Sinan Dervişoğlu yazdı: TİP Programını nasıl okumalı?

"Bugün programını sunduğumuz TİP, dünya ölçeğinde sosyalist sistemin çözüldüğü, uluslararası komünist hareketin eski gücünü yitirdiği, buna karşılık kapitalizmin bunalımının eskisinden çok daha yıkıcı bir biçimde yaşandığı, ülke ölçeğinde ise faşizmin azgın saldırılarına rağmen ilerici güçlerin yılmadığı, zaafları ve kırılganlığı her geçen gün ortaya çıkan gericilik karşısında direnişi sürdürdüğü koşullarda kuruluyor."



13-09-2018 14:15

Sinan Dervişoğlu

Direkt cevabı vererek başlayalım. Sunduğumuz TİP programı 2 boyutta ele alınarak okunmalıdır:

Birincisi, TİP’in tarihsel sürekliliği çerçevesinde, ikincisi ise Türkiye Sosyalist Hareketinin tarihsel bütünlüğü içerisinde. Meseleyi şimdi açalım.

TİP'İN TARİHSEL DEĞERLERİ

1961’de kurulan ilk TİP, soğuk savaşın kasıp kavurduğu bir Türkiye’de sosyalist fikirleri en basit dille anlatan, bunu keskin sloganlarla değil en temel insani ve emekçi değerlere dayandırarak yapan, böylece ilerici bir kitle bilincini adım adım inşa eden bir parti olarak büyük bir atılımın ve başarının sahibi oldu. İnsanca yaşamak, emeğin karşılığını almak, dünyada da bağımsız ve onurunu kazanmış bir Türkiye’de başı dik yaşamak TİP’in sadece çıkış noktası olmakla kalmadı; her zaman ve sonuna kadar da başa koymaktan ve öne çıkarmaktan geri durmadığı değerler olmaya devam etti. Emekçi kitlelerle ortak değerlerde buluşma ve ortak bir üslubu korumadaki ısrarı, birinci TİP’in başarısının temeli oldu.

1975’de kurulan ikinci TİP, sosyalist sistemin ve uluslararası komünist hareketin yükseliş içinde olduğu ve sürekli yeni mevziler kazandığı koşullarda kuruldu ve bu yükselişe temel oluşturan değerleri kendi yapısına ve ülkeye yansıtmayı misyon edindi. Birinci TİP’ten farklı olarak daha netleşmiş bir Marksist-Leninist söylem, işçi sınıfı konusunda keskin bir vurgu, parti kültürüne, işleyişine ve disiplinine verilen daha bariz bir önem ve uluslararası komünist hareketin sembol ve değerlerine daha net bir bağlılık, (birinci TİP’ten devraldığı birikime ek olarak) ikinci TİP’e damgasını vuran değerler oldu. Boran yoldaşın önderliğinde ikinci TİP,  o dönemde 73 Atılımı ile kitleselleşmiş olan İsmail Bilen önderliğindeki TKP ile birlikte Türkiye işçi sınıfı ve emekçi halk arasında bu temel komünist değerlerin taşıyıcısı ve savunucusu oldu.

Bugün programını sunduğumuz TİP ise, dünya ölçeğinde sosyalist sistemin çözüldüğü, uluslararası komünist hareketin eski gücünü yitirdiği, buna karşılık kapitalizmin bunalımının eskisinden çok daha yıkıcı bir biçimde yaşandığı, ülke ölçeğinde ise faşizmin azgın saldırılarına rağmen ilerici güçlerin yılmadığı, zaafları ve kırılganlığı her geçen gün ortaya çıkan gericilik karşısında direnişi sürdürdüğü koşullarda kuruluyor. İkinci TİP'in kurulduğu dönemden farklı olarak 2 yeni olgu, bu kuruluş döneminde karşımıza çıkıyor. Birincisi, aslında 90 yıldır var olan Kürt sorununun artık demokrasi mücadelesi açısından en temel gündem maddelerinden biri haline gelmesi; ikincisi ise demokratik toplumsal muhalefetin, 1970’lerden farklı olarak, yepyeni bileşenlerle, çevre sorunuyla, kadın ve çocuk haklarıyla, laiklikle, LGBTİ haklarıyla birlikte çok daha zenginleşmiş bir içeriğe kavuşmasıdır.

