Söz, kampüsleri taşınmak istenen Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencilerinde: 'Bize üvey evlat muamelesi yapılmasın'

"Depreme dayanıksız" olduğu gerekçesiyle kampüsleri Narlıdere'den Tınaztepe'ye taşınmak istenen Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileri, Tınaztepe'de fakültenin eğitim koşulları için gerekli imkanların bulunmaması dolayısıyla karara tepkili. Öğrenciler, mevcut yerleşkelerindeki imkanların bile yıllar içerisinde oluşturulduğunu söylerken, gerekli şartlar yerine getirilmeden başka bir kampüse geçmenin eğitimlerini aksatacağını ve rektörlüğün gerekçe olarak sunduğu "depreme dayanıksızlık" konusunda da ikna edilmediklerini belirttiler.



28-06-2019 11:02

Tugay Candan - Twitter: @TugayCandann

Mail: tugaycandan@ilerihaber.org

İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi’nin (DEU) Narlıdere’de bulunan, Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF) kampüsünün ‘depreme dayanıksızlığı’ gerekçesiyle boşaltılarak Tınaztepe Yerleşkesi’ne taşınması kararına öğrencilerin tepkileri sürüyor.

Taşınılması planlanan Tınaztepe Yerleşkesi’ndeki binanın, fakültedeki bölümlerin ihtiyaçlarını karşılamayacağını belirten öğrenciler, Narlıdere’deki mevcut binanın bile eğitim anlamında birçok imkandan yoksun olduğunu ve Tınaztepe’deki binanın şartları dolayısıyla eğitim almanın mümkün olmadığını söylediler.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI OKTAY DA AÇIKLADI

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, konuyla ilgili yaptığı bir açıklamada taşınma kararıyla ilgili, fakültenin eğitimine devam edebilmesi için Tınaztepe Yerleşkesi’nde yeni yapılan binanın kullanılmasının planlandığı, hali hazırda yedi fakülte, dört enstitü, bir meslek okulunun yer aldığı bu kampüsün, İzmir’in bağlantı yollarıyla ulaşımı kolay ve Türkiye’nin de en geniş yerleşkelerinden biri olarak hizmet verdiği, yeni yapılan binanın ise iddia edildiği gibi çorak bir arazide değil, sosyal, sportif ve sanatsal faaliyetleri olan, birçok imkanın bulunduğu son derece modern ve yeşil bir alanda bulunduğunu iddia etti.

ÖĞRENCİLER SOSYAL MEDYADA KAMPANYA BAŞLATTI

Öğrenciler ise sosyal medyada “#meselebinadeğileğitim” etiketiyle başlattıkları kampanya ile seslerini duyurmak isterken, muhatap bulamamaktan da şikayet ettiler.

OKUL YÖNETİMİ, KARŞI ÇIKANLARI ‘KONFORMİSTLİK’LE SUÇLADI

Okul yönetimi ise konuya dair yaptığı son açıklamada, taşınma kararında ısrarcı olduklarını vurgularken, “deprem riskinin ciddiye alınması gerektiği” gibi bir argümanla, öğrencileri ve taşınmaya karşı çıkanları “konformistlik”le suçladı.

Konuyla ilgili görüştüğümüz DEU GSF Sahne Sanatları Bölümü öğrencilerinden isimlerini vermek istemeyen bir erkek ve bir kadın öğrenci süreç, okul yönetiminin tavrı ve talepleriyle ilgili sorularımızı yanıtladı.

‘REKTÖRLÜK ÖNCE ‘TAŞINMA YOK’ DEDİ,  SONRA TAŞINMA DUYURUSU YAPILDI’

Taşınma ilk ne zaman gündeme geldi?

Erkek öğrenci: Daha önce zaman zaman gündeme gelmiş ama taşınmasına gerek olmadan, güçlendirme çalışmaları ile eğitime ara vermeden bina riskinin ortadan kaldırılmasının mümkün olacağı söylenmişti. Sonrasında da 2018-2019 eğitim yılının sömestr tatili, yani bu ocak ayında gündeme geldi. Fakat ara dönemde taşınmanın mümkün olamayacağına dair tepkiler gösterildi ve rektörlük bir açıklama yaparak taşınmanın söz konusu olmadığını duyurdu. Bu hafta başında taşınma konusu tekrar gündeme geldiğinde, biz tekrar tepki göstermeye başladık. Ocak ayında yapılan açıklama Dokuz Eylül Üniversitesi'nin sitesinden kaldırıldı, biz de neden kaldırıldığını sorduk ve işin ilginç yanı aynı açıklama bugün tekrar siteye koyuldu. Üstelik son güncelleme olarak da bugünün tarihi görünmekte.

