Saygı Öztürk'ten Soylu'ya: Kalemimi 40 yıldır satmadım, satmayacağım

Gazeteci Saygı Öztürk, “Trabzon böyle bir yükseliş görmedi” başlıklı haberi üzerinden kendisini hedef alarak “Bu yazı namussuzluktur” diyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya yanıt verdi. Öztürk, "Haksız atamaları örtmek için, kimse namus gibi kutsal kavramların arkasına sığınmamalı. Trabzon'da iş bekleyen binlerce gencin sözcüsü oldum. Hepsi bu kadar.." dedi.



21-06-2020 10:57

Sözcü Gazetesi yazarı Saygı Öztürk önceki gün 'Trabzon böyle bir yükseliş görmedi' başlıklı haberinde AKP Trabzon Milletvekili Bahar Ayvazoğlu’nun eşi Ali Ayvazoğlu’nun kariyerindeki yükselişini yazdı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise haber üzerinden Öztürk'ü hedef alarak “Bu yazı namussuzluktur” ifadelerini kullandı. 

"BAKAN, BU SÖZLERİ KENDİSİNE YAKIŞTIRIYORSA NE DİYEBİLİRİM"

Öztürk, bugünkü köşe yazısında kendisine 'namus düşmanı' diyen Soylu'ya yanıt verdi. Öztürk, meslek hayatında 'namussuzluk' yapmadığını, hiçbir yazısında ya da haberinde kimseye iftira etmediğini, ve namussuzluk yapmadığını belirterek, 'Trabzon İl Kültür Müdürlüğü görevini yürüten Ali Ayvazoğlu'nun 'Sayın Bakanımız Süleyman Soylu'nun takdiriyle geçiş yaptım. Milletvekili olan eşim üzerinden yükseldiğim doğru değil' dedi. Aynı kişinin Ankara Kültür ve Turizm Müdürlüğü'ne atandığını yazdığımızda 'namussuz' diyen ise Soylu oldu. Bir bakan, bu sözleri kendisine yakıştırıyorsa ne diyebilirim. Bakan twitleri araştırsa Ekrem İmamoğlu'na hangi kadın milletvekili 'Yunanlı', Kemal Kılıçdaroğlu'na hangi müdür 'keMAL' yani 'Mal' diye yazdığını görür" ifadelerini kullandı.

ÖZTÜRK'ÜN YAZISI ŞU ŞEKİLDE 

"Gazeteciliğe Yozgat'ın Yerköy ilçesinde rahmetli Nazım Kayhan'ın haftada iki gün tek sayfa olarak yayımladığı “Yerköy” gazetesinde başladım. O süreç beni 1978'de Hürriyet'in Ankara Bürosu'na taşıdı. Asgari ücret düzeyinde maaş aldığımız yıllar. Gazetemizin bürosu Rüzgarlı Sokak'taydı. Her sabah erkenden kalkıp yola düşüyordum. Otobüs, minibüs aklınıza gelmesin. Çünkü, onlara verecek param yoktu. O yüzden yaklaşık 8 kilometreyi her sabah yürüyerek geliyordum. Gazetemizin önündeki Bakkal Ahmet abi, beni görür görmez 20 gram tulum peyniri ile çeyrek ekmeği hazırlamış oluyordu.

Gazetecilik benim için bir tutkuydu. Çoğu zaman koltuk üzerinde, kışın sırtımı kalorifere vererek geceyi geçiriyordum. İnanın hiçbir zaman “off” demedim. Hepsi gurur, onur günlerim. Toplam 23 yıl Hürriyet'te, 5 yıl Dinç Bilgin döneminde Sabah'ta, 5 yıl Cem Uzan döneminde Star'da çalıştım. Her yere maaşım yükselerek geçtim. Meslek hayatımda, hiç “Namussuzluk” yapmadım, kimse de yaptıramaz. Yazılarımda, haberlerimde, kitaplarımda kimseye iftira, hakaret, hele de “Namussuzluk” olmamıştır. Hata yapınca özür dilemeyi de bilirim.

SİZİN ÇOCUKLARINIZ

Gençlerimiz, kamuda çalışabilmek için kamu personeli sınavlarına, mülakatlarına girerken, arkasında siyasi güç olanlar, belediyede özel kalem müdürlüğüne sınavsız, mülakatsız alınıp, hiç çalışmadan memur yapılıyor ve devletin başka birimlerine kaydırılıyor. Ohh, ne güzel memleket… Ali Ayvazoğlu, eşinden ayrıldı, o dönem AKP ilçe teşkilatında sekreter, daha sonra İl kadın Kolları'na atanan Bahar Hanım'la evlendi.

2017'de, 'AKP Kadın Kolları Başkanının kocasın hülle ile Trabzon İl Kültür Müdürlüğü'ne atanması'na ilişkin haber için Ali Ayvazoğlu, kendisini arayan Ali Ekber Ertürk'e 'Sayın Bakanımız Süleyman Soylu'nun takdiriyle geçiş yaptım. Milletvekili olan eşim üzerinden yükseldiğim doğru değil' dedi. Aynı kişinin, Ankara Kültür ve Turizm Müdürlüğü'ne atandığını yazdığımızda “Namussuz” diyen ise Soylu oldu. Bir bakan, bu sözleri kendisine yakıştırıyorsa ne diyebilirim? Bakan twitleri araştırsa, Ekrem İmamoğlu'na hangi kadın milletvekili “Yunanlı”, Kemal Kılıçdaroğlu'na hangi müdür 'keMAL' yani 'Mal' diye yazdığını görür.

Eğer, haberimle namusa dil uzatırsam o dili kendi elimle keser, yazan kalemimi kendi elimle kırarım. Bu böyle biline. Bahar Hanım'ı da, Ali Ayvazoğlu'nu da tanımam. Haksız atamaları örtmek için, kimse namus gibi kutsal kavramın arkasına sığınmamalı. Trabzon'da iş bekleyen binlerce gencin sözcüsü oldum. Hepsi bu kadar…'

O dostluk, güven dolu günler ve sözlerden geldiğimiz yer 'Namussuzluk' oldu... Siz değerli okurlarımız önünde yine söz veriyorum: Kalemimi 40 yıldır satmadım satmayacağım.