Sonra bir haber gelir: 'Hitler öldü'

O güçlü kadın yine güçlüdür. O ailesiz bırakılan çocuklar kan bağı olmayan kocaman bir ailenin parçalarıdır. O dağılan aileler yeniden birleşir, eski hallerini ve hatırlayabildikleri sayılı hatıra ile devam ederler mutlu hayatlarına. Bir şey hep eksiktir. Bu şey nedir kimse konuşmaz, sadece hissederler ve yaşarlar ancak sevgi ve inanç yüreklerindeki sıcaklığı tekrar getirecektir.



16-06-2019 00:27

Zilan Yıldırım

Savaşın cinsiyeti var mıdır?

Birçoğunuz bunu da kadın erkek diye ayırmamamız gerektiğini savunabilir ancak savaşın cinsiyeti ‘erkek’tir. Daha doğrusu ‘erkeklik’tir. En iyi şekilde ifade edecek olursak ataerkil sistemde yaratılan erkek modelinin sıfatlarına eş değerdir savaş. Gücün, yöneticiliğin, duygusuz ve acımasız olmanın, acılara daha dayanıklı olup barışçıl, uzlaşmacı olmamanın ataerkil sistemde erkeğin sıfatları olması ve aynı zamanda savaşta görülen bu tarz tutumların normal olması elbette ki tesadüf değildir. Beyaz Deniz’de de ana karakter Ingrid tam da bu ‘savaş sıfatları’ na getirilmiş bir eleştiri olan, savaş koşulların da yaşamını sürdürebilmek için ‘erkekleşmiş’ olan bir kadındır.

Norveçli yazar Roy Jacobsen, 1954’te Oslo’da doğmuş ve Tutsak Yaşam, Fatihler, Don adlı kitaplarıyla adını Norveç  edebiyatında duyurmuştur. En ünlü romanı  Görülmeyenler ve devamı niteliğindeki Beyaz Deniz, savaş öncesi ve sonrası değişen sosyo-politik toplum yapısını ve savaşın toplum üzerindeki etkisini anlattığı oldukça başarılı eserlerdir. Görülmeyenler 2016’da Türkçeye çevrilmiştir. Beyaz Deniz ise Deniz Canefe tarafından bu yıl Türkçeye çevrilmiştir.

Beyaz Deniz, 1944 yılında Norveç’in kuzeyinde bir ada olan Barroy’da yaşayan, İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi ordusu tarafından işgal edilen yurtlarından kaçmak zorunda bırakılan halkı ve adasını canından olmak pahasına bırakmayan inatçı, güçlü ve oldukça zeki olan Ingrid’i anlatıyor.

Savaşın başlarında yavaş yavaş boşaltılan ada da yalnızca bir aile kalır ve ailenin de üyeleri bir süre sonra farklı yerlere göç ederek farklı hayatlar kurmaya başlarlar. Ölüm döşeğindeki annesinin adanın sahibi olmasını istediği Lars bunu istemez ve adadan çok uzakta yaşayarak kendisine bir aile kurar. Yalnız başına dahi olsa adada kalmak isteyen Ingrid annesinin itirazlarına rağmen tek başına adada yaşar. Sonrasında savaşın ve işgalin büyük baskısı sonucu satamadıkları kuş tüyleri, satın alamadıkları erzaklar ve kesip yemek zorunda bırakıldıkları hayvanlarının da artık tükenmesi sebebiyle adayı terk etmek zorunda kalır.

Ingrid çok inatçıdır.  Her yerde Nazi askerleri cana, mala, kadınlara ve çocuklara kastederken ülkenin durumuna rağmen adasına tekrar dönmüştür ve burada batırılan bir gemiden kurtulan insanların nasıl öldürüldüğüne tanık olur. Küçükken oyunlar oynadığı, doğanın tüm nimetlerinin bahşedildiği güzelim adasında şimdi yüzlerce ceset vardır. Bu cesetlerden adasını başta anlattığım gibi bir ‘erkek’ soğukkanlılığında temizlemiştir. Yine Alman askerlerine yakalanma pahasına yaralı bir insanı iyileştirmiştir. Bir ‘erkek gibi’ cesurca davranmıştır. Bu insanın bir İngiliz askeri mi, bir Rus askeri mi, yoksa bir tutsak mı olduğunu bilmeden ona şefkat göstermiş ve ona aşık olmuştur. Onu kurtarmaya çalışırken yaralanmıştır.

Yaşadığı travmalar bununla kalmaz. Sevdiği adamın ölüm haberini alır, onu kurtarmaya çalıştığı öğrenildiğinde Alman askerleri tarafından dövülür ve tecavüze uğrar, savaş ve göçler yüzünden ailesiz kalan sayısız çocuktan biri olan Nelvy’i çok sever ve daha bir çok travma daha…

Savaşın yarattığı travmaların ve bu travmaların kadın ve çocuk üzerinde ikiye katlanan acısını net bir şekilde betimlemiştir romanında Roy Jacobsen. Ölümlerin verdiği acı ve normal karşılanması tezatlığını insan psikolojisi üzerinde ki sirayetini de gözler önüne sermiştir.

Sonra bir haber gelir: ‘’Hitler öldü.’’

O güçlü kadın yine güçlüdür. O ailesiz bırakılan çocuklar kan bağı olmayan kocaman bir ailenin parçalarıdır. O dağılan aileler yeniden birleşir, eski hallerini ve hatırlayabildikleri sayılı hatıra ile devam ederler mutlu hayatlarına. Bir şey hep eksiktir. Bu şey nedir kimse konuşmaz, sadece hissederler ve yaşarlar ancak sevgi ve inanç yüreklerindeki sıcaklığı tekrar getirecektir.

KÜNYE: Beyaz Deniz,  Roy Jacobsen, Çeviri  Deniz Canefe, Yapı Kredi Yayınları, 2019, 175 sayfa