Kadın öğrenci: Açıkçası dekanımızın bilgilendirmesine dayanarak şöyle bir şey söyleyebilirim; süreç dedikodulardan ve performans testlerinden önce başlamış. Geçen yıl okulumuzda çıkan yangının ardından binamız bu sürece girmiş. Akabinde Mühendislik Fakültemizce yapılan performans testi sonucu ilk olarak ocak ayında üniversitemizin rektörlük kanalı tarafından dedikoduları da bastırmak amacıyla taşınma gibi bir durumun söz konusu olmadığı duyuruldu.

Dönemin bitişinde de binayı boşaltmamız gerektiği bildirildi

Nasıl gündeme getirdiler bu hafta başı? Bir duyuruyla mı, yoksa akademik kadrodan mı öğrendiniz?

Erkek öğrenci: Mail yoluyla, konu hakkında bir değerlendirme toplantısı yapılacağı bilgisi iletildi. Pazartesi günü de dekan ve dekan sekreterinin katılımıyla bir toplantı yapıldı.

Kadın öğrenci: Rektör yardımcısı ve sekreteri bilgilendirme için akademisyenlerimizle toplantı yapmaya geldiler.

Öğrenciler de toplantıya dahil oldu.

‘GÜÇLENDİRME YAPILABİLECEĞİ ÜZERİNDE ÇOK DURULDU’

Alsancak'tan Narlıdere'ye hangi yıl taşınmış fakülte? Yani binalar falan ne durumda sizin gözlemlediğiniz?

Erkek öğrenci: 1992'de yapılmış binalar. Taşınma tarihini ben bilmiyorum ama tahliye edilmesine gerek olmadan güçlendirme yapılabileceği üzerinde çok duruldu.

Kadın öğrenci: Yerleşkemiz 5 ana binadan oluşuyor. Konservatuar binası, genel bina iki farklı binanın birleşmesiyle oluşuyor, onlara bitişik enstitü binası ve son bina da Özdemir Nutku Sahnesi’nin bulunduğu bina. Sahnemizin olduğu bina ve enstitümüzün binası deprem yönetmeliğinden sonra inşa edilen binalar. Dolayısıyla taşınmadan sonra eklenmiş. İşin ironik yanı şu an taşınma nedenimiz deprem riski. Zamanında Alsancak’tan taşınırken de aynı riskle bu binalara gönderilmişiz.

Sonradan deprem yönetmeliğine uygun olan binalar simülasyonda yıkıldığı için yıkım kararı alındığı iletildi bize.

‘TİPİK BİR OFİS BİNASI’

Bu karar size ulaştıktan sonra yani hafta başında ya da daha önce ocak ayında konu gündeme geldiği dönemde Tınaztepe'deki binayı incelemeye gittiniz mi?

Erkek öğrenci: Elbette merak edip gidip bakanlar oldu. Hatta gerekli şartları sağlamadığına dair kanıt olması açısından fotoğrafları çekilip öğrenciler arasında paylaşıldı.

Kadın öğrenci: Planlarını edinmiş bir arkadaşımız. İnceleme fırsatı bulduk tipik bir ofis binası. Ofisleri, basık arşiv odaları ve bir toplantı salonu var.

Rektörlük için inşa edilmiş bu bina değil mi?

Her iki öğrenci de: Evet

ÖĞRENCİLER RAPORU GÖRMEMİŞ: ‘İKNA EDİCİ BULMUYORUZ’

Peki bu taşınma kararına gerekçe olarak sunulan bir “deprem riski” raporu var. Bu rapor sizinle paylaşıldı mı? Hiç gördünüz mü?

Kadın öğrenci: Bir belge olduğu söyleniyor evet ama okuma fırsatımız olmadı ne yazık ki…

Erkek öğrenci: ‘Depreme dayanıksızdır' raporunu ikna edici bulmuyoruz. Kamuoyunun ve öğrencilerin ikna edilmesi için söz konusu ‘dayanaksızdır raporunun’ açıklanması gerektiği konusunda, Türkiye Mimarlar Odası İzmir Şube Başkanı Halil İbrahim Alpaslan ve Şehir Plancıları Odası İzmir Şube Başkanı Özlem Şenyol Kocaer de bize hak veriyor.

