Taksim Dayanışması: Gezi tutuklularını yalnız bırakmayacağız

Taksim Dayanışması: Gezi tutuklularını yalnız bırakmayacağız

Taksim Dayanışması, Gezi Davası kararlarına ve cezaevindeki hukuksuzluklara ilişkin basın toplantısı yaptı.

İleri Haber

Taksim Dayanışması, 25 Nisan’da Gezi Davası kapsamında verilen hapis cezalarının ardından gerekçeli karara yapılan itiraz, hukuki süreç ve Bakırköy ile Silivri Cezaevlerindeki hukuksuz koşullara ilişkin basın toplantısı düzenledi.

Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nde düzenlenen basın toplantısında yapılan açıklamada adalet ve özgürlük talebi yinelenirken, “Son derece açık bir biçimde bir kez daha söylüyoruz: Bu karanlığa teslim olmayacağız!  Tek adam rejiminin ihtiyaçlarına göre karar veren mahkemelerin hukuksuz, tanıksız, kanıtsız, keyfi ve tutarsız kararlar aldığı bu rejim karşısında adaleti savunmaya, demokrasiyi savunmaya, en temel anayasal haklarımızı savunmaya devam edeceğiz!” denildi.

Gezi Davası’nda 18 yıl hapis cezası alan Mücella Yapıcı’nın kelepçeli şekilde muayene edilmesi ve cezaevlerindeki hukuksuzlukların hatırlatıldığı açıklamada “Bu ülkenin Adalet kurumları, haksız yere tutuklu olan arkadaşlarımız başta olmak üzere, cezaevlerinde bulunan tüm yurttaşlar için, kelepçeli muayene gibi insan onuruna ve evrensel protokollere aykırı bir şekilde gerçekleştirilen hukuksuz uygulamalara engel olmak zorundadır” ifadeleri kullanıldı.

Gezi tutukluları serbest kalıncaya kadar mücadeleye devam edileceğinin altı çizilen basın açıklamasının tamamı şöyle:

“25 Nisan’da ülkemizin demokrasi, hukuk ve adalet tarihine kara bir leke olarak geçerek ağır cezalar ve tutuklamalarla sonuçlanan Gezi Davası’na ilişkin gerekçeli kararı, sonrasında yapılan itirazı ve beraberindeki hukuki süreçleri, Bakırköy ve Silivri cezaevlerindeki hukuksuz koşulları değerlendirmek; bu kurgu dava sonucu verilen sipariş kararlar karşısında adalet ve özgürlük talebimizi ısrarla dile getirmek; hukuksuzluğu şiar edinen bu karanlığa karşı sonuna kadar mücadele edeceğimizi bir kez daha hatırlatmak üzere bir araya geldik.

Biliyoruz ki bu karanlık; sadece kent, demokrasi ve hukuk emekçisi arkadaşlarımız Mücella YAPICI’YI, Tayfun KAHRAMAN’I, Can ATALAY’I değil; ülkenin her kentinde yaşam alanlarına sahip çıkanları, bilimin ve hukukun izinden ayrılmadan meslek ilkelerinin gereğini yaptıkları için bu kirli rant düzenine karşı kamuyu savunanları, maden ocaklarından derelere zehir akmasın diye doğayı koruyanları, bu uğurda mücadeleyi bırakmayan demokrasi kurumlarını ve emekçilerini cezalandırmak istiyor.

Biliyoruz ki bu karanlık sadece Çiğdem MATER’i, Hakan ALTINAY’ı, Mine ÖZERDEN’i ve Osman KAVALA’yı değil; yurttaşlık bilinciyle temel hak ve özgürlükleri savunan sivil toplum kurumlarını, bu kurumlarda daha güzel bir gelecek için karşılıksız emek veren yurttaşları, sanatçıları, düşünce insanlarını cezalandırmak istiyor.

Hukuksuzluğu şiar edinen bu karanlık; Gezi Direnişinden bugüne özgürlüğüme müdahale etme diyen kadınları, biz de buradayız diyen LGBTİ+ bireyleri, baskıya ve şiddete karşı ses çıkaran milyonları, onurlu bir yaşam sürmek için emeğiyle geçinen ve alın terini sonuna kadar savunan emekçileri, barınma hakkı, özerk ve özgür üniversite için direnen öğrencileri, adalet talebini dilinden düşürmeyen anneleri cezalandırmak istiyor.

Son derece açık bir biçimde bir kez daha söylüyoruz: Bu karanlığa teslim olmayacağız!  Tek adam rejiminin ihtiyaçlarına göre karar veren mahkemelerin hukuksuz, tanıksız, kanıtsız, keyfi ve tutarsız kararlar aldığı bu rejim karşısında adaleti savunmaya, demokrasiyi savunmaya, en temel anayasal haklarımızı savunmaya devam edeceğiz! 

Gerekçeli karar adı altında hazırlanan belge, 18’er yıl hapis ve ağırlaştırılmış müebbet gibi son derece ağır cezaları gerekçelendirememiş; aksine bu kararların meşru olmadığını, herhangi bir somut delile ve olaya dayanmadığını ispat etmiştir. Adalet sağlanmak zorundadır! Bu ülkenin yargısı, bu ülkenin mahkemeleri eşitsizliklere, vicdansızlıklara güç vermek yerine, haksız tahrik indirimiyle erkek şiddetini ödüllendirmek yerine Adaleti sağlamak zorundadır! Bu ülkenin Adalet kurumları, haksız yere tutuklu olan arkadaşlarımız başta olmak üzere, cezaevlerinde bulunan tüm yurttaşlar için, kelepçeli muayene gibi insan onuruna ve evrensel protokollere aykırı bir şekilde gerçekleştirilen hukuksuz uygulamalara engel olmak zorundadır.

Bizler, 2013’ün Haziran’ında Gezi Parkı’ndaki o rengarenk, dayanışmacı anlayışı bugüne ve geleceğe taşımaya, Demokrasi için, Eşitlik için, Özgürlük için, geleceğimiz için ADALET talebini yükseltmeye devam edeceğiz.

Bu hukuksuzluk, bu keyfilik, bu adaletsizlik, bu vicdansızlık, bu düşmanlık sona erinceye kadar, arkadaşlarımız serbest bırakılıncaya kadar, dünya hukuk tarihine kara bir leke olarak girecek bu davalar geri çekilinceye kadar mücadeleye devam edecek, arkadaşlarımızı yalnız bırakmayacağız!”