Tahir Elçi cinayetinde delillerin karartıldığı ifadesi dosyaya girdi

Üzerinden 4 yıl geçen Tahir Elçi cinayetinde delillerin karartıldığı ifadesi dosyaya girdi. Diyarbakır Barosu avukatları, başka kanıtların da karartılmış olabileceğini gösterdiğinden dolayı bu ifadenin büyük öneme sahip olduğunu söyledi.



27-11-2019 17:13

Diyarbakır Barosu Başkanı “Barış Elçisi” olarak anılan avukat Tahir Elçi, Dört Ayaklı Minare’nin önünde yapılan basın açıklamasının ardından katledilmesinin üzerinden 4 yıl geçti. Tahir Elçi’nin yarın ölüm yıldönümü.

Diyarbakır’ın ortasında güpegündüz işlenen cinayetin üzerinden 4 yıllık bir süre geçmesine rağmen, soruşturma dosyasında tek bir şüpheli yok.

T24'ten Gökçer Tahincioğlu'nun haberine göre, bir şüphelinin dahi neden bulunamadığını açıkça ortaya koyan önemli bir tanık ifadesi Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın dosyasına girdi. 3 Ağustos 2016’da verdiği ifadede Elçi dosyasındaki bazı kanıtların karartıldığı iddiasını ortaya atan Adli Tıp Kurumu çalışanı Mehtap Altuğ’un bu beyanlarının kamuoyuna yansımasının ardından yeniden ifadesinin alındığı ortaya çıktı.

‘BAŞKA KANITLAR DA KARARTILMIŞ OLABİLİR’

Altuğ, 11 Ekim 2019’da İstanbul Emniyeti’ne tanık sıfatıyla verdiği ifadede, çalıştığı kurum olan Adli Tıp Kurumu’nun, "Yalan, iftira, suç duyurusunda bulunacağız" açıklamasına karşılık, "2016’da alınan ifadem doğrudur, bana aittir. Arkasındayım" dedi. Altuğ’un bu ifadesi, Elçi cinayeti soruşturma dosyasına girdi. Diyarbakır Barosu avukatları, Altuğ’un ifadesinin sadece somut olarak ortaya attığı iddia açısından değil, Elçi cinayetiyle özel olarak uğraşıldığını, başka kanıtların da karartılmış olabileceğini gösterdiğinden dolayı büyük öneme sahip olduğunu söyledi.

 ‘DELİL KARARTILDI’ İFADESİ

11 Ekim 2019’da İstanbul Emniyeti tarafından alınan ve Diyarbakır Başsavcılığı’na gönderilen, Adli Tıp Kurumu çalışanı Mehtap Altuğ’un verdiği ifadeye göre, 3 Ağustos 2016’da verdiği ifadede Tahir Elçi cinayeti ile ilgili delilin UYAP’tan silindiğini söylediği açığa çıkmıştı. Açıkça delil karartıldığını söylüyordu. Alındıktan 3 yıl sonra, geçtiğimiz aylarda ortaya çıkan bu ifadeyle ilgili olarak Diyarbakır Barosu, suç duyurusunda bulundu. Aynı zamanda Diyarbakır Başsavcılığı’ndan olayın araştırılmasını istedi. İfade, doğrudan dosyaya girmemişti ve nedense dosyaya gönderilmemişti. FETÖ soruşturması kapsamında alınan ancak cinayetle ilgili önemli bilgiler içeren 2016 tarihli ifadenin cinayet dosyasına neden gönderilmediği sorusunun yanıtı ise belirsiz.

‘DOSYA DİYARBAKIR’A EKSİK GİTTİ’

Altuğ’un 2016’da ifadesinde şunları söyledi:

"En son yaklaşık 4 ay önce Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin ölümü ile ilgili olarak delil torbaları içerisinde kovan, Eküvyon çubukları vardı, kamera cihazları vardı. Bu dosya uzman olan Arif Bingöl’e zimmet verildi. Dosyanın diğer partnerleri ben ve Turgay Kandemir idik. Polisin yapmış olduğu incelemede bir eküvyon çubuğunda DNA bulunamadı şeklinde belirtilmişti. Ancak Arif Bingöl erkek DNA profiline ait tespit yaptı. Bu durum rapor olarak UYAP projesine girildi. Arif Bingöl yazıyı e-imzalı olarak bana gönderdi. Ben yazıyı sistem üzerinden imzaladım. 3. partner de imzaladı. Evrak biyoloji bölüm başkanı Bestami Çolak’ın imzasına sunulmak üzere sistemden gönderildi. Bölüm Başkanı Bestami Çolak benim de bulunduğum bir ortamda Arif Bingöl’e kurum başkanı Yalçın Büyük’ün ve Başkan Yardımcısı Ömer Müslümanoğlu da dosyadan o maddeyi çıkartın şeklinde talimat verdi dedi. UYAP yargı ağı sisteminden ise Bestami Çolak dosyayı reddetti. Dosya içerisinde DNA analizlerinin yer aldığı kurum içi laboratuvar programı ALİS isimli program içerisinde yer almaktadır. Bu husus sabittir. Kurum Başkanı Yalçın Büyük, Başkan Yardımcısı Ömer Müslümanoğlu ve bölüm başkanı Bestami Çolak’ın talimatı ile bulunan DNA örneği dosyadan çıkartıldı. Yukarıda da izah ettiğim gibi dosyanın sahibi Arif Bingöl DNA örneğini dosyadan çıkartarak yeni bir dosya hazırlandı ve bu yeni dosya imzalanarak Diyarbakır’a gitti."

