Siyasal iktisatçı Güngen: Yönetimdekilerin gerçeğin üzerini örtmesi ve tabloyu farklı sunması Türkiye’de sıradan bir olgu

Siyasal iktisatçı Ali Rıza Güngen ekonomideki küçülme ve ekonominin geleceği üzerine İleri Haber'e konuştu.



12-03-2019 11:06

Özgür Yılmaz - @ozguryilmaz344

Siyasal iktisatçı Ali Rıza Güngen ile ekonomideki daralma ve ekonominin geleceği hakkında konuştuk. 

İleri: Türkiye ekonomisi, geçen yılın son çeyreğinde yüzde 3 daralırken, 2018 yılının tamamı baz alındığında yüzde 2.6 büyüme gerçekleştirdi. Bu durumu nasıl yorumlarsınız?

Ali Rıza Güngen: Kafa karıştırıcı gibi duruyor. Ancak yüzde 3’lük daralma verisi 2018 yılı son çeyreğinde 2017 yılı son çeyreğine göre gerçekleşen daralma. 2,6’lık büyüme 2017 yılı içindeki GSYH’ye göre 2018 yılı GSYH’sinin gerçekleştirdiği büyüme. Türkiye gibi istikrarsız ve krizden mustarip bir ülkede yılın ortasında gerçekleşen kur krizi ve takip eden reel sektör krizinin rakamsal ifadeleridir. Ancak en önemlisi 2018 yılı 3. çeyreğinin bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,6, 2018 yılı son çeyreğinin de bir önceki çeyreğe göre yüzde 2,4 daralmayla kapanmasıdır. Dolayısıyla ekonominin resesyona girdiği resmen teyit edildi. Türkiye ekonomisi henüz onların derinliğine ulaşmamış olsa da 2001-02 ve 2008-09 ile karşılaştırılabilecek bir ekonomik daralma yaşıyor.

Ekonomi yönetimindekilerin yaptığı üzere sadece yıllık büyümeyi almak fili kulaklarına işaret ederek tarif etmektir. Faydasız bir manipülasyon girişimidir.

'İNŞAAT MODELİ YÜKSEK BİR BORÇ BİRİKİMİNİ BERABERİNDE GETİRDİ'

İleri: Bunun yanında tarım sektörü toplam katma değerde yüzde 0,5, sanayi sektörü yüzde 6,4 ve inşaat sektörü yüzde 8,7 azaldı. Özellikle inşaatı Türkiye’de son dönem öne çıkan sektör olarak düşündüğümüzde, neler söylenebilir? 

Ali Rıza Güngen: Bir önceki yılın aynı çeyreğine göre imalatta yüzde 7,4, inşaatta da 8,7’lik düşüş kur krizinin ve takibinde Lirayı korumak için dünyanın en yüksek politika faiz oranlarından birisinin ilan edilmesinin sonucudur. Sanayideki düşüş dikkate değer sigortalı iş kaybını getirdi. İnşaattaki gerilemede bugün yaşadığımız işsizliğin nedenlerinden. Türkiye’de 2010-17 yılları arasında GSYH’de görülen artışın üçte biri inşaat sektörünün katkısıyla oluşmuş görünüyor. Ancak bu model aynı zamanda yüksek bir borç birikimini beraberinde getirdi. Söz konusu model yüksek faiz ve enflasyon koşullarında sürdürülemez. Buna karşın Türkiye’nin uluslararası iş bölümündeki konumu 2019 ve 2020 içinde görece yüksek enflasyon oranlarının kaydedilmesini kaçınılmaz kılıyor.

'YURTTAŞ, MADEM KOMPLE VAR, SEN NE YAPIYORSUN DİYE SORUYOR'

İleri: Ek olarak kişi başına gelir de 2009’dan bu yana ilk kez 10 bin doların altına inerek 9 bin 632 dolara düştü. Bu durum Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak’ın ekonomideki gidişi “iyi” gibi göstermesiyle bir tezat oluşturmuyor mu? 

Ali Rıza Güngen: Bu açıklamalar bana satın alma gücü paritesine göre kişi başı gelire bakarak Türkiye’yi üst sıralarda göstermeye uğraşan açıklamaların devamı gibi geliyor. Yönetimdekilerin açıklamalarında çarpıcı gerçeğin üzerini örtmesi ve tabloyu farklı sunması Türkiye’de sıradan bir olgu. Aynı kişiler Türkiye’nin demokratik bir ülke olduğunu da söylüyorlar örneğin. İtibar etmemek gerekli.

Önemli olan muhalefetin ne dediği. Herkes iktidarın sıkışmışlığı nedeniyle beka söylemini parlattığını düşünüyor. Aslında kur krizi sırasında Türkiye’ye komplo kurulduğuna dair anlatılarının büyük oranda benimsenmiş olması nedeniyle bunu devam ettiriyorlar. Görmedikleri husus krizin derinleşmiş olduğu. Aynı söylem bugün o kadar işe yarayamaz. Ücreti yerinde sayan yurttaş yüzde 30’u aşkın yıllık gıda enflasyonunun ne demek olduğunu biliyor, madem komplo var sen ne yapıyorsun diye soruyor.

'BU İKİLEMİ SEÇİMLERDEN SONRA DAHA NET GÖRECEĞİZ'

İleri: Türkiye ekonomisinin geleceği ve örneğin yerel seçimler gibi, ekonominin siyasal yaşama yansımaları hakkında neler söylenebilir?  

Ali Rıza Güngen: 2019’da temel sorunun devlet harcamalarını artırmak ile son aylardaki göstermelik hamlelerle kıyas kabul etmeyecek kadar sert bir kemer sıkma uygulamak arasında salınımla ilgili olacağını düşünüyorum. Bu ikilemi yerel seçimlerden sonra daha net göreceğiz. Devlet harcamalarını artırmak iç talebi toparlama açısından faydalı ancak özel ve kamu borç stoku kritik seviyelere gelmiş bir ekonomide mali alanınız sanıldığı kadar fazla değil.

Küresel koşullarda radikal bir değişim olmaması ve bir önceki yıla göre sermaye girişlerinin artması durumunda ekonomik daralmanın sonunu yıl ortasında görme ihtimalimiz yüksek. Ancak daralmanın sona ermesiyle birlikte düşük büyüme platosuna oturulması bekleniyor. Bu durum iktidardakiler için yıpratıcı olmaya devam edecek. Eğer prosedürel görüntü tamamen rafa kaldırılmayacaksa Türkiye’de ihdas edilen plebisiter rejimin 2023’e kalmadan tekrar “seçim benzeri” bir şeyle onay almasına çalışılacaktır. Zor yıllar daha bitmedi. Ekonomik daralma sona erince de bitmeyecek.