'Sefer Taş’ı Türkiye sınırı içinden aldık, Fethi Şahin ise İttihat ve Terakki adlı bir birime bağlıydı'

Gazeteci Erk Acarer, IŞİD mensuplarıyla konuşuyor. IŞİD'ciler, Türkiye ilişkileriyle alakalı olarak önemli bilgiler veriyor.



26-07-2019 14:51

Birgün'den gazeteci Erk Acarer, Kobane'de IŞİD mensuplarıyla konuşarak, Türkiye-IŞİD ilişkilerinde önemli bilgiler elde ediyor.

IŞİD'in mayınlarının temizlendiğini ve ekstazi gibi uyuşturucu haplar bulunduğunu belirten Acarer, IŞİD’in akıl hocası Abu Muhammed el Adnani’nin ekibinde görev yapmış olan Abu Ubeyde Türki kod adlı İlyas Aydın ile yaptığı görüşmesinde Aydın'ın insan kaynağı ve lojistik malzemenin Türkiye üzerinden geçtiğini ifade ettiğini söyledi.

İşte o haberden öne çıkan noktalar şu şekilde:

"30 yaşındaki Abu Ubeyde, başka konulara da değiniyor. “İstanbul’da bir cemaatim vardı” derken IŞİD Türkiye’nin altyapısına teorik olarak katkı sunan isimler arasında oldunu söylüyor. Abu Ubeyde, “IŞİD’le nasıl tanışılır?” sorusuna da şöyle yanıt veriyor: “Temeli İhvan-ı Müslim’e (Müslüman Kardeşler) dayanır. Selefizmle tanışan, el Kaide’yi benimser. İdeolojik farklılık IŞİD üyesi olmakla sonuçlanır. Ne Türklerin ne de başka IŞİD’cilerin ketibelerinde (Birlik) İhvan’ın kurucusu Seyyid Kutup’un ‘Yoldaki İşaretler’ kitabını okumayan yoktur.”

Derik’te, Suriye Demokratik Güçleri’ne (DSG) ait cezaevinde tutulan Abu Ubeyde, iki önemli konuda da ilginç iddialarda bulunuyor. Bunlardan biri 33 kişinin yaşamını yitirdiği Urfa’daki Suruç Katliamı: “Hiç haberimiz olmadı. El Bağdadi de, patlamanın merkeze bağlı yapılmadığını bildirdi.”

YAKILAN ASKERLER

Bir diğer mesele IŞİD’in elinde esir tutulup, yakılan 2 asker. Abu Ubeyde bu konuda şunları ileri sürüyor: “Hakkaniyetli olalım. Sefer Taş’ı Türkiye sınırı içinden aldık. Gariban bir askerdi. Fethi Şahin ise jandarma içinde, 200 kişiden oluşan ve IŞİD-Türkiye ilişkilerini düzenleyen ‘İttihat ve Terakki’ adlı bir birime bağlı görev yaptığını itiraf etti. Milliyetçiydi. ‘Türkiye ile pazarlık’ ekibinin içindeydim. Bir takas anlaşması olacaktı. Bizim koşullarımız sınırların eskisi gibi gevşek bırakılmasıydı. Karşı taraf ise sınır hattından 33 kilometre uzaklaşmamızı talep etti. Tamamen birbirne zıt iki istekti. Zaten görüşmeler sürerken araya Ankara patlaması girdi; olmadı. Bizim ne kadar ciddi bir örgüt olduğumuzu unuttular. Sonuç malum. Ben kişisel olarak insan yakmaya karşıyım. Ama sapla samanı ayıralım; kafa kesmek caizdir, Peygamber emridir.”