göre Kürt var ve bunun üzerinden bir dil oluşturuyorlar. Bugün Diyarbakır'da Kürdistan var diyorlar, yarın İstanbul'da Kürdistan yok diyebiliyorlar. Dediğimiz gibi samimiyetsiz ve tükenmiş bir siyasettir" değerlendirmesinde bulundu. 

‘DEMOKRATİK İTİFAK’

AKP'nin Kürtleri seçimden seçime hatırladığına dikkat çeken Temelli, şunları söyledi: “Kürt meselesi bir kavşaktır. Türkiye'nin en temel meselesi Kürt meselesidir. Türkiye'de demokrasi sorunu, emek sorunu, ekonomik kriz yani tüm bunlar çözülecekse bu kavşaktan geçmek zorundasınız. Bunlar böyle iken çözümün de muhatapları vardır. Sayın Abdullah Öcalan ile açlık grevleri sonrası yapılan görüşme ile bu bir kez daha açığa çıkmıştır. Bunun nasıl çözüleceğinin tarihi bir geçmişi vardır. Bunları görmezden gelerek Kürtleri seçimden seçime hatırlamak AKP'nin alıştığımız taktiklerinden birisidir. Bunun kendi hesabına evirme telaşında olduğunu bütün çıplaklığı ile ortadır. Demokratik bir müzakere, demokratik bir açılım için ise AKP'ye değil demokratik bir ittifaka ihtiyacımız var.”

'YOLUN SONU'

Cumhur İttifakı gibi şoven duygularla hareket eden ve halkları ötekileştiren söylemleri kullanan anlayışlar ile Türkiye'nin ilerleyemeyeceğine vurgu yapan Temelli, "Meseleye çözüm üretmeyen AKP aklı ile karşı karşıya kalıyoruz. 17 yıldır bu aklı iyice tanıyoruz. Bu söylemler de toplumun beklentilerine yönelik bir siyaset değil kendi iktidarını kotarmaya çalışan bir siyasettir. Artık herkes yolun sonuna gelindiğinin farkında" diye konuştu.  

'HAFIZA TAZELİYOR'

Öcalan'ın avukatları aracılığıyla gönderdiği mesajlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Temelli, 6 Mayıs'ta açıklanan mektuptaki yedi maddenin kapsamının çok geniş olduğu tespitinde bulundu. Rojava'dan müzakerelere, buradan da demokrasiye kadar her konunun yedi maddede kısaca anlatıldığını belirten Temelli, Öcalan'ın çok tutarlı bir şekilde 2013'teki tutumunu sürdürdüğüne vurgu yaptı. Öcalan'ın Dolmabahçe Mutabakatı sürecini yaşamış olduğu hatırlatmasında bulunan Temelli, "Süreci yakından yaşayan biri olarak hafızayı tazelemiş oluyor. Meseleyle yüzleşmeye davet ediyor. 30-40 günlük süre nasıl değerlendirilebilir. Hem seçim tarihine denk geliyor hem de birazda bunun etrafında dönen bir sürece denk geliyor. Herkes kendi payına düşen adımı atacaktır. Atmalıdır. Siyaset bu anlamıyla samimiyete ihtiyaç duyuyor, adalete ihtiyaç duyuyor, hakikate nasıl adım attığını hep birlikte yaşayacağız göreceğiz" şeklinde konuştu. 

‘DEMOKRASİ İTTİFAKI ÇAĞRISI YAPIYORUZ’

