Soğan üreticileri şaşkın: Kimse stokçu değil tedarikçi

Erdoğan'ın ve yandaş basının hedefindeki soğan üreticileri konuştu. Üreticiler süreci şaşkınlıkla izlediklerini dile getirirken, stokçu diye bir şey olmadığını basılan yerlerin tedarikçiler olduğunu söyledi.



27-11-2018 12:09

Erdoğan'ın geçen hafta salı günü Muhtarlar Toplantısı'nda yaptığı "Bundan sonra aldığımız ihbarlar sebebiyle stokların yapıldığı depoları basacağız. Kimse benim vatandaşıma halkıma, pahalı ürün yedirme hakkına sahip değildir" şeklindeki konuşmasından sonra gözler soğana çevrilmiş, başta Ankara olmak üzere soğan üreticisi bölgelerde depolara baskınlar yapılmıştı.

Baskın yapılan yerlerden biri de Türkiye'deki soğan üretiminin yüzde 20'sini karşılayan Ankara Polatlı'daki depolar oldu.

BBC'ye konuşan Polatlı'daki soğan üreticileri, soğan özelinde yaşanan "stok" tartışmalarını şaşkınlıkla izlediklerini ve "stokçu" diye tabir edilmekten rahatsız olduklarını dile getirdi.

Soğanın neden depolanması gerektiğini anlatan üreticiler, “Biz bunu Polatlı'da 20 senedir yapıyoruz, neden şimdi stokçu olduk” diye sordu.

Bir üretici de “100 ton soğan bulunca sanki ya bir suçlu ya da uyuşturucu yakalamış gibi haber yapıyorlar. Şaşırıp seyrediyoruz. Televizyonda seyrettiğiniz depoların hepsi tedarikçi, hiçbiri de stokçu değil. Her gün 3-4 araba soğan yükleyen arkadaşlarımız, hepsini tanıyoruz” ifadesini kullandı.

'MEDYA YALAN HABER YAPIYOR'

Son 10 günde Polatlı’ya pek çok medya kuruluşunun gelip “yalan haber” yaptığını söyleyen çiftçilerden biri, başından geçen bir olayı şöyle anlatıyor: “Bir televizyon kanalı depoma geldi, röportaj yaptık.

İşleri bittikten sonra dediler ki, ‘Bir de deponun kapısını kapatın, kenara çekilin, öyle çekelim.’ Biz de söyledikleri gibi kapıları kapattık, kenara çekildik ki çekim yapsınlar. Sonra akşam haberleri izlerken bir baktık, benim depomu gösterip ‘Stokçular depoyu kilitleyip kaçmışlar’ yazıyor. Gözlerimize inanamadık. Halbuki biz oradaydık, satış yapıyorduk, kendileri bize kapıyı kapatmamızı söyledi. Bu kadar da sahtekarlık olur mu?”