Shakespeare’in dilbilime mirası

20. yüzyılın ortalarında, o zamanlar Shakespeare’in kelime haznesi hususunda yetkili olan Alfred Hart, Shakespeare’in “Oxford İngilizce Sözlüğü derleyicileri tarafından yaklaşık 3,200 kelimenin ilk kullanıcısı” olarak kabul edildiğini yazmıştır.



23-04-2021 00:39

Yazar: Edwin Battistella

Çeviren: Gülşah Kartalkaya

William Shakespeare’in aramızdan ayrılışının dört yüzüncü yılında semt kütüphanemizde bir yıldönümü kutlaması yapılıyor. Bu şekilde ifade edilince elbette kulağa ürkütücü geliyor bu nedenle fatura Shakespeare’in dilbilime bıraktığı mirası kutlamak olarak kesiliyor. Bu kutlamaya dâhil olma fırsatını öğrencilerimle Shakespeare’in dilbilimine olan mirasını konuşmak için yakaladım. Mirasının çoğu zaman kelime dağarcığının genişliği ve İngilizceye kattığı sözcüklerin sayısı açısından ifade edildiğini duyarız.

20. yüzyılın ortalarında, o zamanlar Shakespeare’in kelime haznesi hususunda yetkili olan Alfred Hart, Shakespeare’i “Oxford İngilizce Sözlüğü derleyicileri tarafından yaklaşık 3,200 kelimenin ilk kullanıcısı” olarak kabul edildiğini yazmıştır.

Zaman zaman insanlar bunu Shakespeare’in aslında 3,200 kelime oluşturduğu anlamına çekmiştir. Belki de “Shakespeare binlerce yeni kelime uydurmuştur” demek “Oxford İngilizce Sözlüğü derleyicileri tarafından yaklaşık 3,200 kelimenin ilk kullanıcısı olarak belirtilmiştir” demekten daha kolay olduğu içindir. Ama sınıftan bir öğrencimin de sorduğu gibi “Eğer Shakespeare bu kadar yeni kelime kullanmışsa bunca okur onu nasıl anlayabilmiştir?”

Aynen öyle.

Alfred Hart’ın öne sürdüğü 3,200 sayısının biraz yüksek olduğu ortaya çıktı. Shakespeare’in kanonu öyle tanınmış ve erişilebilir bir hale geldi ki onunkiler uzunca bir süre kolayca bulunabilen ilk alıntı oldu. Bilgisayarlar tarafından daha fazla metin ulaşılabilir ve aranabilir hale gelip, bir yandan da Oxford İngilizce Sözlük yazarları sözcük geçmişlerini yeniden ziyaret ettikçe ilk alıntıların sayısı yaklaşık 1,600’e düştü. Bu, TV dizisi Buffy the Vampire Slayerda oluşturulanlarla hemen hemen aynı miktardaydı.

Çevrimiçi Oxford Sözlüğündeki Gelişmiş Arama özelliğini kullanarak kendi Shakespeare araştırmanızı yapabilirsiniz. Eğer arama kutucuğuna “Shakespeare” yazar sonrasında eşlik eden menüden “İlk Alıntı”yı seçerseniz Shakespeare’in en eski alıntı yaptığı girişlere erişim sağlarsınız. (Benim araştırmamda 1,614 alıntı bulundu) Eğer ciddi anlamda belirli bir araştırma yapmak istiyorsanız oyunlar arasında tek tek arama da yapabilirsiniz.

Ortaya çıkan bir diğer şey ise Shakespeare’in kelime türetme pratiğinde yalnız olmayışıdır; bu nedenle okurlar bir miktar sözlü yenilik ve esnekliğe alışmış olabilirler. Neoloji, Rönesans’ın son dönemlerinde oldukça modaydı. Bilim adamları Shakespeare’in yazdığı, kabaca 1588-1612 yılları arasında, dilde 8,000 yeni kelimenin ortaya çıktığını tahmin ediyor. (Vivian Salman ve Edwina Burness Kronolojik İngilizce Sözlükten yola çıkarak 7,968 rakamını veriyorlar.)

Shakespeare eserlerinden ilk alıntıların çoğu eğitimsiz ve kasıntı bir dille yazılmış -un veya -er gibi mevcut ön ek ile son eklerin roman hallerinin yeni kullanımlarıydı. Bunların anlamlarını anlayabilmenin kolaylığı göreceli olurdu, bazıları hiç zor değil de diyebilirdi.

