Sosyalist Dünya’yı tahayyül etme denemesi olarak: Kızıl Yıldız

" Dünyalı devrimci Lenoid, Mars gezisi boyunca değişik pratikleri gözlemliyor. İşçilerin sürekli aynı işi yapmasının zararını, bu sebeple bunun yasaklandığını, günlük çalışma süresinin 4-6 saat arasında değiştiğini, Merkezi İstatistik Bürosu tarafından belirlenen ihtiyaçların duyurulmasının ardından işçilerin gönüllü olarak iş değiştirdiklerini tarifliyor..."



17-05-2020 10:43

Tilbe Akan

Kızıl Yıldız kitabı 1908 yılında Alexander Bogdanov tarafından erken dönem sosyalist kültürün ütopyası için yazılmış bir eser. Bogdanov açısından bu kitabın işçi sınıfının entelektüel tahayyülünü genişletmeyi amaçladığı söylenebilir. İşçi sınıfının kendi “yüksek” kültürünü inşa edebileceğini, sınıfın felsefe, toplumsal teori ve bilimle iç içe olması gerektiğini ifade eder. Bogdanov’un sosyalizm anlayışına göre bilim en büyük müttefiktir. Kızıl Yıldız’da Bogdanov, proletaryaya sosyalist entellektüelin nasıl bir şey olduğunu ve entellektüellerin işçi sınıfıyla ilişkisini açığa çıkartmak istemiştir. Daha geniş ölçüde, Bogdanov kendi zamanının devrimci liderlerini “yeni sosyalist insan” olarak görmüştür.

Bir zamanlar Lenin’in çalışma arkadaşı olan, proletarya kültürünün teorisyenlerinden ve eski bir Bolşevik olan Alexander Bogdanov aynı zamanda bir bilim insanıdır. Peki Bogdanov neden sosyalist dünya tahayyülünü bilim kurgu ile göstermeyi tercih etmiştir? Birinci sebep çarlık sansürü olabilir, daha önemli sebep ise, proletkült estetiğine uygunluğu olabilir. Çarlık Rusya’sında kentli proletarya didaktik metinler yerine macera hikayelerini daha çok tercih ediliyordu. Bogdanov da kendisini daha yakın hissettiği kentli işçilerin zevklerine uygun bir eser ortaya çıkarttı demek yanlış olmaz. Bu türü bir taraftan işçi sınıfına düşüncelerini aktarmak için kullandı, diğer taraftan ise proletarya edebiyatının gelişmesine öncülük etti.

Kitabın konusuna değinecek olursak; Kızıl Yıldız, Lenoid isimli entelektüel bir devrimcinin anı defteri olarak okuyucuya sunuluyor. Eser kuzey Rusya’da 1905 devrimini biraz sonrasında geçiyor. Belki de bu yüzden devrimin yenilgisinden değil de durağanlaşmasına işaret ediyor. Kitapta, sosyalist toplum düzenine dair detaylara pek yer verilmemiştir. Bunun sebebi, doğal olarak, Bogdanov’un sosyalist topluma dair tahayyüllerinin sınırlı olmasındandır. Dünyalı devrimci Lenoid, Mars gezisi boyunca değişik pratikleri gözlemliyor. İşçilerin sürekli aynı işi yapmasının zararını, bu sebeple bunun yasaklandığını, günlük çalışma süresinin 4-6 saat arasında değiştiğini, Merkezi İstatistik Bürosu tarafından belirlenen ihtiyaçların duyurulmasının ardından işçilerin gönüllü olarak iş değiştirdiklerini tarifliyor:

 “…Bir numara olarak işaretlenmiş tabloda şu kayıtlar vardı: Makine üretiminde günde 968.757 iş saati fazlalık vardır, bunun 11.525 iş saati deneyimli uzmanlara aittir… İki numaralı tabloda şunlar yazılıydı: Giysi üretiminde günlük 592.685 iş saati açık vardır… Ayakkabı üretiminin 79.360 saate gereksinimi vardır… İş kolları listesinde küçük yaşta çocukların eğitimi, daha büyük çocukların eğitimi, kentlerde tıp, kırsal kesimde tıp vs. gibi iş kolları da vardı…” (s. 67)

Çocuk Evi gözleminde ise, çocuklara yönelik verilmesi gereken eğitimden bir fragman gösteriliyor. Toplumsal cinsiyetin en azından bildiğimiz anlamda olmadığı, farklı yaşlardan çocukların karma eğitim gördüğü, yetenek ve isteklerine göre gruplar oluşturduğu görülüyor ve sebebi şu şekilde açıklanıyor:

“…Bir yaş grubunu diğerinden yalıtmak, onlar için tek yönlü ve dar bir yaşam ortamı yaratmak anlamına gelirdi, böyle bir ortamda geleceğin insanının gelişmesi ise yavaş, durgun ve tekdüze olacaktı…” (s. 74)

Dahası takdir edilesi bir öngörü ile, 1908 yılından günümüz okurunu uyarırcasına ekolojik yıkımın sebepleri ve etkileri anlatılıyor.

