Siyaset bilimci Arantxa Tirado: Guaidó'nun iktidar olduğu tek yer sosyal medya!

Venezuela'da yaşanan olayları görmek için Caracas'a giden Katalan siyaset bilimci, Uluslararası İlişkiler ve Latin Amerika Çalışmaları doktoru Arantxa Tirado son durumu İleri Haber'e değerlendirdi.



21-02-2019 18:08

Özgür Yılmaz

Venezuela'da yaşanan olayları görmek için Caracas'a giden Katalan siyaset bilimci, Uluslararası İlişkiler ve Latin Amerika Çalışmaları doktoru Arantxa Tirado son durumu İleri Haber'e değerlendirdi.

İleri Haber: Merhaba, öncelikle, Juan Guaido kimdir sorusuyla başlayalım.

Arantxa Tirado: Juan Guaidó Venezuela’da çok tanınmayan birisiydi. Leopoldo López’in Voluntad Popular adındaki sağcı partisinin genç bir milletvekiliydi. Kendini başkan ilan ettiği zaman Venezuela halkının yüzde 80’i onun kim olduğunu bilmiyordu. Belli ki ABD tarafından iyi bilinen bir aktörmüş ki darbe sürecini onun üzerine kurdular. Greyzone’un Juan Guaidó üzerine makalesini herkesin okumasını tavsiye ediyorum ve ABD ve AB tarafından labarutuvarda bir lider nasıl yaratıldığını; Venezuela’ya “rejim değişikliği” için ihraç edilmesini görmelerini istiyorum.(https://grayzoneproject.com/2019/01/29/the-making-of-juan-guaido-how-the-us-regime-change-laboratory-created-venezuelas-coup-leader/). Bu anlamda, Guaidó Chavizmo’yu yıkmak ve de facto bir paralel hükümet kurmak için yürütülen operasyonun adıdır. Ancak bilinmelidir ki bu “hükümet” sosyal medya ve onu tanıyan ülkelerin dışında gerçekliği olmayan bir yapıdır.

İleri: Peki, ABD ve Guaidó’ya desteği hakkında neler söylersiniz?

Tirado: ABD’nin Venezuela petrol rezervlerine, maden yataklarına, doğal kaynaklarına ve hepsinin üzerinde, politik tecrübesine yani Bolivarcı Devrim’e saldırdığını söyleyebilirim. Çünkü Venezuela’nın jeopolitik konumu, ABD’nin Latin Amerika ve Karayipler’e olan hakimiyetinde önemli bir noktada. Aynı zamanda Venezuela ABD için Latin Amerika ve dünyanın geri kalanına “kötü bir örnek” teşkil etmekte. Bu yüzden, 20. yılına giren Chavizm’i yıkmaya çalışıyorlar ancak başarılı olamıyorlar. Guaidó’ya verilen destek ve Nicolás Maduro hükümetini ve Venezuela halkını yıkma çalışmaları (diğer Latin Amerika ülkelerine de uygulanan ekonomik abluka ve sabotaj yöntemiyle) için “uygun anın geldiğini” düşünüp harekete geçtiler. ABD için uygun an, sağın ve aırı sağın yükselişe geçişiydi ve bu konjonktürü uygun buldular. Trump’ın anti Castrocu lobisi yalnız Küba’ya değil aynı zamanda Venezuela’ya da karşı. Bu lobinin tanınmış simaları olan Marco Rubio ya da Mario Díaz-Balart Kolombiya sınırında “insani yardım” için hazır kıta bekliyorlar ve Küba’ya mesaj yolluyorlar: Sıradaki sensin. ABD petrol sahipleri Irak petrolleri için de aynı şeyi yapmıştı. Ancak Rusya ve Çin gibi Venezuela petrolünü alan ülkeler, elleri kolları bağlı beklemiyor.

Sonuç olarak Guaidó dediğimiz kişi tamamen küçük bir aktördür. Guaidó ABD’yi desteklemese, ABD Guaidó’yu desteklemez. Guaidó bu tiyatronun ufak bir aktörü, daha doğru bir deyişle bu oyunda askeri müdahaleyi tetikleyecek olan kişi. Ben Guaidó olsam bu müttefiklerle bu kadar sakin yaşamazdım. ABD’nin Guaidó’ya nasıl sözler verdiğinizi çok merak ediyorum.

İleri: ABD Başkanı Donald Trump ve Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton her seferinde askeri müdahaleden bahsediyorlar. Yapabilirler mi? Ya da askeri müdahalede bulunurlarsa Venezuela ordusu ne kadar dayanabilir?

