SES Adana Şubesi Eş Başkanı: İkinci dalga ihtimali var

SES Adana Şubesi Eş Başkanı Mürşit Enis Akyüz, AKP hükümetinin normalleşme adı altında sermayeyi koruduğunu ve bu durumun ciddi tehlike yarattığını söyledi.



16-05-2020 11:28

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Adana Şubesi Eş Başkanı Dr. Mürşit Enis Akyüz, hükümetin "normalleşme" adımları sonrası Adana'da yeni tip koronavirüsün (Covid-19) durumunu değerlendirdi.  Adana'da salgına dair verilerin kendileriyle paylaşılmadığını, kentte kaç hastanın olduğu konusunda net bilgilerinin olmadığını aktaran Akyüz, “Adana'da doluluk oranını bilmiyoruz. Daha doğrusu bilmememiz için sadece bakanlık açıklama yapacak denilerek baskı kuruluyor” diye belirtti.

'İKİNCİ DALGA İHTİMALİ'

Evrensel'in haberine göre Adana'da mevcut hastanelerin tümünün pandemi hastanesi yapılması nedeniyle insanların sorun yaşadığını belirten Akyüz, salgının ne zaman biteceği ve nasıl olacağının kimse tarafından bilinmediğini aktararak, “Virüsün ailesindeki diğer virüslerin davranış biçimlerini görüp ona göre tahmin yürütmeye çalışıyoruz. İşte buna göre yazın durulma ve sonbahar aylarında yine artma şüphesi vardı. İkinci dalga ihtimali var” dedi.

AKP Hükümetinin ‘normalleşme’ adımlarına değinen Akyüz, şöyle devam etti: “Bu doğaldır zaten aslında bir izolasyon uygulayıp daha sonra yavaşça açarak ikinci dalgayı beklersin. İkinci dalganın gelişini ayarlamaktan çok sermayeyi toparlamak gibi görünüyor. Çünkü AVM’lerin açılması belki de en son düşünülecek şeydi. Oysaki en son kapatılıp ilk açılan oldu. Bunun yanında işçiler çalışıyor. Fabrikalarda doğru dürüst bir önlem yok. Örneğin resmi tatillerde, sokağa çıkma yasaklarında dahi çalışıyorlar. Bunun yanında normalleşme adımları denildiğinde gördüğümüz çoğunlukla ekonomiyi kurtarmaya yönelik görünüyor. O yüzden ikinci dalga ne zaman gelir bilmiyoruz sadece tahminde bulunabiliyoruz. Her şey normale döndü dersek bizi çok zor günler bekliyor. Bu normalleşme açılımlarıyla salgın tekrardan başa dönebilir bilmiyoruz ama tehlike çok büyük. Alınan risk çok büyük. Kontrollü ve yavaş yavaş açmak gerekirken onun yerine ticari kurumları birden açıyoruz. Eğer bir bulaş olursa tekrar çok hızlı bir şekilde kapatmamız gerekecek yani bu tekrar en başa dönmemiz anlamına gelir.”

'PERİYODİK TEST TALEBİ'

Sağlık çalışanlarına rutin olarak testlerin yapılmadığını söyleyen Akyüz, ilk günlerde koruyucu ekipman sıkıntısı çektikleri ancak şuanda bu sorunun çözüldüğünü anlattı. Hayalet vakalara değinen Akyüz, “Bu virüs bulaştıklarının yarısında hiçbir semptom göstermiyor. Eğer topluma yayılmış kamusal bir sağlık anlayışımız olsa belki tüm toplumu tarayarak gizli hastaları tespit edip önlem alabilirdik. Virüsü kapanların yarısı hiçbir semptom geçirmediği için bu da virüsün dolaşmasına neden oluyor. 400 bin sayısını tam olarak bilmiyorum bu konuda hocalarımızın yapacağı araştırmalar önemli ama maalesef araştırmada yapılmıyoruz. Çünkü Sağlık Bakanlığı halen bize verileri açıklamadı. Sadece pozitif vaka olarak sayıyor ama bu hastaların yaşı, mesleği, sosyo-ekonomik durumu veya sosyal çevresi nedir; bunları da bilmiyoruz. Ancak hasta sayısından çok hayalet hasta olması gerekiyor. Çünkü salgının niteliği bu şekilde” ifadelerini kullandı.

'ÖZELLEŞTİRME DURMALI'

Dünya geneline bakıldığında kamusal sağlık hizmeti sunan ülkelerin salgına karşı daha başarılı olduklarını söyleyen Akyüz, “Türkiye’de 60’lı yıllarda yaşanan sosyalizasyon hareketlerinin aslında meyvelerini yiyoruz. Hükümet bunu değiştirmeye çalışıyordu ancak henüz daha değiştirememişken bu salgına yakalandık bu da bizim şansımıza oldu. Artık tamamen sağlığın özelleştirmesi fikrinden vazgeçilmesi gerekiyor. Tüm dünyada bu adımlar var. Sağlığı özelleştirmek yerine kamulaştırmak en iyi çözüm olacaktır” dedi.