Sevda Peşinde

"Hayatım boyunca eşim gönlümden başka her şeyime hakimdi. Fakat ölüm şeklim onun talebine göre olmayacak. İstediğim gibi öleceğim. Onu beklediği intikam lezzetinden mahrum bırakacağım."



15-09-2019 00:17

Şadi Erarslan

Kadınların toplumsal hayatta yaşadıkları çoğu yaşanmışlığı rastgele ya da zor çabalar sayesinde gün yüzüne çıkabiliyor. Toplumun sağırlaşması ile beraber kadına yapılan baskılar ya göz ardı ediliyor ya da çeşitli söylemler geliştirilerek meşru hale getiriliyor. Toplumda erkek hegemonyasının etkili olması kadının ev içinde ciddi problemler yaşamasına sebep oluyor. Bunlar psikolojik baskı, fiziksel şiddet, son raddede kadın cinayetlerine yol açabiliyor. Bu sorunlara çözüm bulamayan, sorunlarını çözecek herhangi bir devlet aygıtını göremeyen kadınlar çözüm olarak intiharı seçebiliyor. Toplum kadını ne kadar geriye iterse erkekleri de buna oranla kadına göre daha değerli ve ona hükmedecek bir pozisyona getiriyor. Günümüzde kadınların eskiye göre daha rahat yaşadığı söylenilse de bu bir söylemden ileriye gidemiyor. Gerçekte toplumun gözü önünde gerçekleşen, çok görünür halde olmayan aile içi şiddetin boyutu gün geçtikçe daha da artmakta.

"Çünkü beyefendi , insanlar arasında eşitlik kurmak ne derece imkansız olsa da memleketleri idare edenlerin bunu olabilecekmiş gibi göstermeye uğraşmalarındaki mazeretleri malumdur. Çünkü bu yapma eşitliğin kurulmasına gayret edilmese insanların rahatı ve güvenliği tamamıyla manasız ve hükümsüz kalır. Eşitsizlik tabii , eşitlik kurmak ise bir yapma ve zorlama bir iş olduğundan yürürlükteki kanunlar hükümlerini tamamıyla göstermede çok defa güçsüz ve bazı zaman ve mekandaysa büsbütün aciz kalır."

Kadınlara dayatılan toplumsal normlar, kadının kendi özgürlüğünü kazanması önünde büyük bir engel teşkil etmekte, kadını daha fazla baskı altında tutmaya yaramaktadır. Özel mülkiyetin sadece metayla sınırlı kalmadığı, bunu aşan bir boyuta ulaştığı bu toplumda kadını erkeğin namusu haline getirmektedir. Hal böyle olunca kadınlar artık özne olmaktan çıkıp bir nesneye dönüştürülmektedir. Kadınların bu baskılara karşı çıkışları toplum tarafından engellendiğinde ise kadınları farklı bir duruma taşımaktadır. Seslerini insanlara ulaştırmak için ne kadar uğraş verseler bile toplumun yapısı ve duyarsızlığı bu sesin çıkması önünde bir engeldir. Toplumun duyarsızlaşması kadının intihar mektubu hazırlamasını ve intihar etmesini kolay hale getirmektedir.

İntihar olgusunu sık sık romanlarında işleyen Hüseyin Rahmi Gürpınar, bir kadının hayat karşısındaki çaresizliği ve kendine hazırladığı sonunu "Sevda Peşinde" adlı romanıyla bize aktarıyor.

Erkek baskısının sonucu olarak: İntihar

Aynınur Hanım annesinin baskısıyla, zengin olan Nezihi Bey'le evlendirilir. Evlenmesine evlenir ama o hep köşe başında onu bekleyen, ismini dahi bilmediği birine kaptırır gönlünü. Bu evlilikle beraber Aynınur Hanım'ın üzerindeki baskılar artar, Nezihi bey onu ne kadar sevdiğini söylese de üzerinde ciddi boyutlara ulaşacak bir psikolojik baskı kurar. Nezihi beyin ormanın ücra köşesinde bulduğu mektup parçası ve bu yazının karısına ait olmasıyla beraber Aynınur Hanım'dan şüphelenmeye başlar. Nezihi Bey kafasında kurguladığı senaryolara en yakın arkadaşı olan Sermet Bey'in karısı Sene Hanım'ı da dahil ederek her ikisinden şüphelenir. Sermet Bey'e her şeyi anlatır ve kendilerini aldatan eşlerini aşıklarıyla beraber öldürmeleri gerektiğine dair hemfikir olurlar. Kendi aralarında konuşan iki adam en son Sermet Bey'in karısı olan Sena Hanım'ın kocasını aldattığı fikrine ulaşırlar. Nezihi Bey canice fikirlerini Sermet Bey'e dayatarak karısını, aşığıyla beraber öldürmesi gerektiğini söyler. Sermet Bey karısına her şeyi anlatarak onu öldüreceğini söyler, bunun üzerine Sena Hanım kocasına her şeyi anlatır. Sena Hanım ise Aynınur Hanım'ın kendisine gönderdiği bütün mektupları tek tek okutur. Mektupları okumasıyla beraber Sermet Bey her şeyi Nezihi Bey'e anlatacağını beyan eder. Sena Hanım'ın zorlamasıyla Aynınur Hanım'ı bu beladan kurtarmak için birbirlerine söz vererek bu konuda hemfikir olurlar. Mektupların okunması ile beraber Aynınur Hanım'ın nasıl zorluklarla karşılaştığını, sevmediği bir adamla nasıl evlendirildiğini, kocasıyla aynı yastığa başını koyduğunda her gün ölerek yeniden canlandığına tanık olacağız. Çocukken köşe başında kendisini bekleyen İlhami Bey'i pazarda dolaşırken görmesiyle beraber kocasını nasıl aldattığını, sevdiğine kavuşmanın verdiği mutlulukla hayata yeniden dönüşünü ve her şeyin ortaya çıkmasıyla kendini çaresiz hissederek nasıl intihar edeceğini anlatır. Aynınur Hanım son olarak bir mektup yazarak sahilde bulduğu tekneyle denize açılır. Fırtınanın etkisiyle alabora olan tekneyle beraber denizin dipsiz kuyularına doğru yolculuğa çıkarak hayatına son verir.

"Bir zaman kızlığımda , ana vesayetinde bulunarak kafeste yaşayan esir bir kanarya hayatı geçirdim. Sonra beni hiç sevmediğim ve ömrümün sonuna kadar sevmeyeceğim bir herifin bencilce kocalığına teslim ettiler. Maddiyatım, maneviyatım, özgürlüğüm, etim kemiğim, hep bu adama meşru bir mal oldu. Ne zaman bu hayatta şahsi özgürlük havamı soluyarak kendi nam ve hesabıma yaşayacağım?"

Hüseyin Rahmi Gürpınar kadın-erkek ilişkileri, rızasız evlilikler, deliliğe varan kıskançlıklar ve yasak aşkla kurgulanan hikayeyi Sevda Peşinde adlı romanında akıcı ve etkili diliyle bize aktarıyor. Edebiyatımızda kadın haklarını konu edinen, aile içinde kadının yaşadığı huzursuzluğa değinen Hüseyin Rahmi Gürpınar kadının toplumsal yaşam içindeki yerini duru bir dille gözler önüne seriyor.

Sevda Peşinde, geçtiğimiz aylarda hem orijinal metni hem de günümüz Türkçesiyle Can Yayınlarından basıldı.

KÜNYE: Sevda Peşinde, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Can Yayınları, 2019, 280 Sayfa.