Tarih kitaplarında 'Sevr' değişikliği

Kurum Başkanı Turan, Sevr'in tanımlamasına ilişkin girişimde bulunulacağını kaydetti.



09-08-2018 12:51

Türk Tarih Kurumu Başkanı Refik Turan, okul kitapları ve çeşitli kaynaklarda Sevr'in "antlaşma" değil "belge" olarak anılması için girişimde bulunacaklarını açıkladı.

AA'dan Burcu Çalık'ın haberine göre, "Sevr, bizim için bir antlaşma değildir" ifadesini kullanan Turan, antlaşmaların devletlerarası karşılıklı kabule ve imza altına almaya dayalı belgeler olduğunu belirterek, Sevr’in bir dayatma olduğunu söyledi. 

"’Sevr Antlaşması’ deniliyor. Bundan sonra biz kurum olarak da 'belge' diyeceğiz, Sevr belgesi. Antlaşma yok çünkü imzalanmadı, tanınmadı" diyen Turan, Sevr'in "belge" olarak anılmasının tarih kitaplarını, ilgili kurum ile kuruluşları ve hatta medyayı içerisine alan topyekün bir çalışma olduğunu ifade etti. 

Turan, "Bu konuda bilimsel görüşümüzü ortaya koyacağız, tavsiyemizi yapacağız. Müeyyide gücümüz yok ama bunu yerleştirmek için uğraşacağız." dedi.

SEVR ANLAŞMASI NEDİR?

10 Ağustos 1920'de, Birinci Dünya Savaşı'nın İtilaf Devletleri Britanya İmparatorluğu, Fransa, İtalya, Japonya, Ermenistan, Belçika, Yunanistan, Hicaz Krallığı, Polonya, Portekiz, Romanya, Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı, Çekoslovakya ile mağlup Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan antlaşmadır.

ANTLAŞMAYI İMZALAYAN OSMANLI HEYETİ

Eski Maarif Nazırı (Milli Eğitim Bakanı) Bağdatlı Mehmed Hadi Paşa, eski Şura-yı Devlet (Danıştay) Reisi Rıza Tevfik Bey ve Bern Sefiri Reşat Halis Bey.

ANTLAŞMANIN ÖNEMLİ MADDELERİ

(Madde 27-36): Edirne ve Kırklareli dahil olmak üzere Trakya'nın büyük bölümü Yunanistan'a; Ceyhan, Antep, Urfa, Mardin ve Cizre kent merkezleri Suriye'ye (Fransız Mandası); Musul vilayeti en kuzeydeki kazası İmadiye dahil tamamen El Cezire'ye (Birleşik Krallık Mezopotamya Mandası, sonradan Irak) İstanbul Osmanlı Devleti'nin başkenti olarak kalacak.

(Madde 37-61): İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile Marmara Denizi silahtan arındırılacak, savaş ve barış zamanında bütün devletlerin gemilerine açık olacak; Boğazlar'da deniz trafiği on ülkeden oluşan uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecek; komisyon gerekli gördüğü zaman Müttefik Devletler'in donanmalarını yardıma çağırabilecek.

(Madde 152-207): Osmanlı İmparatorluğu'nun askeri kuvveti, 35.000'i jandarma, 15.000'i özel birlik, 700'ü padişahın yanındaki güvenlik birliği olmak üzere 50.700 kişiyle sınırlı olacak ve ağır silahları bulunmayacaktı.Türk donanması tasfiye edilecek, Marmara Bölgesi'nde askeri tesis bulunduramayacak, askerlik gönüllü ve paralı olacak, azınlıklar orduya katılabilecek, ordu ve jandarma Müttefik Kontrol Komisyonu tarafından denetlenecek;