Tirado: Onlar savaş propagandasına dahil olan herşeyi söyleyebilir. Kuşkusuz, birçok analistin ya da onların “thinktank”lerinin dediği gibi Venezuela’da ABD’nin askerlerini göndermesi ve müdahale etmesinin gerektiği bir acil durum var. Tıpkı Irak’ta uygulanan senaryo gibi, “Venezuela’da silahlar var, milisler var” deyip ulusal güvenliklerinden bahsediyorlar. Bu aslında savaşın bir boyutu. ABD Venezuela’ya karşı konvensiyonel orduları kullanmasa da ülke içerisinde paramiliter çeteleri ya da Kolombiya gibi ülkeleri kullanarak bir savaş yürütüyor. Ancak Venezuela ordusu, gerilla taktiğini de biliyor. Yani ABD bir savaş istiyorsa, bundan kolay çıkamaz. Latin Amerikalılar, ABD’ye karşı savaşan yoldaşlarına katılır ve Venezuela’yı Latin Amerika’nın Vietnam’ı haline getirebilir. Aynı zamanda bunun ABD’nin iç politikasında da sonuçları olur. ABD’de milyonlarca Latin Amerikalı yaşıyor ve bunlar herhangi bir savaşın doğrudan özneleri haline gelebilir. Ek olarak çıkacak herhangi bir savaş kıtasal boyutlarının yanı sıra dünya çapında boyutlara da sahip olacaktır. Rusya gibi diğer büyük aktörler de doğrudan bir şekilde bu çatışmaya müdahil olacaktır. Dolayısıyla Venezuela sınırlarını çok aşan bir savaştan söz edilebilir.

İleri: Venezuela ekonomisi şu anda kötü durumda. Ve “sağ muhalefet” bu durumu kullanıyor. Venezuela ekonomisi nasıl bu hale geldi?

Tirado: Venezuela ekonomisi kuşkusuz kötü durumda. Bunun birçok nedeni var.Hem iç hem de dış kaynaklı nedenlerden bahsediyorum. İç kaynaklı olanlar, petrol rantına dayalı bir ekonomi yapısından kaynaklıdır. Yalnızca tek bir gelir kalemi olan petrol ve petrole dayalı bir ihracat üzerinden dönüyordu ekonomi. Böylece tarihin en büyük enflasyon oranları da görülmeye başlandı. 20 yılda çeşitlenemeyen bir ekonomi Devrim’in en büyük açmazlarından biriydi ve şimdi bu durumun bedelini ödüyor diyebiliriz. Devleti bu denli sıkıştıran bir diğer durum da doları kullanma zorunluluğuydu.

Dışa bağlı nedenlerde ise, Venezuela’ya karşı açılan ekonomik savaştan bahsedebiliriz, diğer nedenler arasında da hiperenflasyon sayılabilir. Bu hiperenflasyonun Venezuela hükümetini istikrarsızlaştıran politik noktaları da var. Bunu ekonomist Pasqualina Curcio “Piyasanın Görülebilir Eli” isimli kitabında detaylıca açıklıyor (http://www.15yultimo.com/2017/03/24/la-mano-visible-del-mercado-de-pasqualina-curcio-traducido-al-ingles/). Venezuela ayrıca, uluslararası finans tekelleri tarafından da bir blokaja uğramış durumda. Bu tekeller, Venezuela’nın uluslararası alanda olası kredilerini boykot ediyor, böylece Venezuela borçlarını zamanında ödeyemiyor. Dış faktörlerde bir noktaya daha dikkat çekmek gerekiyor: yakın zamanda devlet petrol şirketi PDVSA’ya uygulanan ambargo ve gelirlere el koyuldu. Bu durumda, Venezuelalı tüccar ve şirket sahipleri, spekülasyon yapıp, ürünleri daha da yüksek fiyata satıyor.

Tüm bu nedenler Venezuela halkını zora sokan bir kombinasyon oluşturuyor: hiperenflasyon ve bazen de piyasada ürün bulamama sorunu gibi nedenlerle karşılaşılıyor. Bu stratejiler, Şili’deki Allende hükümetini devirirken de, Nikaragua’daki Sandinist iktidarı devirirken de kullanıldı. Amaç, halkın “insani yardım” adı altındaki projeyi ister hale gelmesi.

İleri: Peki bu “insani yardım” nedir ve neden muhalefet bunu bir koz olarak kullanıyor? Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve PSUV (Venezuela Birleşik İşçi Partisi) Genel Sekreteri Diosdado Cabello bunu bir şov olarak niteledi ve Venezuela’nın buna ihtiyacı olmadığını söyledi.

