Selahattin Demirtaş: Dosyama karartma uygulanıyor

HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın tutuksuz yargılandığı karar verilen ana davası Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülüyor.



07-01-2020 13:39

Halkların Demokratik Partisi (HDP) önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş tutuksuz yargılandığı ana davası Ankara 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görülen duruşmaya Demirtaş, bulunduğu Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı.

Demirtaş’ın avukatları da duruşma salonunda hazır bulundu. Duruşmaya HDP’li milletvekilleri Mithat Sancar, Mehmet Rüştü Tiryaki, Murat Çepni, Zeynel Özel, Tülay Hatimoğulları, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Canan Yüce ile HDP il, ilçe yöneticileri izleyici olarak katıldı.

Duruşmayı izlemek için Sınır Tanımayan Avukatlar adına gelen İsveçli avukatlar Per Stadig ve beraberindeki avukat akredite olmadığı gerekçesiyle duruşmaya alınmadı.

Mezopotamya Ajansı'nda yer alan habere göre, duruşma avukatların usul itirazlarıyla başladı. Avukat itirazları ardından duruşma Demirtaş’ın savunmasıyla devam edecek.
 
TANRIKULU: DAVA DİYARBAKIR’DA GÖRÜLMELİ

Duruşma sırasında Sincan Cezaevi Kampüsü önünde açıklama yapan CHP’li Sezgin Tanrıkulu, “Selahattin Demirtaş gelmedi, gelemedi kendisi çünkü kendisi Edirne’de. Edirne’de buraya gelmesi bir tutuklu için eziyet, duruşmaya SEGBİS ile katılacak. Burası Ankara’nın en uzak yeri, kırsal bir alan. Cezaevi Kampüsü içerisinde duruşma salonu yapmışlar, avukatları, yakınlarını buraya getirtmek zorunda bırakıyorlar” dedi.

Demirtaş’ın davasının Diyarbakır’da görülmesi gerektiğini vurgulayan Tanrıkulu, uygulamaya şu sözlerle tepki gösterdi: “Güvenlik nedeniyle Ankara’ya getirdiler. Bu da yetmedi kendisi 2 bin kilometre uzakta olan Edirne’ye götürüldü. Yurtdışından gelen heyetler duruşmaya alınmadı. Duruşma herhangi bir yabancı gözlemcinin izlenmesi istemiyorlar. Bunu avukatlar mahkeme başkanına iletti. Mahkeme başkanı, ‘Bakanlığa bildirdiklerinde biz alabiliriz’ dedi. Ceza Muhakemesi’nde herkesin duruşmayı izleyebileceği belirtiliyor. Ancak bu duruşmanın izlenmesine izin verilmedi. Ankara’nın dışında karlı havada duruşma salonunda bulunmaya çalışıyorlar.”

Demirtaş’ın bu davadan tutuklu olmadığını hatırlatan Tanrıkulu, Demirtaş’ın 20 Eylül’de yeni bir soruşturma gerekçesiyle tutuklandığını vurguladı. Demirtaş’ın iddianamesi bir şekilde bugün tutuklu olduğunu ifade eden Tanrıkulu, “39 aydır kendisi cezaevinde. Duruşma 3 gün devam edecek” dedi.

Mahkeme başkanının ‘tutuklu sanık’ ifadesini kullanması üzerine Demirtaş araya girdi ve başka bir dosyadan tutuklu bulunduğunu, yargılandığı ana dava olan bu dosyadan tahliye olduğunu anımsatarak, “Tutuklandım da haberim mi yok?” dedi. Mahkeme başkanı, Demirtaş’a, “Başka dosyadan tutuklu bulunmayı kastettim” yanıtını verdi.

