Tekirdağ Kadın Platformu'ndan Emine Bulut eylemi

Tekirdağ Kadın Platformu, boşandığı erkek tarafından katledilen Emine Bulut için bir basın açıklaması düzenleyerek İstanbul Sözleşmesi'nin ve 6284 sayılı kanunun uygulanmaya devam edilmesi çağrısı yaptı.



27-08-2019 16:35

İleri Haber - Tekirdağ

Tekirdağ Kadın Platformu, Kırıkkale'de 4 yıl önce boşandığı Fedai Baran tarafından 10 yaşındaki çocuğunun önünde bıçaklanarak hayatını kaybeden Emine Bulut için Tekirdağ Merkez'de basın açıklaması düzenledi.

CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer'in de katıldığı ve sık sık "Yasayı uygula, kadını yaşat", "Asla yalnız yürümeyeceksin" gibi sloganların atıldığı eylemde, basın açıklamasını Tekirdağ Kadın Platformu'ndan Selda Kara okudu.

Yapılan basın açıklamasının tamamı şu şekilde:

ÖLMEK İSTEMİYORUZ!

Bugün burada son sözleri “Ölmek istemiyorum!" olan, 10 yaşındaki evladının “Anne, lütfen ölme!” feryatları arasında eski eşi tarafından katledilen Emine Bulut ve öldürülen tüm kadın kardeşlerimiz için buluştuk. 

Bu ülkede kadınların, çocukların yaşadıklarına bir kez daha tanıklık ettik. Yetkisi olup da kadın cinayetlerini durdurmak için kılını kıpırdatmayanlara Emine'nin son sözlerini hiçbir zaman unutturmayacağız.

Emine Bulut'un öldürülmesi, ülkemizdeki kadın cinayetleri gerçeğini tüm açıklığıyla gözler önüne serdi. Kadınlara reva görülen şiddet en ağır, en vahşi biçimiyle maalesef bir kez daha karşımızda. Bu ülkede kadınlar yaşama hakkı için, öldürülmemek için yıllardır mücadele ediyor. Peki kanun koyucular ne yapıyor? Savcısı, hakimi, kolluk güçleri, bu ülkenin bakanları; bu ülkede kadınlar öldürülürken ne yapıyor? Daha neyi bekliyorsunuz? Daha kaç kadın ölmeli bu kıyıma “DUR!” demek için?

Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanı, Emine Bulut öldürüldükten sonra sadece “Sıfır tolerans anlayışıyla davaya müdahil olacağız” diyerek bu işin içinden sıyrılmamalıdır. Bu ülkede kadına yönelik şiddete, kadın cinayetlerine karşı sıfır tolerans politikasını tamı tamına uygulanmak zorundadır. 

KADIN CİNAYETLERİ ÖNLENEBİLİR

Kadın cinayetleri ve kadınların her gün yaşadıkları şiddet; kadın cinayetlerine, kadına yönelik şiddetin çözümü olan İstanbul Sözleşmesi'ne, 6284 sayılı koruma kanununa, kadınların nafaka hakkına yapılan saldırıların; kadınların boşanmasının zorlaştırılmasının, toplumsal cinsiyet eşitliğinin ortadan kaldırılmaya çalışılmasının, kadın düşmanı politikaların bir sonucudur.

İstanbul Sözleşmesi'ne, 6284 sayılı kanuna saldıranlar 'yuva yıkan yasa' diyenler bilmelidir ki o yasalar kadınların hayatta kalması için bir şifredir. Artık herkes kararını vermeli: Ya kadınların öldürülmeden, şiddet görmeden yaşamaları için gereken neyse yapılmalı ve yanlarında yer alınmalı; ya da bu tür saldırılara devam edip "Ölmek istemiyorum" diyen Emine Bulut'u, annesi "Çok acı çekmiştir, keşke kurşunla öldürselermiş" dediği Özgecan Aslan'ı, 9 yaşındaki Müşerref'in "Ben annemsiz uyuyamam ki. Ne olur doktorlara biraz para verin de annemi yaşatsınlar" diyerek kaybettiği annesi Tuğba Erkol'u ve daha nicelerini öldüren katillerin safında yer alacaksınız.

Kadın cinayetleri afet değildir. Kadın cinayetlerini durdurmak mümkündür. Kadın cinayetlerini durdurmak için somut adım atılmadan geçen bir gün bile artık fazladır.

Yıllardır söyledik, mücadelesini verdik, elbette ki mücadeleye devam edeceğiz. Artık kadın cinayetlerini durdurmak için siyasi irade ortaya koyulmalıdır. Kadın cinayetlerinin reçetesi eşitliktir ve eşitliğin sağlanması için izlenecek politikalardır. İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Koruma Kanunu etkin bir şekilde uygulanmalıdır. İstanbul Sözleşmesi'nin sunduğu, şiddeti önleme, şiddetten koruma, etkin kovuşturma, kadınları güçlendiren politika yükümlülükleri yerine getirilmelidir. 

Nasıl ki, Özgecan'ın öldürülmesi kadınların mücadelesi için bir dönüm noktası olduysa, Emine’nin öldürülmesi de kadın cinayetlerinin son bulmasında bir dönüm noktası olsun. Çocuğunun gözleri önünde öldürülen, “Ölmek istemiyorum" diye haykıran Emine Bulut, bu ülkedeki tüm kadınların çığlığıdır. Onun son sözleri, tüm kadınların sözüdür. Bizi çözüme kavuşturacak şeyse, ancak ve ancak, sürekli ve örgütlü mücadelemiz olacaktır. Asla yalnız yürümeyeceğiz ve kadın cinayetlerini durduracağız!