Şule Çet davasının bilirkişi heyeti: Bulgular cinsel saldırıya işaret ediyor

Ankara’da cinsel saldırıya maruz bırakıldıktan sonra 20. kattan aşağı atılarak katledilen Şule Çet’in cinayetinin soruşturulduğu davanın dördüncü duruşması Ankara Adliyesi'nde görüldü.



16-10-2019 11:36

İleri Haber

Ankara'da cinsel saldırıya maruz bırakıldıktan sonra bir plazanın 20. katından atılarak katledilen 20 yaşındaki üniversite öğrencisi Şule Çet’in cinayetinin soruşturulduğu davanın dördüncü duruşması bügün Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

GÜNCELLEME 12.25

Mahkeme, sanıklar Çağatay Aksu ve Berk Akand’ın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Duruşma, 20 Kasım 2019 Çarşamba saat 10:00 tarihine ertelendi.

GÜNCELLEME 11.46

Sanık Çağatay Aksu'nun, sosyal medyada Şule Çet davasının paylaşıldığı #ŞuleÇetİçinAdalet hashtagini şikayet ederek "Biz sosyal medya yüzünden tutuklandık, bir gecede 11 milyon mesaj atıldı" demesi üzerine salondan "yuh" sesleri yükseldi. Aksu, sözüne "Beraat olacağım, eminim" diyerek devam etti.

GÜNCELLEME 11.00

Duruşmanın başlamasıyla sanık avukatları Şule'nin tanık olarak dinlenen arkadaşına, Şule'nin sevgilisiyle arasının neden bozuk olduğunu sordu.

Tanığın dinlenmesinin ardından bilirkişi heyeti dava kapsamında olay yeri canlandırması yapıldığını, cam ile sehpa arasındaki mesafenin ölçülmediğini ve bunun önemli bir ayrıntı olduğunu aktardı. Heyet konu hakkında şunları söyledi:

'OLAYLARIN SANIKLARIN ANLATTIĞI GİBİ OLMADIĞI GÖRÜLMEKTE'

"Şule kendini öne doğru attıysa düşmesi çok hızlı olacaktır. Sanık asılı gördüğünü söylüyor Şule Çet'i ancak bu ihtimal çok düşük. Olayın sanıkların anlattığı gibi olmadığı görülmekte. Tüm incelemeler sonucunda Şule’nin kendisini ittirerek attığını düşünerek düşüşün bir ivme ile değil serbest bir şekilde olduğu şüphesiz çok açık. Şule’nin düşerken kıyafetlerinin paraşüt etkisi yapmış olabilir deniyor. Olmaz çünkü üzerinde tayt ve dar bir kazak var.

Şule Çet'in balıklama atlamış olduğunu göz önünde bulundurursak bu şekilde atlayabilmesi iki seçenek vardır: Ya direkt balıklama olarak atladı ya da sehpaya basarak atladı. Fakat sehpada hiçbir ayak izi yok. Diğer seçeneği göz önünde bulundurduğumuzda sanığın 'kurtarmaya çalıştım' ifadesi şüpheli olduğunu görürüz çünkü eylem o an saniyeler içinde gerçekleştirmiştir ve bu kadar kısa bir süre içinde kurtarmaya çalışmak mümkün değildir. Şule'nin kafası vücudundan önce yere temas ediyor. Şule Çet düştüğü anda ayakkabı ayağında değil. Düştükten sonra ayakkabının Şule'nin kolunun altında bulunması mümkün değil.

'CİNSEL ŞİDDETİN OLDUĞU İDDİASI İLE BÜTÜNLÜKLÜ BİR VERİ...'

Şule'nin düştükten sonra kıyafetlerinin boynuna kadar katlanmış diyelim ki sehpaya çıktı ellerini koydu ama parmak izi yok. Sanık tutmaya çalıştı ve düştü, bu şekildeyken kıyafetin kıvrılması mümkün değil. Şule’nin atıldığında yarı çıplak olduğunu düşünüyoruz. Bu da cinsel şiddetin olduğu iddiası ile bütünlüklü bir veri. Olay yeri canlandırması üzerine bilim insanın davadaki açıklamasında atlama pozisyonu için pencerede parmak izi olması gerekiyor ancak incelemelerde bulunamadı. Şule'nin iç çamaşırı katlanmış. Bu düşme ile ilgili olamaz. Bu Şule'nin atılmadan önce yarı çıplak olduğunu kanıtlıyor. Düşme durumlarında noktasal kanamalar olur. Dosyanın geneline bakıldığında sıyrıklar ve maddi bulgular cinsel saldırıya işaret ediyor. Gazi Üniversitesi psikiyatri bölümü Şule'nin intihar edecek bir ruh halinde olmadığını da raporladı.

Sanık göğsünün cama çarptığını ve diğer eliyle Şule Çet'in bacağını tuttuğunu belirtiyor. Ardından da Şule ile kısa bir konuşma sonrasında Şule’nin ellerinden kaydığını belirtiyor. Ancak Şule’nin bedeninin bulunduğu nokta serbest düşmeye uygun değildir. Olay yeri keşfinde halının, sehpanın ve diğer eşyaların konumuna baktığımızda sanıkların dediği gibi orada bir olaya müdahale etme çabası olmadığını görüyoruz. Dolayısıyla bu anlatımlarda eksik olan şeyler var."