Tirado: “İnsani kriz”, “büyük kitle imha silahları” yalanı gibi bir koz haline getirildi. Aynı yalan, ABD tarafından aynı şekilde Irak’ta da uygulanmıştı. Ulusal ve uluslararası muhalefet, yıllardır Venezuela’da bu kriz lafını dile getiriyor ve bunu piskolojik bir savaş aracı olarak kullanıyor ve bu propagandayı medya ve sosyal medya üzerinden yapıyor. İnsanlara Venezuela’da bir “insani kriz” olduğunu kanıksatıp, “insani yardıma” ihtiyaç duyulduğu yönünde bir algı operasyonu yapılıyor. Ancak insani kriz herhangi bir şey değildir ve hiçbir şekilde bir ekonomik ya da pollitik krizle eş değer tutulamaz. Eğer tutuluyorsa şu an birçok ülke insani kriz içerisinde.

Muhalefet şimdi insani yardım kanalı açmanın kartını oynuyor. Yardım kelimesi iyi niyet içeren bir kelimedir, sorunları çözmek için kullanılır. Ancak bu durumda baktığımızda bu kelime propaganda için kullanılır, sergilenen tiyatronun bir sahnesi olarak kullanılıyor, “büyük sanatçıların” katıldığı konserler düzenleniyor, medya ve sosyal medyadan (Juan Guaidó hükümetinin var olduğu tek yer) Venezuela’yı kurtarmaktan söz ediliyor. Kuşkusuz biliyoruz ki “insani kanal” gerçekte Venezuela sınırının kontrolünü muhalefete verecek olan, Chavizmi iktidardan düşürecek olan ve Venezuela’yı sömürmeye yol açacak olan askeri bir kanal olacaktır.

İleri: Bolivarcı Devrim’in geleceğine dair neler düşünüyorsunuz?

Tirado: Bence Devrim’in yakın ve uzak geleceğini düşünmektense şimdiki halini düşünmek daha önemli. Çünkü Devrim şu an hayatta kalma mücadelesi veriyor. Bolivarcı Devrim, 20 yılın en kritik zamanını geçiriyor öyle ki 2002’de Chavez’e gerçekleştirilen darbe bile bunun yanında ufak kalıyor.

Şimdi ABD projesi darbenin biteceğini söyleyemeyiz ama kazanacağını da söyleyemeyiz. Yarın ne olacağını kimse bilmiyor. Ancak Venezuela muhalefetine ABD yardımları gelmeye devam ettiği sürece bu durum devam edecek. ABD hedefinde ısrarcıysa Chavizm’e dair planının sonunu getirmek isteyecektir. Ancak Venezuela halkının ve Chavist hükümetin direnişi oldukça bunu ne kadar kolay gerçekleştirebileceği ciddi bir tartışma konusu.Darbe süreci geçtikten sonra Bolivarcı Devrim’in geleceğine dair konuşabiliriz ve ondan sonra devrimci sürecin nasıl gelişeceğine dair bir inşa tartışması yapabiliriz.

İleri: Son olarak Türkiye halkı için eklemek istediğiniz bir şey var mı? Çünkü bildiğiniz üzere Maduro, Erdoğan ile yakın bir ilişki geliştirdi ve bu durum özellikle solu rahatsız ediyor.

Tirado: Türkiye halkına söyleyebileceğim şey şu ki “realpolitik” böyle durumları kapsar maalesef. Ancak sol için, gerçekten bir devrimci liderin Erdoğan gibi bir figürle yakınlaşmasını kavramak zor olabilir. Bunu anlamama rağmen, aynı zamanda şunu da anlıyorum: Venezuela uluslararası alanda yalıtılmış bir ülke. Diplomatik olarak yakınlaşabileceği, anti emperyalist bir ittifak geliştirebileceği, ekonomik işbirliği geliştirebileceği devletler arıyor. Venezuela’nın bu kritik durumu, ambargo, sabotaj, vb... çok önemli bir hal aldı. Bu bir ihtimal değil, kesindir ki, ufak ya da büyük anlaşmazlıklarımıza rağmen politika yapıyoruz. Ve bunun için ittifaklar geliştirmeliyiz. Bu durumda da her zaman değerler birebir uyuşmayabiliyor. İnanıyorum ki Venezuela hükümeti ve Türkiye halkı, Erdoğan hükümeti için benzer duyguları paylaşıyor. Türkiye halkı emperyalizme karşı Venezuela’yı sürdürmeye devam etsin. Bu savunma herşeyin üstündedir.