Sosyalistler için bazı değerlendirmeler: Norveç ve Avusturya örneği

Sosyalistler için bazı değerlendirmeler: Norveç ve Avusturya örneği

Kubilay Cenk Karakaş

Avrupa siyasetinde sosyalistler açısından dikkat çekici bazı gelişmeler yaşanıyor. Birincisi, geçen ay Avusturya’nın en büyük ikinci şehri Graz’da yapılan yerel seçimler Avusturya Komünist Partisi’nin (KPÖ) zaferiyle sonuçlandı. Bu seçim zaferi hem Türkiye’de hem de Avrupa basınında geniş yer buldu. Hem açıktan “komünist parti” adıyla girilen seçimlerde yıllardır Graz’ı yöneten ve ülkenin iktidar partisi konumunda olan ÖVP’ye (Halk Partisi) karşı zafer kazanılmış olması hem de Avusturya gibi aşırı sağın oldukça güçlü olduğu bir ülkede bu sonucun elde edilmiş olması, Graz’daki dinamiklerin daha yakından incelenmesi için yeterli gerekçeler olarak görülmeli. İkincisi, Norveç’te yapılan parlamento seçimlerinde Kızıl Parti (Rødt) oy oranını görece önemli bir ölçüde artırarak (yüzde 2,4’ten yüzde 4,7’ye) meclisteki temsiliyetini 8 milletvekiline yükseltti. Kızıl Parti, 2017’de yapılan seçimlerde yalnızca bir milletvekilini meclise gönderebilmişti. Bu yazının ana gövdesi ise şu soru etrafında şekilleniyor: Acaba birbirinden çok farklı siyasal iklimlere sahip ülkelerdeki bu iki hareket bir şeyleri doğru yapıyor olabilir mi?[i] Bu bağlamda, burada Avusturya ve Norveç seçimleri hakkında kapsamlı bir değerlendirme değil, spesifik olarak KPÖ ve Rødt’e dair “karşılaştırmalı” bir yaklaşım geliştirmeye çalışacağım.

SINIF SİYASETİNDE ISRAR AMA NASIL?

1959 yılındaki seçimlerden sonra ülke genelindeki anketlerde yüzde 2’yi dahi bulamayan KPÖ, özellikle Sovyetler Birliği’nin çözülüşüyle birlikte örgütsel anlamda önemli ölçüde güç kaybetti ve bu durum parti siyasetinde önemli bir değişikliğe gidilmesine neden oldu. Bir hedef olarak sosyalizmin işaret edilmesi bir yana, gündelik yaşamın kendisine de temas eden ve tek bir alanı hedef alan (single-issue) politikalara yoğunlaşıldı. Bu, Graz özelinde konut politikasıydı. Ev sahiplerinin kiracıları evden çıkarmak için uyguladığı saldırgan politikalara karşı “acil durum hattı” oluşturuldu. Evden çıkarmalara yönelik yasal danışma inisiyatifinin dışında kiracılara ekonomik destek de sağlandı. O dönem KPÖ’nün Graz yöneticisi Ernest Kaltenegger’in (yerel meclisteki tek üye) yerel çalışmalara bizzat katılması, toplumun geniş kesimleri tarafından tanınması ve partinin çalışmalarına dair yerel medyada sık sık görünür olması da önemli bir detay. Sonuç olarak parti, tek bir politika alanına odaklanarak, 1998’de Graz’da neredeyse yüzde 8 gibi bir oy oranına ulaşabildi. Yıllar boyu ısrarlı ve sürekli bir şekilde sürdürülen bu politika, 2003’te KPÖ’nün Graz’da yüzde 20,3 almasını sağladı. Asıl büyük başarı ise 2004 yılında sağcıların ve sosyal demokratların kamu konutlarının özelleştirilmesi girişimine karşı KPÖ’nün aktif karşı-kampanyasının (hem yerel meclis yoluyla hem de dışarıda imza kampanyalarıyla) sonuç vermesi oldu. Bununla birlikte parti belediye meclisinde çeşitli pozisyonlarda politika üretme fırsatı elde etti. 1998 seçimlerinden sonra Graz’ın barınma alanındaki çalışmalarının başına Kaltenegger getirilirken son seçimleri kazanan Elke Kahr da ulaşım ve trafik alanından sorumluydu.

Norveç’te de benzeri bir örüntüye rastlamak mümkün. 1970’lerin Maoist geleneğinden AKP’nin (Norveç Komünist İşçi Partisi’nin oldukça talihsiz kısaltması) ve 90’larda seçim ittifakı olarak kurgulanan çeşitli birlik denemelerinin bir sonucu olarak 2007’de kuruldu Rødt[ii]. Rødt’ün KPÖ’ye göre oldukça farklı bir parti eko-sisteminde olduğu söylenebilir. Örneğin iki ülkede de güçlü sosyal demokrat partiler varken, Norveç’te sosyal demokrat İşçi Partisi’nin solunda bir de Sosyalist Sol Parti (SV) ve Yeşiller mevcut. 2008 kriziyle birlikte hem sosyal demokratların hem de SV’nin bıraktığı alanı doldurmak konusunda Rødt’ün hamlesi sınıf siyasetini merkeze almak oldu. Sendikalar, göçmenler ve özellikle Norveç için oldukça önemli bir ekonomik kaynak (ve siyasal gündem) olan petrol sektöründeki işçilerle önemli bağlar kurdu. Fosil yakıt gündeminin Norveç için oldukça önemli olması nedeniyle istisnasız her parti bu konuda bir politika önerisi yapıyor.[iii] Bu yalnızca son seçimlerde değil hemen hemen son 20 yıldır her seçimde Norveç’in önemli gündemlerinden birisi. Örneğin Rødt’ün politika alanını daraltabilecek potansiyele sahip bir parti olarak SV, beklenenin tam aksine geçmişte İşçi Partisi’yle birlikte Barents Denizi’ni petrol arama faaliyetlerine açtı. Öte yandan ekonominin yeşil dönüşümü için uygulanmak istenen politikalar sermaye için önemli bir servet transferi hedeflerken bu sektörlerde çalışan işçilerin potansiyel işsizleşmelerine dair tek kelime etmiyor.  Yeşiller de benzeri bir pozisyonda hareket ediyor. Rødt bu konuda hem ekoloji yanlısı bir çalışma yürütüyor hem de sektörde istihdam edilen işçilerin işlerini kaybetmesine itiraz ediyor. Bu noktada geçmiş hükümetlerin petrol ve gaz arama faaliyetini destekleyen vergi indirimlerine karşı çıkarken, bu arama faaliyetlerine izin verilmesiyle mücadele ediyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarının oluşturulmasının kademeli olacağını söylerken özellikle işçilerin de bu sürece dahil olacağını belirtiyor.