Peki, taşınmaya itiraz eden akademisyenler de var. Ne diyor itiraz eden hocalar? Bu ‘depreme dayanıksız’ raporunu gören var mı?

Kadın öğrenci: İtiraz eden hocalarımız planlama olmadığına dikkat çekiyor. Bir anda nereye taşınırsanız taşının planlama olmadan bu yığılma olacaktır. Ayrıca hocalarımızın hazırladığı yeterlilik raporları da göz ardı ediliyor.

‘REKTÖRLÜK ‘ZORUNLU’ DİYOR AMA GSF MENSUPLARI BÖYLE DİYEMİYOR’

Bir de üniversitenin son açıklamasında “Üstelik, birçok mensubumuzun üniversite yönetimimizi haklı bulduğunu beyan etmesine karşın; kim olduğu belli olmayan kaynaklara atıf yapılarak bu karalamada bulunulması, düşüncesiz bir tavrın göstergesidir” deniliyor…

Erkek öğrenci: Bu gerçeği yansıtmıyor. Mesela, Sahne Sanatları Bölüm Başkanımız Prof. Dr. Semih Çelenk, bu konuyla ilgili "Kimin nereye gideceği hangi dersin hangi mekanda yapılabileceği eğitimin muhatapları ile konuşulmuyor bile. Hiç bir planlama, diyalog ve müzakere olmaksızın, hiç bir başka çözüm önerisi konuşulmaksızın körü körüne alınmış bir kararın emir komuta zinciri içinde uygulanması bekleniyor" diyor.

Ayrıca akademisyenlerin açıklamalarında da “ Dayatmacı, öğrencisini hocasını idarecisini personelini zerre önemsemeyen hatta yok sayan ‘ben yaptım olducu’ bir anlayış bunun yerine ikame edilmeye çalışılmaktadır” deniliyor.

Kadın öğrenci: Rektörlük “zorunlu” diyor ama GSF mensuplarımız böyle diyemiyorlar maalesef…

‘TINAZTEPE KAMPÜSÜ YAŞAM ALANLARINDAN UZAK’

Şimdi bildirinizde akademinin kent hayatına etkisinden bahsediyorsunuz. Bu önemli bir konu. Mevcut yerleşimde kent hayatıyla bağı nedir GSF'nin? Tınaztepe'ye taşınmak GSF'nin tecridi anlamına mı geliyor?

Erkek öğrenci: Narlıdere, İzmir'in merkezine ulaşımda sıkıntı yaşanmayan bir ilçe. Hatta Tıp Fakültesi ve hastane ile aynı kampüs içinde yer almasından bu tahmin edilebilir. Tınaztepe, Buca'nın dışında kurulmuş bir kampüs alanı, şehrin merkezindeki sanat merkezleri, sinema salonları ve tiyatro salonlarına uzak bir konumda.

Kadın öğrenci: Buna fakültemizin kurucularından Özdemir Nutku Hocamızın sözleriyle yanıt verelim:

“Yarım yüzyıla yakın bir süredir, 1976’dan itibaren, İzmirimizin kültür-sanat yaşamına büyük katkıları olan Güzel Sanatlar Fakültesi, önce Alsancak’tan Narlıdereye taşınmıştı. Şimdi de gözden ırak bir yere, Tınaztepe’ye fırlatılıp atılmak isteniyor. Bu düşünce, Güzel Sanatlar Fakültesi’nin ölüm fermanından başkası olamaz. Sanata önem vermeyen bu zihniyeti açıklıyor ve şu noktalar ile kamuoyunun dikkatini çekmek istiyorum:

Sanatın önemini kavramış olan dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinde sanat okulları  olabildiğince merkezde olur. Çünkü böylece halkın ayağına daha çabuk ve iyi hizmet götürmüş olur…”

GSF öğrencisi bu kampüsün olduğu bölgede etkinlik yapamayacak ve dolayısıyla da bu yerleşime herhangi bir renk getiremeyecek, kültürel anlamda bir katkı sağlayamayacak denilebilir mi öyleyse?

Her iki öğrenci de: Kesinlikle bu çıkarımı yapmak mümkün.