İki duruşma arasında davaya karartma uygulandığını, bunun da Adalet Bakanlığı’nın güdümünde yapıldığına inandığını belirten Demirtaş, söz aldığı sürede şunları söyledi:

‘MAHKEMEYE GÖZLEMCİ OLARAK GELEN ARKADAŞLAR SOĞUKTA BEKLEMESİN’

“Dışarıda bulunan yerli ve yabancı kim olursa içeri alınması konusunda bir zorluk çıkarmayacağınızı umuyorum. Bu tür şeylere takılmamanız lazım. Bu karşılıklılık ve diplomatik teamüllerin gözetildiği hususlarla ilgili Dışişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığında şu tartışma yapılmış; bu yasaya bağlı bir tartışma değil ama karşılıklılık ilkesi gereği resmi gözlemci sıfatıyla bir hükûmet adına veya bakanlık adına dışarıdan gönderilip de yargılamayı izleyen heyetler için özel izin istenir.

Resmi gözlemci, izleyecek resmi olarak kendi hükûmetine rapor hazırlayacak olan bir heyet varsa bu karşılıklılık ilkesi gereği taraflar birbirine teamül gereği bildirir. Hiçbir ülkenin yasasında da bu yoktur. Ama sadece duruşmayı izlemeye gelmiş yani resmi bir rapor hazırlama hedefi ile değil, duruşmayı izlemeye gelmiş insanlarla ilgili olarak bu saatten sonra sorun çıkarmayacağınızı umuyorum. Bugüne kadar ciddi bir sorun çıkmadı. Dışarıdaki arkadaşlar da bu soğukta beklemesinler diye ben de talebin altını çizmek istiyorum

‘DOSYAMA KARARTMA UYGULANIYOR’

“Bu UYAP meselesi önemli. Kayda geçsin çünkü ileride adil yargılanma ile ilgili konular tartışılırken dile gelecek önemli bir konudur. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve ona bağlı savcılar benimle ilgili tüm dosyalara talimatları doğrultusunda herhangi bir katiple çok rahat bir şekilde ulaşabilirken, dosyaya giren çıkan her türlü evrak adliye sarayında çok rahat görülebilirken, hatta UYAP portalında, sadece savcıların görebileceği, avukatların göremeyeceği, sadece heyetin görebileceği UYAP portalında daha geniş bir ulaşma imkanı sağlanırken avukatlara duruşma başladığı andan itibaren fiili bir kısıtlılık uygulanmaktadır.

Bugün okuduğunuz evrakların biri, dün önceki gün ziyaretime gelmişti, “Duruşmanın safahatı budur, gelen giden budur” dedi. Görünen budur, dolayısıyla biz de savunmalarımız evraklarımızı ona göre hazırlıyoruz. Şimdi okuduğunuz örneğin bilirkişi raporları eğer UYAP’a işlenmiş olsaydı beni ziyarete gelen avukatlar onun birer çıktısını bana getireceklerdi, ben de onu okuyacaktım hazırladığımı yapacaktım vs. Dolayısıyla silahların eşitliği ilkesi gereğince Cumhuriyet Başsavcılığı fiziki olarak veya UYAP’tan dosyanın bütün safahatına hakim olurken, ulaşırken avukatlarım ulaşamamaktadır. Siz bunu ‘teknik bir sorun’ olarak tanımlamaktasınız baştan beri, avukatların her seferindeki itirazlarına ‘çok rahat çözeriz’ diyorsunuz, ‘teknik sorun’ diyorsunuz ama ben altını çizerek söylüyorum, avukatlarım da not alsınlar ve ileride SEGBİS’in bu sayfasını altını çizerek belirtsinler. Dosyama iki duruşma arası karartma uygulanıyor, açık bir karartma uygulanıyor.

Bunun Adalet Bakanlığı talimatıyla olduğuna dair şüphelerim, iddialarım var. İleride de bunu belgelemeye çalışacağız. Bu dosyanın herkesin, özellikle avukatların göremeyeceği şekilde bir karartma uygulanması Adalet Bakanlığı, UYAP sisteminin güncellenmeye başlaması ile gündeme gelmiştir. Görünen o ki hem Saray’da hem Adalet Bakanlığında kurulan Demirtaş – Yüksekdağ Masası böylesi bir uygulama sürdürüyor. Bu da dava evraklarına delillere ulaşmamızı imkansız ya da zor hale getiriyor. Bu adil yargılanma hakkı ihlalidir. Açık bir şekilde savunma hakkının kısıtlanmasıdır. Bunu da ayrıca belirtmiş olayım.

