Suruç Katliamı'nın yıl dönümündeki polis saldırısı protesto edildi

Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde IŞİD'li canlı bombanın kendini patlatması sonucu hayatını kaybeden 33 genç için gençlik örgütleri bugün saat 19.00'da Süreyya Operası önünde basın açıklaması yapıldı.



21-07-2019 17:12

Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde IŞİD'in saldırısı altında olan Kobani'li çocuklarla dayanışmak için 20 Temmuz 2015 tarihinde IŞİD'li canlı bombanın kendini patlatması sonucu hayatını kaybeden 33 genç için gençlik örgütleri bugün saat 19.00'da Süreyya Operası önünde basın açıklaması yapıldı.

Basın açıklamasının yapıldığı sırada sık sık "Katillerden hesabı gençlik soracak", "Suruç için adalet herkes için adalet" sloganları atıldı.

Gençlik örgütlerinin, "Gençliğin cebinde direniş, sizin envanterinizde yalan var!" diyerek yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Suruç için adalet, herkes için adalet

Suruç’ta IŞİD’in gerçekleştirmiş olduğu bombalı saldırı sonucu 33 düş yolcusunu ölümsüzlüğe uğurlayışımızın ardından tam 4 yıl geçti. Aradan geçen 4 yıl boyunca Suruç için adalet arayışımız gerek mahkeme salonlarında gerekse de sokak sokak her geçen gün biraz daha büyüdü daha fazla insanın sesi ve talebiyle buluştu.

Biz biliyoruz ki Suruç’ta 33 yoldaşımıza, dostumuza, arkadaşımıza, düş yolcusuna yönelik gerçekleştirilen bombalı saldırı sadece IŞİD’in gerçekleştirmiş olduğu bir saldırı değildi. Saldırının olduğu ilk andan itibaren devletin ve devlet kurumlarının rolüne dikkat çekmeye çalıştık. 20 Temmuz 2015’te gerçekleştirilen saldırı sonrasında, saldırıya yönelik her gelişme bizim bu konudaki düşüncelerimizi kanıtlar nitelikte olmuştur. 

Suruç’un failleri, mahkemelerde verdikleri ifadelerle bombalı saldırının planını MİT ile birlikte yaptıklarını belirtmektedir. Yine aynı zamanda bu saldırıyı her yönüyle aydınlığa kavuşturması gereken devlet, saldırının üzerini kapatmaya dahası bugün “Suruç için adalet herkes için adalet” diyen binlerin sesini kısmaya çalışmaktadır. Bu zamana kadar Suruç için adalet isteyen yüzlerce insana dava açılmış, Suruç gazileri dahil onlarca insan bu adalet arayışı sırasında tutuklanmıştır. 

Suruç ve toplumun her kesiminden insanların adalet arayışını açtıkları davalarla sönümlendiremeyeceğini bilenler, sadece bunlarla yetinmemektedir. Her yıl Suruç’un yıl dönümünde çeşitli illerde yaptığımız anma eylemlerine kolluk plastik mermilerle, kimyasal karışımlı gazlarla saldırmaktadır. Bu yıl da kolluk kuvveti, eylemin güvenliğini alacağı yerde Suruç için adalet arayanlara saldırmıştır. Yapılan bu saldırılar sonucunda Ankara ve İstanbul’da toplam 36 arkadaşımız darp ve işkence edilerek gözaltına alınmıştır. 27 arkadaşımız tamda bugün bu açıklamayı yaptığımız Kadıköy sokaklarında kameraların ve insanların gözleri önünde açık açık işkence ve darp edilerek gözaltına alınmıştır. 

Dün 18.00 ve 19.00’da gerçekleştirdiğimiz, gerçekleştirmek istediğimiz eylemlere yönelik ne İstanbul Valiliği’nin ne de Kadıköy Kaymakamlığı’nın herhangi bir yasaklama durumu söz konusu bile olmamıştır. Genel bir yasaklama yapılmadan kolluk kuvvetinin yapmış olduğu saldırı, bu saldırının emirlerinin gizli kapılar ardında verildiğini ve keyfiyetçiliğin boyutunu göstermesi bakımından önemlidir. Plastik mermiler, fiziki şiddet ve cinsiyetçi küfürlerle gerçekleştirilen polis saldırısı için kaymakamlık, “envanterimizde plastik mermi bulunmuyor” demiştir. Ancak gerek darp edilen arkadaşlarımızın aldığı adli tıp raporlarında gerekse de basına yansıyan görüntülerde kolluğun plastik mermiyi çok yoğun bir şekilde yakın mesafeden kullandığı tespit edilebilmektedir. Yani kaymakamlık açıkça yalan söylemektedir ve böylece toplumda manipülasyonla bir algı yaratmaya çalışmaktadır. 

Dün akşam 19.00’da gerçekleştirmek istediğimiz eyleme yönelik saldırılar sonucunda gözaltına alınan 27 arkadaşımızın hemen hemen hepsinin vücudunda darp nedeniyle morluklar oluşmuştur. Bir arkadaşımızın burnu kırılmış birçok arkadaşımız da yakın mesafelerden sıkılan plastik mermilerin hedefi haline gelmiştir. Şunu açıkça belirtmek gerekir ki bu saldırıların tamamı adalet arayışımızı engellemeye ve Suruç’un sesini soluğunu kısmaya dönüktür. Ancak bu saldırıları planlayanlar, bu hedeflerine hiçbir zaman yaklaşamayacaklar. Bu saldırılar Suruç korkusunun bir tezahürüdür. Her geçen gün, her yıl “Suruç için adalet herkes için adalet” talep edenlerin, bu talep için sokağa çıkanların gücü ve sayısı artacak. Bu adalet arayışımızın gücü arttıkça da bize dün olduğu gibi saldıranların aczi, korkuları, kabusları büyüyecektir. Ve biz er ya da geç kazanacağız, çünkü biz haklı bir davanın yolcularıyız, haklı bir davanın takipçileriyiz. Aynı 33 düş yolcusu yoldaşımız gibi. 

33 düş yolcusu; sosyalist, anarşist, devrimci dostumuz bu ülkenin, Ortadoğu’nun kanayan bir yarasına merhem olmaya çalışmışlardı. Sistemin suni sınırlarla birbirinden ayırdığı ama hâlâ yanı başında olan çocuklara umut, yıkılan bir kente yeni bir umut olmak istemişlerdi. Biz biliyoruz ki bu topraklarda iyiden yana olan her şey, haklıdan yana olan her şey cezasız bırakılmıyor. 33 yoldaşımız, Gezi’den Kobanê’ye, Türkiye’den Rojava’ya köprü kurmak isterken de işte bu karanlık düzeni yıkmak ve aydınlık günleri getirmek istemişlerdi. 

Şimdi bizde 33 düş yolcusunun yoldaşları olarak aydınlık, mutlu ve özgür günleri bu topraklara getireceğimizin sözünü veriyoruz. O yüzden hiçbir korkumuz, hiçbir kaygımız yok. Kolluğun, adaletsiz yargının saldırıları ile geri adım atacak değiliz. 

Suruç’un 4. yıl dönümünde bir kez daha belirtiyoruz ki “hiçbir düş yarım kalmayacak”, “Suruç’ta yitirdiklerimizin hayallerini gerçek kılacağız” ve “biz kazanacağız”. Yalanlarınız, manipülasyonlarınızla direniş ve adalet arayışımızı engelleyemeyeceksiniz. Gençliğin cebinde her zaman direniş sizin cebinizde her zaman yalanlar olacaktır.