Kadın öğrenci: Ayrıca bir de mevcut kampüsümüzün yenilenmesi özel tasarım isteyen bir projelendirme. Bunun saha çalışması, yıkımı inşaası toplam 24 ay zaten. 24 ay sonra döneceğimiz söyleniyor. Bu kısaca koca bir “mümkün değil” demek bizce.

‘MUHATAP ALINMIYORUZ’

Siz bir heyet kurdunuz sanırım. Nasıl başladı bu süreç?

Kadın öğrenci: Bazı arkadaşlarımız ocak ayından beri konunun takipçisi ama bu süreçte onlar da temiz bilgi alamamışlar. Rektör yardımcımızın ve sekreterimizin açıklamasından sonra birlik kendiliğinden oluştu diyebiliriz. Hepimiz aynı kaygıları güdüyor, aynı soruları soruyoruz ama maalesef muhatap alınmıyoruz şu an.

Erkek öğrenci: Biz Sahne Sanatları Bölümü içinde üç ana sanat dalından oluşuyoruz. Oyunculuk, Sahne Tasarım ve Dramatik Yazarlık. Ortak derslerimiz, uygulamalarımız açısından hep birlikte zaman geçirdiğimiz için hemen kendi aramızda toplanabildik zaten. Diğer bölümlerle de bir şekilde iletişim sağlayıp fakülte yakınlarında toplantılar düzenledik. Durumu analiz ettik, taleplerimizi belirledik ve harekete geçtik.

‘DEPREMİ RİSKİNİ GÖZ ARDI ETMİYORUZ, GEREKLİ ŞARTLAR SUNULURSA KABUL EDERİZ’

Size karşı bazı açıklamaları var rektörlüğün. “Kurumu yıpratmak” gibi suçlamalar var. Açıklamalarda “deprem riskinin farkında olmak” vurgulanıyor. Siz deprem riskini göz ardı mı ediyorsunuz?

Kadın öğrenci: Deprem riskini göz ardı etmemiz gibi bir durum tabi ki yok ama Tınaztepe’de kalacağımız iddia edilen iki yıl uzun bir süre ki bunun iki yılla kalmayacağını düşündüğümü de belirtmiştim. Dekanımız “eğitimimiz, yüzde 50 verimlilikle devam edecek” gibi bir söylemde bulundu. Anayasal hakkımız olan eğitim hakkımızın kalitesinin düşmesini hangi üniversite neden kabul eder anlamak zor.

Erkek öğrenci: Rektörlüğün açıklamasına karşı yayınladığımız bildiride, yıpratma ve siyasi çizgiye çekme girişimlerini gülünç bulduğumuzu söyledik. CHP'li bir milletvekilinin konuya ilişkin açıklaması üzerinden kamuoyunu yanıltmaya çalışmışlar.

Biz taşınmayı, gerekli şartlar sunulur ise kabul ediyoruz. Toplantılarımızda ihtiyaçlarımızı belirledik. Mesela genel ihtiyaçlarımız şöyle:

1- Tavan yüksekliği en az 160 olan bir bina (174 cm’nin üzerine 160 olarak düşünün, standart bu)

2-  Her bölüm için arşiv

3- 350 kişilik sahne

4- 2 adet sergi salonu (Nafi Güral – Kazım Türker)

5- 3 konteynır (sergi alanı)

6- Stüdyolar

7- Islak zeminli, su giderli, lavabolu atölyeler

8- Seramik, resim, heykel, tekstil ve moda, geleneksel el sanatları, gibi bölümlere ait çalışma alanları

9-  Her türlü tesisatın tam donanımı

Bölümlerimizin ihtiyaçları da şöyle:

Seramik

- Atölye, alçı torna, fırınlar (tavan yüksekliği en az 5 metre), kimya ve sır laboratuvarı, depo, cam atölyesi, tezgah, lavabo, baser, ıslak zemin.