‘SAVUNMA HAKKIMIN KISITLANMASINA MAHKEMENİN MAHAL VERMEMESİNİ UMUT EDİYORUM’

Savunma ile ilgili şunu belirteyim; önceki celsede savunmamın yapılmış olmasına karar verdiniz. Ama kararınız ne olursa olsun ben savunmama eksik kaldığım yerden devam edeceğim. Dolayısıyla sizin de benim savunma hakkımı kısıtlamayacak şekilde karar almanızı umut ediyorum. Çünkü 3 5, 11, 12. fezlekelerde onunla ilgili ne söyleyeceğimi merak etmeyen bir heyetin, sanığın bu konuyla ilgili ne söyleyeceğini merak etmeyen bir heyetin yargılama yapmasına gerek kalmaz. “5-6 fezlekede sanık ne düşünüyor bu suçlamayla ilgili 3 yıl da tutuklu tuttuk bunları”, hiç değilse merak açısından, “Senin de ne düşündüğünü merak ediyoruz” diye sanığa sormayacaksınız ve bunları hüküm oluştururken ki mutlaka ya beraati ya cezayı hükme esas alacaksınız bu fezlekede, benim tek bir sözümü bile merak etmeden karar verecekseniz durum çok vahim olur. Umut ediyorum ki ara kararınız savunma hakkımın avukatların mazeretleri nedeniyle kısıtlanmasının en azından taleplerimiz doğrultusunda yeniden gözden geçirilerek bir savunma hakkı kısıtlanmasına mahkemenizin mahal vermediğinin belirtilmesini umut ediyorum.

‘DEMİRTAŞ’IN SUSMASINA KARAR VERİLMİŞTİR DİYE BİR KARAR YAZARSANIZ ANCAK O ZAMAN SUSARIM’

Dediğim gibi beni fiili olarak, hakkımdaki her suçlamaya siz kısıtlamaya çalışsanız da cevap veririm. Ne zaman ki siz şunu yazarsanız; ‘‘Selahattin Demirtaş’ın susturulmasına karar verilmiştir” diye bir karar yazarsanız söz veriyorum ondan sonra konuşmayacağım, mütalaa için dosyayı tebliğ edebilirsiniz. Ama bunun dışında benim söz hakkımı savunma hakkımı kesmeyin, çünkü bu dosyanın ne olduğu sadece Türkiye’de değil Avrupa’da ve dünyanın birçok yerinde tartışılırken hiç değilse bırakın sözümüzü söyleyeyim. Hakkımızda kamuoyunda canlı yayınlarda o kadar suçlama yapılırken biz de hiç değilse mahkeme salonlarında avukatlarım ile birlikte cevaplarımızı vermiş olalım. Mahkemenizden Özellikle istirhamımdır. Bu konudaki talepler de yargılamayı ne uzatır ne zora sokar, tansiyonu düşürür, ben de savunmama devam ederim”

DAVANIN İÇERİĞİ

Demirtaş hakkında "Örgüt kurma ve yönetmek”, “Örgüt propagandası yapmak” ve “Suç ve suçluyu övmek” iddialarıyla 142 yıla varan hapis cezası isteniyor. Diyarbakır’da açılan dava, “güvenlik” gerekçesiyle Ankara’ya alınmıştı. 

Demirtaş’ın Ankara 19'uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davası, daha önce kendisi hakkında hazırlanan ve dokunulmazlığının kaldırılması için TBMM’ye gönderilen 31 fezlekenin toplamından oluşuyor.

4 Kasım 2016 tarihinden bu yana tutuklu yargılandığı dava dosyasında Demirtaş hakkında, 2 Eylül 2019 tarihinde kendisinin ve avukatlarının mazeret bildirerek, katılmadığı duruşmada tahliye kararı verilmişti.