İsimleri fiile çevirerek yeni kelimeler oluşturmak, Shakespeare’in bir diğer yöntemiydi. Kısasa Kısas (3.Perde, 2.Sahne)’da Lucio’nun Düke (kılık değiştirip rahip olan) onun yokluğunda Lord Angelo’nun kanunları yürüttüğünü söylediği yerde olduğu gibi. Lucio “Lord Angelo’nun, onun yokluğunda kanunlara savaş açtığını” belirtmektedir. Bu satırı fiil haline getirilmiş isim olmadan tekrar açıklamayı deneyin.

Shakespeare aynı zamanda sıcakkanlı (hot-blooded), soğukkanlı (cold-blooded), kıskanç (green-eyed), yüzsüz (bare-faced), hayvan terli (dog-weary), haram (ill-got), feri kaçmış (lackluster) ve kulağı kesik (crop-ear) gibi bağlamda şeffaf olabilecek birçok sıfat tamlaması kullanmıştır. İnsanlar böylece Shakespeare’i anlayabildi çünkü onun bu tuhaf kelimeleri dilbilgisi açısından ve kültürel açıdan şeffaftı; ayrıca çoğu daha ortaya çıkmamış kelimelerdi. Eğer ortalama bir oyun 3,000 dizeden oluşuyorsa, o zaman Shakespeare’in dizelerinden yalnızca %1,5’ten azında ilk-alıntı kelime vardı.

Belki de daha mühim soru, mirasına dört yüz yıl kala Shakespeare’in sözlerini bugün hala anlayıp anlayamayacağımız sorusudur. Bugün onun o yeni sözlerinin hemen hemen büyük bir kısmı şeffaf değiller. Şimdilerde “başıboş ve kalbi boş (footloose and fancy-free)” ifadesinden bildiğimiz; sorumsuz anlamına gelen “fancy-free” bileşimini düşünün. Shakespeare kelimeyi oldukça farklı bir şekilde kullanmıştı.

Bir Yaz Gecesi Rüyası’nda (2.Sahne, Perde 1) perilerin kralı Oberon, Cupid’in okunun genç bir bakireyi (daha sonra aşk iksiri yapmak için kullanılabilecek beyaz bir çiçeği vurarak) nasıl ıskaladığını anlatır:

“Sen görmemiş olabilirsin, ama o sırada

Tepeden tırnağa silahlanmış Cupid’i gördüm,

Uçup duruyordu soğuk ay ile dünya arasında.

Birden günbatımındaki tahtında oturan

Güzel bir bakireye nişan aldı,

Aşk okunu ustaca hedefine sapladı;

Öyle bir altın ok ki,

Yüz bin yüreği delip geçerdi sanki.

Ama bir de baktım, Cupid’in ateşten oku,

Sularla oynayan ayın bakir ışıklarında sönüverdi

Ve o, tanrıçaya yakışan bir tavırla kalktı tahtından

Yürüdü gitti, düşünceler içindeydi,

Aşkın prangası ona ulaşamazdı.

Oysa ben gördüm okun nereye saplandığını.”

Coriolanus trajedisinden Romalı General Caius Marcius ile ilgili bir başka örnek; 5.Kısım, Sahne 3’te ana karakter evlilik tanrıçası Junoya yemin ederek karısı Virgilia’ya olan sevgisini doğrular:

“Roma benim için sürgündeki günlerim kadar uzun, intikamım kadar tatlı bir öpücük! Senden alıp getirdiğim öpücüğe sadık kalan dudaklarım daima bakirelik etti. Gün bugündür! Ey Tanrılar!”

Shakespeare burada “bakire”den bir fiil çıkarır, bu da Coriolanus’un karısından aldığı öpücüğü çok seveceği ve ona çok değer vereceği anlamını taşır.

“Kalbi boş” ve “bakirelik etmek” gibi kullanımları bizi zorlar ve bazen kafamızı karıştırır. Bizleri sözlüğe ve oyunların içeriğine yönlendirir; tekrar tekrar, yavaş yavaş okumaya ve dinlemeye, dil üzerine kafa yormaya zorlar. Bu kısım Shakespeare’in dilbilime bıraktığı mirası kutlamaktan oldukça zevk aldığım bir parçası oluyor. Sözleri beni düşündürüyor, hatta bana “bakirelik ettiriyor”. Harika!


Kaynak: blog.oup