Yeni TİP programı, TİP’in tarihsel değerlerinin, bu yeni koşulların ve yeni ihtiyaçların ışığında harmanlanma çabası olarak okunmalı ve değerlendirilmelidir. Program ve ona eşlik eden bildirilerin üslubu, birinci TİP’in ruhuna uygun olarak, emekçilere “yukardan seslenen” bir dilde değil, ortak değerler yakalamaya yönelik, katılımcı ve mütevazi bir üsluptur. Programa egemen olan değerler, TİP’in tarihsel değerleri olan “muğlak popülizme karşı işçi sınıfı çizgisi, amorf “hareket” mantığına karşı parti ve örgütlülük kültürü, içeriği belirsiz kurtuluş senaryolarına karşı net bir sosyalizm vurgusu, ulusal ve bölgesel dar görüşlülük yerine enternasyonal vizyon ve mirasa sahip çıkılması” olmuştur. Yeni TİP, birinci TİP’in en önemli katkılarından biri olan “Kürt meselesini Türkiye gündemine taşıma cesareti”ne sadık kalarak, Kürt halkını sokakta ve parlamentoda temsil eden tek parti olan HDP ile halkların ortak kurtuluşu için somut güç birliğini ve siyasal ittifakı hayata geçirmiştir. Son olarak yeni TİP,  ikinci TİP’in sosyalist devrim perspektifini demokrasi mücadelesinin tüm dinamikleri ile zenginleştirme kararlılığını aynen sürdürmüş, günümüz Türkiye’sinde islami faşizme düşman tüm kesimlerin ortak mücadelesini sosyalist devrime sıçratmanın aracı olarak Devrimci Cumhuriyet açılımını formüle etmiştir.

TİP SADECE TİP'İN MİRASÇISI DEĞİLDİR

Yeni TİP inisiyatifinin en önemli ve değerli yönü, sadece TİP geleneğinin pozitif değerlerinin mirasçısı olması değil, tüm Türkiye Komünist ve Devrimci hareketinin tarihsel mirasını, eleştirel (ve özeleştirel) bir değerlendirme süzgecinden geçirerek sahiplenme kararlılığıdır. Amaç, hepsi birer başarıyı ve aynı zamanda birer başarısızlığı temsil eden eski N adet örgütten birine (bu TİP dahi olsa) yeniden hayat vermek değil, bunların hepsinin ötesinde ve üstünde bir oluşuma sıçrayabilmeyi başarmaktır.

Geçmişte herkes açısından bir başarıyı temsil eden TİP, ne bir başlangıçtır; ne de bir son olmuştur. 1961’de kurulan TİP, hem tarihsel birikim olarak, hem de kadrolar seviyesinde 10 Eylül 1920’de kurulan Türkiye Komünist Partisi’nin mirasçısıdır. Birinci TİP Mustafa Suphi, Ethem Nejat, Şefik Hüsnü, Nazım Hikmet, Reşat Fuat ve Doktor Hikmet Kıvılcımlı’nın 41 yıl boyunca iğneyle kuyu kazarcasına, kan ve gözyaşı pahasına emekçiler arasında yarattığı birikimin üstünde yükselmiş, bu atılıma önderlik etmenin onuru da gene TKP’li kadrolar olan Behice Boran, Mehmet Ali Aybar ve Nihat Sargın’a ait olmuştur.  Birinci TİP’in politik eksiklik ve tıkanıklıkları ise militan kadroları yeni arayışlara yöneltmiş, bu arayıştan Türkiye Solu’nun ilk silahlı başkaldırı deneyini hayata geçiren THKP-C, THKO ve TİKKO doğmuştur. 1973 sonrasında bu devrimci çizgiler yeni oluşumlara yönelip sivil faşistlere karşı silahlı direnişi hayata geçirirken, birinci TİP’in kadrolarının bir kısmı Boran yoldaş önderliğinde ikinci TİP’i kurmuş; bir diğer kısım genç kadro da İsmail Bilen önderliğinde 73 Atılımını hayata geçirerek TKP’yi emekçi yığınlarla buluşturmuştur.

2018’de kurmakta olduğumuz TİP, tüm bu koca mirası, bu mirasın bütününü sevgiyle, saygıyla kucaklamaktadır. Her biri kan ve gözyaşı, ama aynı zamanda umut ve coşkuyla hayata geçirilmiş bütün bu deneylerden yararlanmak, dersler çıkarmak, bunları sentezini yapmak, aynı zamanda bu hareketlerin yolumuzu aydınlatan kahramanlarını bayraklarımıza taşımak yeni TİP’in düsturu olacaktır. Programı yalnız kendi içimizde değil, kendi dışımızda da tartışmaya açarak gösterdiğimiz açıklık ve cesaret, hayatın her alanındaki eylemlerde de sürecek, ortak mücadele içinde “komünist alternatifi birlikte örgütleme” davetimiz, bizim tarafta bu davete her zaman eşlik edecek olan dürüstlük, cesaret ve kararlılıkla birlikte meyvelerini vermekte gecikmeyecektir.

Eski TİP, Rus edebiyatında herkesin içinden çıktığı Gogol’un “Palto”suna benzetilirdi. Devrimci kadrolara bu analoji üzerinden seslenerek yazımızı bitirelim:

Aynı “palto”dan çıkanların yeniden bir araya gelme zamanıdır!

Eski paltoyu onarmak için değil, güçlü, parlak ve dev bir kumaşı yeniden örmek için;

O kumaşı, Devrim gemisini enginlere taşıyacak devasa bir yelkene çevirmek için

Yürekleri ve bilekleri birleştirmenin zamanıdır!..

Çünkü zaman Devrim zamanıdır!