‘YALAN, İFTİRA, SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIZ’

Adli Tıp Kurumu, kurum çalışanının açığa çıkan bu ifadesi ile ilgili olarak, geçen Eylül’de yaptığı açıklamada, "iddialar tamamen yalan ve iftiradan ibarettir. Suç duyurusunda bulunacağız" ifadelerini kullandı.

Açıklamada, "Üzerinde şarjör, kabza, tetik, sürgü ve fişekler yazılı toplam 5 (beş) adet bulgu zarfı içinden daha önce yapılan inceleme amaçlı uç kısımları kesik eküvyon çubukları ile kan örneği üzerinde DNA incelemesi yapılmış ve eküvyonlardan sadece sürgü olarak isimlendirilmiş olan eküvyonda mukayeseye elverişli olmayan nitelikte DNA elde edilmiş, diğer örneklerde ise DNA tespit edilmemiş ve buna yönelik hazırlanan rapor 15.01.2016 tarihinde Başsavcılığa gönderilmiştir. Dolayısıyla iddia edildiği üzere, tespit edilmiş olup da rapora geçirilmemiş herhangi bir DNA verisi söz konusu değildir. Bu DNA analizlerine ait izolatlar mevzuatımız çerçevesinde laboratuarımızda muhafaza edilmekte olup, gerektiğinde yeniden inceleme imkanı bulunmaktadır. Ayrıca kanıtlar her türden yeniden inceleme ve denetime imkan sağlayacak şekilde muhafaza edilmektedir. İncelemelerin tümü bilimsel standartlar çerçevesinde, büyük bir titizlikle yapılmış olup; haber kaynağı olan ilgili çalışanın ifadesi başından sonuna kadar yalan ve iftiradan ibarettir. Adli Tıp Kurumu olarak ilgili hakkında adli soruşturmayı ve kamuoyunu yanlış yönlendirme, iftira, Kurum ile çalışanlarını zan altında bırakması nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacağı ve idari açıdan da gereğinin yapılacağı hususlarını kamuoyunun bilgisine saygı ile sunarız" denildi.

‘İFADELERİM DOĞRUDUR’

Ancak halen Adli Tıp’ta çalışan Altuğ, geri adım atmadı. Diyarbakır Başsavcılığı’nın talebi üzerine Ekim ayında yeniden ifadesi alındı. Tanık sıfatıyla alınan bu ifadesinde Altuğ, önceki ifadesinin arkasında olduğunu söyledi. Savcılık dosyasına birkaç gün önce giren ifadede Altuğ, şunları söyledi:

"Halen İstanbul Adli Tıp’ta … uzman olarak görev yapmaktayım. Bana gösterilen 3 Ağustos 2016 tarihli Güvenlik Şube Müdürlüğü tarafından alınan ifadem doğrudur. Uzmana gelen mühürlü torba açıldığı andan itibaren bütün deliller tek tek fotoğraflarıyla birlikte ALİS sistemine kaydedilmektedir. İlk DNA incelemesinde DNA profillerinde birkaç bölge eksik çıktığı için ikinci çalışma istek yapıldı. DNA miktarı arttırılarak ikinci PCR-DNA yüklemesi istendi ve tüm DNA profilleri eksiksiz olarak başarılı şekilde elde edildi. Hatta başka kurumlarca yapılan incelemede elde edilemeyen delili bulduğumuz için kendimizi başarılı bulduk. Çünkü eser miktarda bir biyolojik delilden tam bir DNA profili elde etmek büyük bir başarıdır ve laboratuvarımızın başarısını göstermektedir. Zaten Biyoloji İhtisas Dairesi’nde adli bir dosyanın bir uzmana zimmet edilişinden rapor hazırlanana kadar geçen DNA çalışmaları ALİS sisteminde incelendiğinde beyanlarımın doğru olduğu görülecektir. Söyleyeceklerim bundan ibarettir."

"DELİL KARARTILDIĞINI GÖSTERİYOR"

Diyarbakır Barosu ve Elçi ailesinin avukatları, Altuğ’un iddialarının arkasında durmasını önemsiyor. Sözünü ettiği kanıtın tek başına cinayeti aydınlatmaya yetecek seviyede olmasa bile kanıtlarla özel olarak uğraşıldığını göstermesi açısından önem taşıdığını gösteriyor. İfadenin, başka kanıtların da karartılmış olabileceğini gösteren çok önemli bir veri olduğu görüşündeler.