Heykel

- Taş atölyesi, mermer, metal atölyesi ve malzemeleri, yapılmış heykeller, heykel ana malzemeleri, tezgâh, lavabo, ıslak zemin, asma kat, boşluk alan (depo)

Sahne Sanatları

- Uygun ölçülerde, büyüklükte sahne, ışık odası, dans stüdyoları, küçük sahne, deko odası, malzeme odası, ışıklar, oyuncu kulisleri, şan odası, iki piyano, yazarlık ve sahne tasarımı stüdyo ve atölyeleri, ekipmanları ile

- Sahne için: kulis girişleri, sahne kulisi, sofita, perde, projeksiyon, ışık odası, dekor atölyesi, tam donanımlı elektrik tesisatı

Film Tasarımı (Sinema)

- Yüksek tavanlı stüdyo, öğrenci sayısı göz önünde bulundurularak (en kalabalık bölüm) gerekli büyüklük ve imkânlarda derslikler

Tekstil ve Moda

-Takı üretimi için tam donanımlı atölye, tekstil – baskı atölyeleri, ekipmanlar

Müzik Bilimleri

- Yalıtımlı stüdyo, müzik aletleri, büyük ekipmanlar (mixer, maliyeti yüklü ekipmanlar vs)

Fotoğraf

- Karanlık oda ve ekipmanları, fotoğraf stüdyosu

Geleneksel El Sanatları

- Çini fırınları, halı-kilim için jakarlı tezgahlar

Grafik

- Her türlü ekipman

Temel eğitim

- Her bölümden seçilebilen dersler olduğu için öğrenci sayısı sebebiyle amfiler ve temel sanat dersi için atölye, ışıklandırma, model yatağı (sehpası), yükseklikleri ayarlanabilir masalar

Kadın öğrenci: Rektörümüzün belirttiği gibi; DEÜ bir aileyse, GSF üvey evlat konumuna düşürülmemeli.

‘REKTÖR, BİR OYUNUMUZU BİLE İZLEMEYE GELMEDİ’

Rektörlüğün son açıklamasında “Üniversitemizin eğitim ve sanat faaliyetlerinin aksamaması adına yapmak istediği bellidir. Ülkemizin en saygın sanatçılarını yetiştiren üniversitemizin, bir takım konformist yaklaşımlara ve siyasi söylemlere itibar etmesi de mümkün değildir. Tehlike açık ve nettir. Üniversite yönetimimiz, mensuplarımızın hevesini kırmak değil onların moralini yükseltmek için çalışmaktadır” ifadesi geçiyor. Karşı çıkanlara açıkça ‘konformist’ denilmiş. Ne düşünüyorsunuz bu açıklamaya ilgili?

Erkek öğrenci: Ben bu bakış açısının çok talihsiz olduğunu düşünüyorum. Sevgili rektörümüzün bizim bir oyunumuzu izlemeye bile gelmemiş olması da aslında kimin konformist olduğunu daha iyi açıklıyordur sanıyorum. Biz oyunları çıkarmak için sömestrda da çalışırız. Sahne Sanatları Bölümü tatil yapmayan tek bölümdür.

Kadın öğrenci: Kim ne derse desin GSF, DEU’nun vitrinidir. Okulumuzdaki mevcut imkanları yılların birikimi sonucu bu hale geldi. Bu halimizle bu binamızda bile zaten eksiklerimiz var. Bunların tamamlanması gerekirken elimizden alınması bunları dile getirdiğimizde de konformist istekler olarak nitelendirilmesi başka bir algının ürünü. Bunu üzülerek söylüyorum.

‘ŞARTLAR OLUŞTURULMALI’

Peki bu süreçte ne talep ediyorsunuz? Açıkça ifade eder misiniz?

Erkek öğrenci: Benim şahsi görüşüm tahliye olmadan güçlendirme yapmak. Mümkünse mevcut binada kalmak. Fakat bu raporları göreceksek ve mümkün değilse (ki daha önce tahliye edilmeden güçlendirme yapılabileceği söylendi) Talep ettiğimiz şartların ve imkânların sağlanabileceği bir binaya taşınmak olur.

Kadın öğrenci: Güçlendirme gibi bir olasılığın ihtimallerimiz dahilinde olmadığı söylendi sayın sekreterimiz tarafından. Dekanımız da maliyetinin yüksek olacağını söyledi. Ayrıca ilk çıkan raporun güçlendirme sonucuyla çıktığını gayriresmi duyumlarla edindik. Tabi bilgi kirliliği resmi raporu görmememizden kaynaklanıyor.

Eğer arazi bu kadar deprem riski teşkil ediyorsa da Alsancak’taki eski arazimiz etnografya müzesi yapılmak üzere bekliyor. Orası bizim için değerlendirilmeli.

Eğer şartlar elverişliyse de mevcut binanın güçlendirilmesi üzerinde durulmalı.