Sosyalist Devrimci Gençlik MYK Üyesi Bayraktar: Karşılarında her dönem yeşeren Mahirleri görecekler

Sosyalist Devrimci Gençlik MYK Üyesi Anıl Bayraktar ile Kızıldere anmasına verilen hapis cezaları üzerine konuştuk.



28-03-2019 14:53

Özgür Yılmaz - @ozguryilmaz344

Sosyalist Devrimci Gençlik Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Anıl Bayraktar ile 30 Mart 2017'de İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü'nde yapılan Kızıldere anmasından sonra açılan davada 37 öğrenciye verilen 370 aylık hapis cezaları üzerine konuştuk.

İleri: Öncelikle geçmiş olsun. Siz de dahil olmak üzere 36 öğrenciye Kızıldere'de katledilen Mahir Çayan ve arkadaşlarını andığınız gerekçesiyle toplamda 370 ay hapis cezası verildi. Bu durumla ilgili neler söylemek istersiniz, iddia edildiği gibi ortada bir 'suç' var mı?

Bayraktar: Teşekkürler. 2 yıl önce İstanbul Üniversitesi’nde bu anmayı yaptığımızda okulda artan yoğun polis saldırısı, faşist ve gerici çetelerin okul öğrencilerini tehdit etmesi ve ülkede üniversite öğrencilerine ve akademiye dönük OHAL ve KHK’lar eliyle yapılan saldırıya bir cevap niteliği taşıması için yapmıştık. Önce özel güvenliğin ardından polisin saldırısına maruz kalıp 37 kişi gözaltına alındık. Ardından açılan dava süreci ve kesinleşen hapis cezasına baktığımızda “Mahir Hüseyin Ulaşi kurtuluşa kadar savaş” sloganı suç sayıldı. Bizim alnımız ak vicdanımız rahat, 6. Filoyu kıble alıp namaz kılanları, dönemin anti emperyalist gençlerine dönük katliamlar gerçekleştiren çeteleri mi anacaktık? Mahir Çayan başta olmak üzere, Kızıldere’de katledilen devrimcileri anmak elbette suç değildir tam aksine onurdur. Geçmişte khk ile okuldan atılan bir hocamızın da dediği gibi, biz bu cezayı rütbe der takarız.

İleri: Sizce, bu cezaların temel sebebi ne olabilir?

Bayraktar: Cezaların temel sebebini toplumun tüm muhalif tabanını, özel olarak üniversite gençliğini baskı altına almak ve solun üniversitelerdeki etkisini kırmak olarak özetleyebiliriz. Darbecilerle hesaplaşıyoruz diyerek iktidara gelenler 48 yıl önce darbecilere karşı duran devrimcileri anmayı yasaklıyor üniversitelerden onların izlerini silmeye çalışıyor. Onların bıraktığı mirası ne memleketten ne de üniversitelerden silemeyeceklerini biliyorlar. Gözaltılar baskılar hapis cezalarıyla bizleri durdurabileceklerini zannediyorlar fakat yanılıyorlar. Onların geleneklerinde Mahir gibi Deniz gibi Harun gibi önderler yok. Çünkü bu ülkedeki devrimci gençliğin tarihi, emperyalizme ve faşizme karşı direnişlerin tarihidir. Onların geçmişleri de emperyalistlere hizmet ve faşist çeteler eliyle yapılan katliamlarla doludur. İsrail’e ve ABD’ye karşı gibi görünüp el altından işbirliği yapanlar, onlara karşı ölümü göze alarak mücadele edenleri anmayı engelleyerek hafızamızdan silmeye çalışıyorlar. Bunu, geçtiğimiz günlerde 16 Mart Katliamı’na karşı yapılan anmada yaşadığımız saldırıda da gördük. Onlar gençliği ucuz iş gücü olarak görüyor, geleceğine karşı kaygıya girip haklarına karşı duyarsız olmasını istiyorlar. Sanki Türkiye’de hep baskılar altında ezilmiş bir gençlik varmış gibi bir algı yaratmaya çalışıyorlar. Ancak biz dönüp tarihte ne kadar geriye gitsek, gençliğin baskılara direnci ve özgürlük arayışı o kadar tarihsel bir karakter olmaya başlıyor gözümüzde. Yasaklamaların temel sebebi de işte burada yatıyor. Bunu artık kabul etmeleri gerekiyor. Türkiye’de ne zaman işbirlikçi faşist iktidarlar saldırıya geçse karşılarında gençliğin devrimci mirasına sahip çıkan devrimci gençler asla teslim olmayacaktır.

'NE KADAR SALDIRIRLARSA SALDIRSINLAR, KARŞILARINDA HER DÖNEM YEŞEREN MAHİRLERİ GÖRECEKLER'

İleri: 2 gün sonra 30 Mart. Yani Kızıldere'nin yıldönümü, bu cezaların sembolik bir önemi olabilir mi?

Bayraktar: Bu cezaların sembolik bi önemi elbette var daha önce de belirttiğimiz gibi devrimcilerin bıraktığı mirası silmek, yok etmek istiyorlar. Fakat Sosyalist Devrimci Gençlik olarak yaptığımız açıklamada da belirttiğimiz gibi ne kadar saldırırlarsa saldırsınlar karşılarında her dönem yeşeren Mahirleri, onların iradesiyle, inancıyla mücadele edenleri görecekler. “Biz buraya dönmeye değil ölmeye geldik” diyenlerin cüretini, cesaretini görecekler. Biz ise bulunduğumuz her alanda, üniversitelerde, mahallelerde, liselerde onlardan devraldığımız mücadele bayrağını en ileriye taşıyacağız. 71’den bu yana yarım kalmış olanı tamamlayacağız. Mahir’e Deniz’e Erdal’a, Haziran Direnişi'nde katledilen arkadaşlarımıza, her gün yoksullukla, geleceksizlikle tehdit edilen, türlü hile hurdaya maruz bırakılan, eğitim sisteminin tüm pislikleriyle cebelleşen Türkiye gençliğine bir sözümüz var, bu sözümüzden dönmeyecek, Gezi düşlerini gerçek kılana kadar mücadele edeceğiz. Eşitliği, özgürlüğü bu topraklara getirene dek mücadelemizden bir adım geri atmayacağız. O gün, o eylemde attığımız sloganlardan birini bugün daha gür bir sesle haykırmamız gerekiyor: “On’lara sözümüz devrim olacak.”