Su ve Vicdan Nöbeti Koordinasyon Kurulu'ndan 'çadır' kararı

Su ve Vicdan Nöbeti Koordinasyon Kurulu, nöbete ilişkin "çadırsız devam etme" kararının alındığını açıkladı. Kararın alındığı toplantıda gönüllülerin olmadığı öğrenildi.



09-08-2019 18:03

Ezgi Zeynep Önder - Kirazlı / Çanakkale

Kaz Dağları’ndaki doğa katliamına karşı 15 gündür devam eden Su ve Vicdan Nöbeti’yle ilgili yeni bir karar alan Su ve Vicdan Nöbeti Koordinasyon Kurulu, nöbetlerin devam edeceğini ancak çadırlı konaklama yapılmayacağını açıkladı.

Su ve Vicdan Nöbeti Koordinasyon Kurulu, nöbetin seyrine ilişkin bir açıklama yaptı. Maden sahası önünde yapılan açıklamada, nöbetin alandaki çadırlar kaldırılarak devam edeceği belirtildi. Nöbeti sürdüren gönüllülerin katılmadığı bir toplantıyla alındığı öğrenilen kararla ilgili yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

 "26 Temmuz 2019 tarihinde başlattığımız Su ve Vicdan Nöbetimizin 15. günündeyiz.13 kişiyle başlattığımız nöbetimiz gün gün çığ gibi artarak, onlar, yüzlere, yüzler binlere, binler milyonlara ulaşarak sesimiz ulusal ve uluslararası kamuoyunca sahiplenilmiştir. 5 Ağustos 2019 tarihinde on binlerce insanın katılımıyla gerçekleştirdiğimiz büyük Su ve Vicdan Nöbeti buluşmasındaki açıklamalarımızda belirttiğimiz;

1.Kanadalı Alamos Gold şirketinin ve taşeronlarının Kirazlı/Balaban'daki yaşam alanlarımızdaki (toprak, hava, su) katliamlara son vermelerini,

2. Kesilen ağaç sayısının tespiti için tarafımızdan görevlendirilecek uzmanların da yer aldığı bir komisyon oluşturulmasını,

3. Kirazlı Balaban'daki doğa katliamından sorumlu olanların yargı önünde hesap vermesini,

4. Kaz Dağları ve yöresindeki tüm metalik madencilik ruhsatlarının iptal edilmesi taleplerimizin sonuna kadar arkasındayız.

İlk günkü kararlılıkla Su ve Vicdan nöbetimiz devam etmektedir. Gelinen noktada Türkiye'nin ve dünyanın dört bir yanından gelen insanlar, Su ve Vicdan Nöbetimize ve bölgede konaklamak üzere katılım göstermektedirler. Mevcut alanın fiziki koşulları bu kadar büyük bir talebi karşılamayacak durumdadır.

Bu yetersiz fiziki koşullarda yangın riski artmış, konaklayan insanların can ve mal güvenliğini koruyacak sınırları aşmıştır.

Bu nedenle;

1. Şehir merkezi ile Kirazlı/Balaban'da iki ayrı koordinasyon merkezi oluşturulacaktır.

2. Bölgeyi ziyaret etmek isteyen destekçilerin katliam alanına ziyaretleri koordinasyon kurulu aracılığıyla devam edecektir.

3. Koordinasyon merkezinde bölgeye yönelik etkinliklere devam edilecektir.

4. Kirazlı/Balaban mevkiindeki Su ve Vicdan Nöbeti alanında çadırlı konaklama yapılmayacaktır.

Bu kamuoyu bilgilendirmesi, Kent Konseyi Çevre Meclisi çatısı altındaki STK'lerin ortak kararıdır.

Yetkilileri bir kez daha uyarıyoruz, insanlığa mal olmuş, bu dünya ve doğa mirasına, çevre ve doğaya karşı yapılan katliama son verin.

FORUM KARARI

Nöbet alanındaki doğa savunucuları, kendilerinin olmadığı bir toplantıda alınan bu kararı görüşmek üzere forum yapma kararı aldı. Yapılan forumsonrası çadırların geleceği belirlenecek.

'KAZ DAĞLARI'NDAKİ DİRENİŞ SÖNÜMLENDİRİLMEMELİ'

Direniş alanında bulunan HDP İzmir Milletvekili ve Parti Meclisi üyesi Serpil Kemalbay, kararı yanlış bulduğunu söyledi. Konuyla ilgili konuştuğumuz Kemalbay, hükümetin geri adım atması için Kaz Dağları'ndaki direnişin sönümlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. 

Kemalbay, şu ifadeleri kullandı:

"Daha iyi düşünmek ve Kaz Dağları’ndaki doğa katliamının önüne geçecek bir sürekli direnişi, toplum desteğini burada var etmek gerekiyor. Eğer bununla ilgili teknik bazı sorunlar varsa, ekonomik sorunlar varsa bunların hepsi dayanışmayla giderilebilecek şeyler ama siyasi sorunlar varsa; altın şirketlerine prim veriliyorsa ya da iktidarın baskılarına boyun eğiliyorsa bu kabul edilemez bir şey. Bize düşen; nasıl Taksim’de ağaçlarımıza sahip çıktıysak, burada da ekosisteme sahip çıkmaktır. İşi büyütmemiz gerekiyor ki hükümet burada geri adım atsın. 

Buradaki direniş kilometrelerce uzaktaki insanlara moral veriyor ve destek buluyor. Dolayısıyla bu desteğin karşılığı, buradaki direnişi sönümlendirmek değil. Komite böyle bir şey istemiyor olabilir ama bu kararlar alınırken, herkesin fikri alınmalı, bu karar demokratik şekilde alınmalı. Tıpkı Gezi forumlarında olduğu gibi herkesin katılımıyla en doğru kararların alınabileceğini düşünüyorum."