'Sessizlik Biçimleri' sergisi Kıraathane’de açıldı…

'Sessizlik Biçimleri' sergisi Kıraathane’de açıldı…

Demo Lab. İnisiyatifi’nin yaşama geçirdiği sergi, Kıraathane İstanbul Edebiyat Evi’nde açıldı.

Deniz Burak Bayrak

Kentin ve toplumsal yaşamın görsel belleğini tutan, mevcut koşullar içerisindeki görmezden gelinme, güvensizlik ve korku iklimine karşı direnmek üzere tarihsel arşiv, iz ve ses kavramlarını araştıran Demo Lab. İnisiyatifi; Derya Ülker ve M. Cevahir Akbaş küratörlüğünde “Sessizlik Biçimleri” adlı sergiyle sanatseverleri sesi ve sessizliği anlamaya davet ediyor.

16 sanatçının fotoğraf, video, kolaj ve enstalasyon gibi sanatın farklı disiplinlerindeki çalışmaları Kıraathane İstanbul Edebiyat Evi’nde sergilenmeye başladı. Özneler ve mekânlar bağlamında sese ve sessizliğe odaklanan sergi, kimliklerin ve toplumun etrafını sarıyor.

SESE ODAKLANMAK, SESİ DUYUMSAMAK…

Yapıtların oluşumunda daha çok röportajlar ve Tweetlerden gelen sesler ile mesajların atmosferine girmek isteği kaynaklık etmiş. Sosyal medyada gördüğümüz görsellerin art alanında duyduğumuz ya da duyamadığımız seslere odaklanmak ve duyumsamaya çalışmak bu projenin amaçlarından biri. Baskı, sansür, çevre talanı gibi her gün karşı karşıya kaldığımız otoriterleşmeyle göz göze geldiğimiz çalışmalarda hem gerçekliği yansıtmak hem de onlara kulak vermek, sorgulanması gereken başlıklar.

SÖZ SÖYLEMEK İSTEYEN İNSAN

Pandemi, yeryüzünün en sessiz kaldığı zaman oldu. İletişim koptu ve bu noktada “sözünü söylemek isteyen” insan için böyle çalışmalar alan yarattı. Konuşulmayanlar çok fazla arttı. Sessizlik bu çalışmalara boyut da kazandırdı. Burada sessizlik “Olumlu mu, olumsuz mu?” sorusunu da soruyoruz. Küratör Derya Ülker sergi evinde yapılan söyleşide “Ses çıkmasını beklediğimiz bir anda ses gelmiyorsa orada bir çatlak vardır ve günümüzün baskıcı politikalarıyla bu çatlak da git gide büyüyor. Burada sessizlik değil de sessizleştirme öne çıkıyor. Bu sergideki çalışmalarda da tercih olmaya dayatılan bir sessizlik göze çarpıyor” diyerek pandeminin verdiği ivmenin bu çalışmalardaki yerine dikkat çekiyor.

FOTOĞRAFLARDAKİ ÇIĞLIK

Kadın merkezli çalışmalarda, örneğin kadın eylemlerini yansıtan görsellerde maskeli kadınlar görüyoruz. Kadınların hem bir politika olarak hem de maskeyle susturulması çarpıcı bir anlatı sunuyor. Damızlık Kızın Öyküsü’nü anımsatan kırmızı elbiseli kadınların görseli ya da toplu taşıma araçlarına binenlerin yansıdığı fotoğraftaki sessizlik büyük bir çığlık olarak kulaklarımızı çınlatıyor.

GAZETELER, YÜZLER, ZİLLER…

2016’dan beri gazeteler kesilerek yapılan kolaj ve kapı zilleri ile oluşturulan kompozisyon serginin dikkat çeken çalışmaları. Gazetelerden kesilen yüzler yakınlaştıkça flulaşıyor ama tüm yüzler bir araya getirildiğinde sesini duyurmaya ihtiyacı olanların birlikteliği ortaya çıkıyor. Kapı zillerinde ise bizlerin zillerimize isim yazmayarak aslında görünmez ya da sessiz olmak veya sessizleştirilmek durumu yansıtılmaya çalışılmış.

Sergideki tüm çalışmalarda, öznenin sesle bağlantısı var. Öte yandan mekânın kendi gerçekliğine kulak verilerek de hazırlanan bir kurguya sahip. Böylece özne ve mekâna da ses verilerek hazırlanmış bir sergiyle karşı karşıya kalıyoruz. Kırmızı rengin hâkim oluşuyla sergi mekânı ve çalışmalar uyum kazanıyor. Görünür olmak düşüncesi sesle birleşiyor. Bunların yanında sesin çok fazla sergilenen bir hâle geldiği zamanda sessizliğe odaklanan bir sergi olduğunu belirtmek de yanlış olmaz. Çok iyi ve emek verilerek hazırlanmış bir sergi kataloğu olduğunu da belirtmeden geçmeyelim.

“Sessizlik Biçimleri” sergisi Beyoğlu’ndaki Kıraathane İstanbul Edebiyat Evi’nde 17 Ocak 2022’ye kadar pazar günleri dışında her gün 11.00-19.00 saatleri arasında gezilebilir.