Ayrıntılar geliyor...

-------------------------------------------------------------------------

SORUŞTURMA SÜRECİ

Çet’in katledilmesinin ardından Çağatay Aksu ve Berk Akand gözaltına alındı. İlk ifadelerinin ardından Aksu ve Akand serbest bırakıldı. Otopsi raporunun da ortaya çıkmasıyla soruşturma derinleştikçe savcılık olayın cinayet olabileceği ihtimali üzerinde yoğunlaştı. Ardından soruşturma, cinayet soruşturmasına dönüştürülerek Aksu ve Akand tutuklandı.

OTOPSİ RAPORU ORTAYA ÇIKARDI

Ankara Adli Tıp Kurumu’nun hazırladığı otopsi raporu, gerçeği ortaya çıkardı. Rapora göre, Şule Çet’in cinsel saldırıya maruz kaldığına dair bulgulara rastlandı. Yine Çet’in tırnaklarında Çağatay Aksu’ya ait doku örnekleri tespit edildi. Kanında “Uyumayı tetikleyen uyarıcı madde” ile vücudunda boğuşma izlerine de rastlanan Çet’in düştüğü iddia edilen pencerede kendisine ait parmak izine ulaşılamaması ise atılma şüphesini arttırdı.

SORUŞTURMAYI YETERİNCE HIZLI YÜRÜTMEDİĞİ İÇİN SAVCI DEĞİŞİKLİĞİ YAPILDI

Soruşturma sürerken Çet’in ailesi ve kadın örgütleri tarafından çeşitli eylemlerle olayın cinayet olduğu ve savcılık tarafından yeterince etkin soruşturma yürütülmediği yönünde kamuoyu oluşturdu. Çet’in cinsel saldırıya uğradığının ortaya çıkması üzerine soruşturmayı yeterince hızlı yürütmediği gerekçesiyle savcı değişikliğine gidildi. Savcı Aykut Hüseyin Koca tarafından soruşturma tamamlanarak iddianame düzenlendi.

SAVCI AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET İSTEDİ

Savcı iddianamede; ifadeler, raporlar, tanık ifadeleri, telefon incelemeleri sonrası Şule Çet’in cinsel saldırıya maruz kaldığını ve plazanın 20. katından atılarak öldürüldüğü sonucuna ulaştı. Olaydan hemen sonra ’intihar’ diye başlatılan soruşturma, cinsel saldırı ve cinayet soruşturmasına dönüşerek, hazırlanan iddianamede Çağatay Aksu ve Berk Akand’ın ’kasten öldürme, cinsel saldırı ve hürriyetten yoksun bırakma’ suçlarından ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet ve 39 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istendi. 

ISMARLAMA MÜTALAA RAPORU HAZIRLANDI

Şule Çet’in katil zanlıları Çağatay Aksu ve Berk Akand lehine alınan mütalaa raporunda katledilen Çet'i suçlayan ifadeler kullanıldı. İlk duruşma öncesinde ortaya çıkan raporda; Çet'in antidepresan kullanması, Çağatay Aksu'nun yanında bulunması gibi sebepler cinsel saldırı ve cinayete kılıf olarak gösterildi.

Raporun istenme gerekçesi olarak öne sürülenler arasında, Çet'in 'majör depresif bozukluk' tanısı aldığı ve ölümünde kullandığı ilacın etkisinin olup olmadığı gibi soruların yer alması da katillerin aklanması için ısmarlama bir rapor olduğunu ortaya koyar nitelikte oldu.

OLAY YERİ KEŞİF RAPORUNA İTİRAZ

Çet ailesinin avukatları, olay yerinde yapılan keşif sonrası hazırlanan rapora keşif raporunun her türlü şüpheden uzak, somut ve inandırıcı olmadığı, raporda tüm delillerin irdelenmediği gerekçesiyle itiraz etti.

Çet'in pencereden atılması veya atlaması durumunda, ceset, çorap ve ayakkabıların, ilk gün olay yerinde tespit edilen pozisyonu alabileceği belirtilen raporun bilimsel yöntemlerle hazırlanmadığı ifade edilen dilekçede, Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı ile Ortadoğu Teknik Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü'nden akademisyenlerin de dahil olacağı bir kuruldan yeniden rapor alınması talep edildi.

Keşif sonrası açıklama yapan Şule Çet'in avukatlarından Onur Tatar, her türlü güvenlik önlemi alınabilecekken ve mahkeme heyetinin, avukatların, polis memurlarının olduğu bir yerde sanıkların 'güvenlik gerekçesi' ile keşif mahaline getirilmemesini eleştirmiş ve tecavüz bulgusunu ispatlayacak en önemli delillerden biri olan Şule Çet'in düştüğü yerde üzerinde bulunan kilot ve pedin hala bulunamadığına dikkat çekmişti.