Yani hem KPÖ hem de Rødt sınıf siyasetinde ısrar ediyor ve işçi-emekçi kesimlerin çıkarlarını savunan politikalarla ilgileniyor. Bunu yaparken sosyalizm hedefinden geriye düşmüyor, fakat belirli politika başlıklarında geniş toplumsal kesimlerin gündelik hayatlarına dokunabilecek şekilde bir program ve söylem kurguluyor. Özellikle merkez siyasetin sağa kaydığı, sınıf temelli politikaların terk edildiği göz önüne alınırsa bu yaklaşımın her iki parti için de olumlu sonuçlandığı söylenebilir. Merkeze kaçmak değil, adını söylemekten korkmayan radikal bir sol program kazandırıyor.

KADROLARIN ÖNEMİ

Hem KPÖ hem de Rødt için siyasetin tek adresi belediyeler, yerel meclisler yahut parlamento değil. Buradaki alan kullanılarak partiler politika üretme kapasitesini geliştiriyor ve bunu sınıf temelli radikal bir programla bütünleştirdiklerinde önemli kazanımlar elde edebiliyor. Fakat iki partinin de kitlelerle temas edebilen önemli liderleri ve kadroları var. KPÖ’den Elke Kahr, Graz’da yıllardır siyaset yapıyor. Kahr, Avusturya’da yoğun olarak yaşayan eski Yugoslav ülkelerinin göçmenlerin düzenlediği “Yugofest”e katılabiliyor. Keza Kaltenegger de Graz’da toplumun büyük çoğunluğu tarafından yakından biliniyor. Rødt örneğindeyse parti Bjørnar Moxnes gibi oldukça genç ve karizmatik bir lidere sahip. Partinin gençlik örgütünden yetişen Moxnes, 2017’de milletvekili seçilerek Rødt’ü meclise soktu. Özellikle kentli ve üniversite gençliği arasında önemli bir etki alanına sahip. Partinin bu kesimlere yönelik Oslo’da düzenlediği “Popvenstre” festivali de ilgi çekiyor.

Fakat yalnızca liderlik değil, kadrolar da kritik bir öneme sahip. Örneğin KPÖ, toplu konutların özelleştirilmesine karşı çıkarken belediye meclisinde oy çoğunluğuyla kabul edilmişti. Parti buna karşı kendi imkanlarıyla meclis dışında örgütlendi ve 10 bin imzaya ulaştı. Yerel yasalar gereğince, yeterli imza sayısı toplanabildiği için referandum düzenlendi ve yüzde 96 gibi ezici bir çoğunluk bu özelleştirmelere karşı çıktı. Benzeri bir şekilde Rødt de Norveç’in doğa harikalarından biri olan Lofoten Adaları’nın petrol aramalarına açılması için meclisteki çoğunluğa karşı kitlesel bir mobilizasyon başlattı ve başarılı oldu.

Her iki parti de çeşitli politika üretme alanlarını kullanıyor, görünür bir liderlik ile bunu geniş kitlelere ulaştırıyor fakat yalnızca bununla sınırlı kalmayarak meclis dışında da örgütlülüğünü sürdürüyor ve alanda öne çıkabilecek kadrolar yetiştiriyor.                      

 

[i] Bu soruyu tersinden sorarsak Almanya’da Die Linke’nin son seçimlerdeki hezimetini de anlamak için iyi bir başlangıç yapmış oluruz. Linke konusunda oldukça kapsamlı bir değerlendirme için Ali Ekber Doğan’ın https://ilerihaber.org/yazar/almanyanin-dalgali-ama-heyecansiz-secimleri-anti-liberal-bir-analiz-130758.html yazısı okunmalı.

[ii] Bir not olarak belirtmek gerekir ki, Maoist siyasetlerin özellikle 70’ler Norveç’i üzerinde önemli etkileri vardır. Vietnam savaşına karşı barış yanlısı örgütlenmeler önemlidir. Fakat AKP’nin Norveç toplumunda bilinirliği büyük ölçüde Kamboçya’da Pol Pot ile kurdukları ilişkiyle özdeşleştirilir.

[iii] Petrol ve gaz sektörü Norveç’te yaklaşık 200 bin kişinin istihdamını sağlıyor. GSYİH’in yüzde 14’ünü oluşturan petrol ve gaz sektörü aynı zamanda Norveç’in toplam ihracatının yüzde 40’ını oluşturuyor. Kaynak: https://www.bbc.com/news/world-europe-58896850