Şehir Hatları vapurları nasıl kaymak kapısı oldu?

Hukuksuzluğun ve nitelik gaspının en büyük örneklerinden olan deniz taşımacılığı, tüm adaletsizliğiyle 25 yıldır önce Cemaat-AKP ardından sadece AKP kadrolarının kaymak kapısı olmuştur. 



01-07-2019 12:31

Serkan Akçay

Ülkemizde solcu denizci sayısının az olması, deniz kazalarının sol basında yer almasını da neredeyse imkansız kılmaktadır. Eleştiri ile başlayan bu yazımızda, 3 tarafı denizlerle çevrili memleketimizde adından bahsedilmeyen denizcilerimizin sorunlarından birkaçını sizlerle paylaşacağım.

Denizcilik hata affetmeyen meslektir. Deniz taşımacılığındaki kaza oranları diğer türlere nazaran daha düşük olsa da ciddiyet ile yaklaşılması gereken bir alandır. Çünkü deniz kazaları uzun vadede doğaya ve insana ciddi zararlar bırakabilir. Bu ciddiyete liman içi yolcu taşımacılığı yapan Şehir Hatları vapurları da dahildir. Çünkü kıyıya yakın da olsanız, denizde olduğunuzu unutmamanız gerekir. 

Deniz taşımacılığını denize saygı göstermeden, salt sermaye kapısı olarak gören AKP döneminde, özellikle liman içi deniz taşımacılığı problemler yaşamaktadır. AKP siyasetinin 25 yıldır kentimizi yağmalamasının ve niteliksiz kadrolar ile şehrimizde hüküm sürmesinin birçok olumsuz yanı vardır. Bu yağma türlerinden bir tanesinin de denizcilik alanında kadrolaşması olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Özellikle İDO üzerinde kurulan siyasal basınç, ŞH vapurları ve yine kendisine bağlı şirketler nezdinde personel alımlarını AKP teşkilatlarına peşkeş çekmiştir. Adeta deniz taşımacılığının insan kaynakları olarak çalışan AKP örgütleri iş başvurularında dahi muhatap alınacak tek mercii olduklarını duyurmakta herhangi bir beis görmemiştir. Herhangi bir nitelik aramaksızın yapılan işçi alımları ve adam kayırma birçok sektörde olduğu gibi burada da karşımıza çıkmaktadır. 

Hukuksuzluğun ve nitelik gaspının en büyük örneklerinden olan deniz taşımacılığı, tüm adaletsizliğiyle 25 yıldır önce Cemaat-AKP ardından sadece AKP kadrolarının kaymak kapısı olmuştur. 

Nitelik gaspı diyorum çünkü ŞH vapurlarında AKP ilçe binasındaymış gibi davranan, 20 yıldır eline anahtar dahi almamış kadrolar bulunmaktadır. Üstelik parti içerisinde yürüttüğü aktif siyaset sayesinde amirleri tarafından da kontrol altına alın(a)mayan reisseverlerdir. 

Deniz taşımacılığının iktidarın önem atfettiği ve yüksek miktarda gelir elde etmesini sağladığı bir alan olması bilinen bir gerçektir. Yıllar önce alınan gemicikler de bunun bir örneğidir. Kıblesi sermaye olan bu kareli ceketlilerin insan hayatını hiçe sayması 2 gün önce Kabataş açıklarında yeniden karşımıza çıkmıştır. Esasında minik bir kaza olarak gördüğümüz bu ihmal AKP Türkiyesi'nin başka bir resmidir. Bu tip kazaların boğazda çok sık yaşanmıyor olması tamamen teknoloji ile açıklanabilir. Lakin Kabataş'ta ŞH vapurunun limana yanaşmakta olan Piri Reis'e bağlı tur gemisini görmeden bu kadar yaklaşmasının açıklaması, AKP'nin niteliksiz kadro şişirmesinden başka bir şey değildir. 

Belki de bizlerden istenen namaz saatlerinde ve Süvari beyimizin sevdiği dizi saatlerinde gemiye binmemektir. 

O halde şimdilik selametle...