“…Bundan yetmiş yıl önce taşkömürü kaynaklarının tükendiği, su ve elektrik enerjisine geçişin henüz tamamlanmadığı sıralarda, geniş ölçekli yeni makine yapımı işini gerçekleştirmek amacıyla, bizim için çok değerli ormanların önemli bir kısmını gezegenimizi onlarca yıl çirkinleştirecek ve iklimi bozacak şekilde harcamamız gerekmişti. Bundan yirmi yıl kadar önce bu krizden kurtulduğumuzda demir madenlerinin tükenmek üzere olduğu ortaya çıktı… Şimdi de istatistikçilerin yaptıkları hesaplara göre, eğer elementlerden proteinli madde sentezi yapılamayacak olursa otuz yıl sonra gıda sıkıntısı tehdidiyle karşı karşıya kalacağız… İnsanlığımız doğayı fethetmek için saflarını ne kadar sıklaştırırsa, doğa felaketleri de bu zaferin öcünü almak için bir o kadar sıklaşıyor…” (s. 90-91)

Kitabın sosyalist toplum tahayyülü olduğunu söylemiştik ancak kitabın diğer bir iması ise distopya denebilir: kitap sosyalist dünya devriminin yokluğunda, bir ülkeye sıkışabilecek sosyalist düzenin olumsuz sonuçlarına bir uyarıdır ve karamsarlık barındırır. Dünya’da sosyalist devrimin zorluğu, karşılacağı cepheler… Bogdanov, kitabın sonuna doğru yüksek toplumun işgal üzerine konuşmalarıyla hayal ettiği sosyalist gezegenin karanlık taraflarını okuyucuya gösterir.

Peki, kitapta ifade edilen ideal toplum nasıl bir şey? Eserde bu toplum Mars gezegenini bütünüyle kapsar. Çeşitli zorlukları olmasına rağmen ki bu zorluklar kitabın sonuna doğru dünyayı işgal etme gerekliliği tartışmasına kadar gidecektir, gezegen aynı dili konuşur, sınırsızca yer değiştirebilir, gezegenin her yerine özgürce gidebilir, iş değiştirebilir. Bir koordinasyon kurulu istatistik bürodan aldığı verilere dayanarak bu hareketleri saptar ve koordine eder.

Düşülmesi gereken tarihsel bir not ise, Lenin’in Bogdanov’un eserlerinden hoşlanmadığıdır, 1913 yılında Maksim Gorki’ye Bogdanov’un eserlerine karşı hoşnutsuzluğunu dile getirdiği bir mektup yazmış, dahası Materyalizm ve Ampriokritisizm eserinde de Bogdanov’la polemik yapmıştır. Temel eleştirisi Kızıl Yıldız’ın devamı olan Mühendis Menni kitabına olsa da Kızıl Yıldız’ın sonundaki Marslı yüksek bilinçli sosyalistlerin dünyayı koloni haline getirip getirmemeleri üzerine tartışma da benzer izdüşümsel perspektifleri barındırır. Bogdanov, dünya gezegenindeki doğal koşulların karakteri sebebiyle ideal sosyalizmin gelişmesinin imkânsız olduğunu ifade eder. Hatta, ilk sosyalist iktidarı barbar, şovenist, izole olmuş ve karşı devrimci güçler tarafından çevrelenmiş olacağını ima eder. Lenin gibi dünya devrimine inanan ve devrimin gerekliliğine insanları ikna etmeye çalışan bir devrimci öncü için Bogdanov’un verdiği mesaj pek de bu fikri destekleyici olduğu söylenemez. Bu bağlamda, Bogdanov’un görüşlerinin Marksizm ve Ernst Mach’ın teorilerinin bir karışımı olduğunu söyleyebiliriz. Sonunda da diyalektik materyalizmden yavaş yavaş kopmuş ve sonunda Lenin’in düşüncesinden ayrılmış ve Bolşevik partiden atılmıştır.

Sonuç olarak, Kızıl Yıldız, sosyalist toplumun hayali açısından kapı aralayıcı bir eser olarak karşımızda. Elbette, doğal olarak eksikleri ve sapmaları mevcut. Ancak çıkartmamız gereken ders, bir yandan düzen içerisinde savunma mevzileri oluştururken diğer taraftan devrim tahayyülümüzü somutlaştırmaktır. Bu eser her şeyiyle bize bir mesaj vermektedir: Sosyalist düzenin inşası için hayal gücü ihtiyacı, denemekten korkmamak, ufkumuzu açmak ve insana dair analizlerimizi sosyalist toplumumuzun inşası için kullanabilmek. Yukarıda Bogdanov’un yarattığı sosyalist toplumun karanlık tarafından bahsetmiştik. Devrim süreçlerinde bu tarz tehlikeler her zaman var olacaktır. Bunu sosyalist düzenin bir yapıtaşı ve kaçınılmaz doğası olarak görmeyi kesinlikle reddediyorum, aksine ben bunu kurmak istediğimiz düzenimize yönelebilecek tehditlerin ve doğabilecek korkunç senaryoların önüne geçebilmek adına bir uyarı olarak alıyorum.

Kaynakça

Jensen, K. M. “Red Star: Bogdanov Builds a Utopia.” Studies in Soviet Thought, vol. 23, no. 1, 1982, pp. 1–34. JSTOR, www.jstor.org/stable/20099036. Accessed 5 May 2020.

Anellis, Irving H. Studies in Soviet Thought, vol. 33, no. 4, 1987, pp. 372–376. JSTOR, www.jstor.org/stable/20100243. Accessed 6 May 2020.

Adams, Mark B. “‘Red Star’ Another Look at Aleksandr Bogdanov.” Slavic Review, vol. 48, no. 1, 1989, pp. 1–15. JSTOR, www.jstor.org/stable/2498682. Accessed 6 May 2020.

http://socialistreview.org.uk/376/classic-read-red-star