Öcalan'ın 2013 yılında ortaya koyduklarına sıkı sıkı bağlı olduğunu yineleyen Temelli, "Dolmabahçe önemlidir. 2013'den 2019 geçen 6 yıla ilişkin değerlendirilmeler var. HDP'ye dönük eleştiri var. HDP üstüne düşeni tam yapmamış olabilir. Demokratik kamuoyunda inisiyatifsiz kalmış, AKP de bundan yararlanmış. AKP bu sorunları çözemez diyorum, çünkü 4 yıl boyunca OHAL ve KHK ile iktidarını, Cumhurbaşkanlığı sistemi ile çözümsüzlük üzerine kuruyor. Karşımızda savaş politikası ile tekçi bir iktidar modeli var. AKP bunu terk etmediği sürece demokrasiye katkı sağlayamaz. Kendi içinde dahi alternatif parti tartışmaları var ve bunu da görüyoruz. Kendi içlerinde dahi parti kurma çalışması tartışması başlamışsa demektir ki Türkiye'yi demokratikleştirmesi beklenemez. HDP'nin eksiklerini düzeltmesi için çalışması gerekiyor ki bunları da yapıyor. HDP eksikliklerini tamamlayacak. Çünkü HDP'siz bir demokratikleşmeden bahsedilemez. O yüzden biz demokrasi ittifakı çağrıları yapıyoruz" diye konuştu. 

Temelli, "Türkiye’de demokrasi meselesinde samimi olmalıyız. Herkes taşın altına elini koymalı. Tüm toplumsal kesimler, sendikalar, kadın örgütleri, çevre örgütleri, siyasi partiler ve toplumsal muhalefetin dinamikleri inisiyatif almalı. Siyasi partilerin ittifakları sınırlı kalır, önemli olan barış için toplumsal ittifak kurmasıdır. Bunu da sağlamalıyız. Seçim hesapları üzerinden değil" dedi. 

İSTANBUL SEÇİMİ

Seçimlere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Temelli, 31 Mart sonrası Yüksek Seçim Kurulu (YSK) eliyle hukuksuzluklar gerçekleştiğini söyledi. Yaşanan hukuksuzlukların sonuncusunun İstanbul'a yansıdığını vurgulayan Temelli, Tatvan, Malazgirt, Viranşehir'de yapılan onca başvurunun kabul edilmemesinin hukuksuzluk tarihine geçtiğini belirtti. Temelli, hukuksuzların YSK marifeti ile hayata geçirildiğini belirterek, 23 Haziran'da sadece İBB başkanının belirlenmeyeceğine işaret etti. Temelli, şunları kaydetti: “Hukuksuzluğa Türkiye'nin her yerinden tepki oluştu. Gerekçeli kararlarda dahi bir şey olmadığını gördü herkes. Dolayısıyla bütün bu hukuksuzluğa karşı bir itiraz olacaktır. İstanbul seçimi bir referandum olacaktır. Demokrasi mi tekçi rejim mi? Demokrasi mi faşizm rejimi mi? İşte bu oylanacak. Erdoğan oylanacaktır. O yüzden telaşla Diyarbakır'a geliyorlar. Kürtleri keşfediyorlar! Samimi değiller bir yandan Kürdistan diyorlar, diğer taraftan Bitlis'te Van'da tabela kaldırıyorlar. Telaş sarmış dört bir yanlarını, Kürdistan'ı zikretmeleri bundan. İstanbul sonuçları rejimin gidişatını belirleyecektir.” 

AKP'nin düştüğü telaş ile birlikte Kürtleri homojen bir parti gibi düşünerek günlük siyasi taktikler deneyerek hareket ettiğini dile getiren Temelli, ülkede 25 milyon Kürt olduğunu ve bunların yarısının seçmen olduğunu söyledi. “Kürdistan demekle bu halk size oy vermez” diyen Temelli, “7 Haziran'ı hatırlayın o zaman daha rahat herkes Kürdistan diyordu. Görüşmeler vardı. Tüm bunlara rağmen halk HDP'yi destekledi. HDP seçmeni günlük siyasi tavır ile tercihlerini belirlemez. Nedeni de şudur, halk HDP'nin taban örgütü, yani en büyük örgütüdür. Bu halkın da hafızası çok tazedir. Afrin'de olanlar, Kobanê'de olanlar, Kürt kentlerinde yaşananlar belleklerde çok tazedir. Tüm bunlar tazeliğini koruyor. Toplumsal barış iktidar tarafından dinamitlendi” şeklinde konuştu.