Selahattin Demirtaş'tan 'kahvaltı çağrısı'na gelen tepkilere yanıt

HDP'nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'e yaptığı ‘kahvaltı çağrısı’ üzerine gelen yorumlara ilişkin “Mesajlarımın altında siyasi komplo ya da bir ittifak arayışı bulmaya çalışanların yaratıcı (!) teorilerini ciddiye almadığımı belirtmek isterim” şeklinde konuştu.



23-09-2020 12:16

HDP'nin Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Meral Akşener'e yaptığı ‘kahvaltı çağrısı’ üzerine gelen yorumlara yanıt verdi. 

Ruşen Çakır’ın sorularına verdiği cevaplara gelen yorumlar üzerine bir değerlendirme yazısı kaleme alan Demirtaş, “Siyasette ahlaki ve insani duruşun önemine dikkat çekmek dışında bir gaye taşımayan yanıt sonrasında yaşanan tartışmaları, kısıtlı imkânlarla da olsa takip etmeye çalıştım” ifadelerini kullanan Demirtaş, “Mesajlarımın altında siyasi komplo ya da bir ittifak arayışı bulmaya çalışanların yaratıcı (!) teorilerini ciddiye almadığımı belirtmek isterim. Bu minvalde söylenen, yazılıp çizilen düşüncelerin bir teki bile gerçeği yansıtmıyor” ifadelerini kullandı.

Demirtaş, şunları kaydetti:

'CİDDİYE ALMIYORUM'

“Herkes kendi durduğu noktadan bakarak düşüncelerini dile getirdi, getiriyor. Elbette her görüşe, her eleştiriye saygıyla yaklaşarak bunları anlama çabası göstermeliyiz.

Mesajlarımın altında siyasi komplo ya da bir ittifak arayışı bulmaya çalışanların yaratıcı (!) teorilerini ciddiye almadığımı belirtmek isterim. Bu minvalde söylenen, yazılıp çizilen düşüncelerin bir teki bile gerçeği yansıtmıyor. Benim ifade ettiğim şey çok basitti: İnsan kimliğimizi siyasetçi kimliğimize kurban etmeyelim. Birbirimizi doğru anlayalım ki eleştireceksek doğru eleştirelim, halkın sorunlarına çözüm bulalım. Ve elbette kutuplaşmayı, toplumsal ayrışmayı önleyelim.

'ZULME VE ADALETSİZLİĞE KARŞI BURADA MÜCADELE EDİYORUM'

Ben hapisteyim. Zulme ve adaletsizliğe karşı burada mücadele ediyorum. Hapiste olduğum için önerim tabii ki bir faraziye üzerine kurulmuştu. Dışarıdaki siyasetçiler, nasıl davranacaklarına kendileri karar verir elbette. Ben sadece kendi ahlaki yaklaşımımı ifade ettim ve bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Asıl işi konuşmak ve diyalog kurmak olan siyasetçilerin, iktidarın yaydığı korku sebebiyle birbirileriyle konuşamaması utanç verici olurdu herhalde. Şayet öyle bir şey varsa da dilerim korkulara teslim olan siyasetin yerini cesaret ve feraset alır. Verdiğim örnek de ilgi çekici bir örnek olması nedeniyle önemliydi. Yoksa ayırım gözetmeksizin tüm siyasi liderlerle konuşmak, onları da dinlemek istediğimi söyledim zaten o röportajda.”