Sol Hareket Kurucusu Korkmazhan: Türkiye, Kutlu Adalı’nın ailesinden özür dilemeli

Suç örgütü lideri Sedat Peker’in, Kutlu Adalı cinayeti ve Kuzey Kıbrıs'taki uyuşturucu trafiğine ilişkin iddialarını değerlendiren Sol Hareket Kurucusu Abdullah Korkmazhan, "Bu isimler hakkında soruşturma açılarak cezalandırılmaları için siyasi muhalefetin sesini daha gür çıkarması gerekiyor" dedi.



27-05-2021 12:07

İzel Sezer - @izelsezer

Kıbrıs Sol Hareket Kurucu Üyesi Abdullah Korkmazhan, organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in, Kutlu Adalı cinayeti ve Kuzey Kıbrıs'ın kara para aklama ve uyuşturucu trafiğinde bir kesişme noktası olduğuna dair iddialarını değerlendirdi. "Peker’in itirafları, yıllar önce kapatılan Adalı dosyasını yeniden açma ve faillerin cezalandırılması için mücadeleyi yoğunlaştırma fırsatı sundu" diyen Korkmazhan, Başsavcılığın ve Polis Teşkilatı’nın böyle bir adım atacağını düşünmediklerini; muhalefetin, ilerici güçlerin ve halkın katılımı ile bağımsız bir soruşturma ve raporlama komisyonu kurulması için çalışmalara başladıklarını aktardı.

Sedat Peker’in aslında bilinen gerçekleri ve yaşananların arka planına dair detayları itiraf ettiğini söyleyen Abdullah Korkmazhan, bu bağlamda da gerek Adalı cinayeti gerekse de uyuşturucu ve kara para ticareti ile ilgili derhal soruşturma başlatılması gerektiğini ifade etti.

‘KIBRIS’IN KUZEYİ TÜRKİYE’NİN İŞGALİ ALTINDA OLAN BİR TOPRAK PARÇASI’

"Ancak ne yazık ki Kıbrıs’ın kuzeyinde sanıldığı gibi bir hukuk devleti yok. Burası Türkiye’nin işgali altında olan bir toprak parçası" diyen Korkmazhan, "Kıbrıs’ın kuzeyi, 1974’ten sonra Türkiye’deki mafya ve suç odaklarının arka bahçesine dönüştürüldü. Uluslararası hukukun geçersiz olduğu Kıbrıs’ın kuzeyinde her türlü kirli işi rahatça kotarabiliyorlar" dedi.

 Kutlu Adalı cinayetinin, devletin de parçası olduğu bir cinayet olduğunu söyleyen Korkmazhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

Adalı cinayetinin failli malum ve katiller de biliniyor. Peker’in itirafları, yıllar önce kapatılan Adalı dosyasını yeniden açma ve faillerin cezalandırılması için mücadeleyi yoğunlaştırma fırsatı sundu. Katillerin yakalanmasını ve yargılanmasını talep ediyoruz. Bunu yanında Adalı dosyası yeniden açılmalı ve öldürülmesine neden olan St. Barnabas baskınında neler yaşandığı da açığa kavuşturulmalı.

‘VATAN HAİNİ İLAN EDİLEN ADALI’NIN İTİBARI İADE EDİLMELİ’

Türkiye Cumhuriyeti derin devleti St. Barnabas Manastırı’nı neden bastı? Oradan ne kaçırdı? Bu konu da açığa kavuşmalı. Ve en önemlisi Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Kıbrıslı Türk toplumundan ve Kutlu Adalı’nın ailesinden özür dilemeli, vatan haini, Rumcu ilan edilen Kutlu Adalı’nın itibarı iade edilmelidir.

Belirttiğim gibi 1974 sonrasında ele geçirilen Kıbrıs’ın kuzeyi bir suç ve suçlu cennetine dönüştürüldü. Türkiye’deki casino, kumar, uyuşturucu, insan ticareti vb. gibi birçok suç sektörü ülkemize taşındı. Birçok mafya ve suç örgütü ülkemize konumlandı. Çünkü uluslararası hukuk ve adaletten rahatça kaçabilecekleri ve saklanabilecekleri bir yer burası. Örneğin Peker’in ismini verdiği Halil Falyalı, ABD tarafından 5 yıldır uyuşturucu ve kara para kaçakçılığından kırmızı bültenle aranmaktadır.

Abdullah Korkmazhan

‘ERDOĞAN NE İSTERSE ONU YAPAN BİR KAYYUM REJİMİ OLUŞTURULDU’

Kuzey Kıbrıs ile Türkiye arasındaki adli yardımlaşma anlaşmasının hep tek taraflı, yani Türkiye’nin talepleri doğrultusunda işletildiğini söyleyen Korkmazhan, "Ne yazık ki Kıbrıs’ın kuzeyinde Mehmet Ağar veya Korkut Eken hakkında suç duyurusunda bulunacak, ifadelerinin alınmasını isteyecek veya iadelerini talep edecek bir siyasi irade bulunmuyor. Son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sayın Akıncı’nın kazanmaması için her türlü müdahale yapıldı ve Tatar buraya kayyum olarak atandı. Erdoğan ne isterse onu yapan bir kayyum rejimi oluşturulmuş durumda" dedi.

‘ÖNEMLİ OLAN TÜRKİYE’DEKİ MUHALEFETİN NE YAPACAĞI’

Bu noktada önemli olanın Türkiye’deki muhalefetin, ilerici ve devrimci güçlerin ne yapacağı olduğunu söyleyen Korkmazhan, "Burada siyasi mücadele belirleyici olacak diye düşünüyorum. Bu isimler hakkında soruşturma açılarak cezalandırılmaları için siyasi muhalefetin sesini daha gür çıkarması gerekiyor" ifadelerini kullandı.

‘DEVLETİN, İÇİNDE OLDUĞU BİR CİNAYETLE İLGİLİ ADIM ATACAĞINI DÜŞÜNMÜYORUZ’

Sol Hareket olarak Kutlu Adalı dosyasının yeniden açılmasını ve Peker’in itirafları çerçevesinde yeni bir soruşturma yürütülmesini talep ettiklerini ve etmeye devam edeceklerini vurgulayan Abdullah Korkmazhan, sözlerini şöyle sonlandırdı:

"Ancak ne Başsavcılık ne de Polis Teşkilatı’nın böyle bir adım atacağını düşünmüyoruz. Zira devletin kurumlarının, devletin içinde olduğu bir cinayet ile ilgili adım atmasını beklemek biraz saflık olur. Bu bağlamda, muhalefetin, ilerici güçlerin ve halkın katılımı ile bağımsız bir soruşturma ve raporlama komisyonu kurulması düşüncesindeyiz. Bu yönde çalışmalarımız devam ediyor. "