Sarayın dışına çıkmak ve bir başkaldırı öyküsü

Mantova’nın Cüceleri, İtalyan yazar Gianni Rodari tarafından kaleme alınmış bir cesaret öyküsü. Hatta altını çizersek; cesaretsizliğe, esarete, öğrenilmiş çaresizliklere karşı bir başkaldırış, özgürlüğü kazanmanın yaşattığı mutluluğun masalsı ifadesi.



30-03-2019 23:07

Burcu Adıgüzel

Mantova’nın Cüceleri’ni okumayı bitirdiğimde pek çok çocuk kitabını okurken hissettiğim duyguya kapıldım: Bunu mutlaka yetişkinler de okumalı. Tam da içerisinden geçtiğimiz bu günlerde. Nedeni için kitaba biraz bakalım.

Mantova Düklük Sarayı’nda ‘’çocuklar yaşasın’’ diye düşünülüp yapılmışı andıran bir kat varmış ve bu katın odaları küçük, tavanları alçakmış. Fakat burası çocuklar için değil, sarayın cüceleri için yapılmış bir katmış. İşte hikâyemiz burada başlıyor. Düklük Sarayı’nda yaşayanlar sadece cüceler değilmiş elbet. Tam beş yüz odalı bu kocaman sarayda büyük büyük beyler de yaşarmış. Büyük beyler, sarayın tüm sefasını sürerken, cüceler o basık, kasvetli ve neden orada olduklarını bir türlü anlamlandıramadıkları odaya tıkılmışlar.

Neden orada olduklarını anlayamıyorlarmış ama; her gece bu talihsiz hayatları üzerine fısıldayarak konuşuyorlarmış.

‘’Neden böyle küçüğüz, Dük neden bizden uzun, peki ya Yüzbaşı Bombardo?’’

Fısıldaşmalar çabaya dönüşmüş ve boylarını uzatmak için her şeyi denemişler. Teker peyniri yemekten tutun da, hoplayıp zıplamaya kadar neler neler. Ama bir türlü uzayamamışlar. Bir gün içlerinde en kısa olan Fasulyecik, büyümenin sırrının sarayın dışında, sokaklarda olabileceğini düşünmüş ve kurtulmuş zincirlerinden, çıkmış sarayın dışına.

Az gitmiş, uz gitmiş, yolu Te Sarayı’na düşmüş ve orada devlerle karşılaşmış. Dev gibi olmanın sırrını onlardan öğrenmek istemiş. Devlerden biri ‘’Siz cüce kalmışsınız çünkü; cücelerin evinde yaşıyorsunuz.’’ demiş Fasulyeciğe. Fasulyecik, söyleneni çok anlamasa da bu haberi arkadaşlarına vermek için koşarak saraya dönmüş. O gün Dük’ün karşısında soytarılık yapılması istenmiş cücelerden. Zorla bir şey yapmaktan bıkan cüceler hep birlikte sarayın dışına çıkmaya, yani ‘’makus’’ talihlerini geride bırakarak kaçmaya karar vermişler o gece. Şehirde, bir evde geçirilen geceden sonra sokaklara dağılarak iş aramaya başlamışlar. Şehirde iş bulmaları kolay olmamış ama, o devin Fasulyeciğe söylediği şeyi anlamaları kolay olmuş. Çünkü; artık biliyorlarmış ki o evde yaşadıkları için cüceymişler. Dışarıda daha az cücelermiş ve herkes onlara saygı gösteriyormuş. Yüzbaşı da onları aramayı sürdürmüş ama artık cüceler onun karşısına çıkmaktan hiç mi hiç korkmuyormuş.

Mantova’nın Cüceleri, İtalyan yazar Gianni Rodari tarafından kaleme alınmış bir cesaret öyküsü. Hatta altını çizersek; cesaretsizliğe, esarete, öğrenilmiş çaresizliklere karşı bir başkaldırış, özgürlüğü kazanmanın yaşattığı mutluluğun masalsı ifadesi. Kitap, okuyucusuna hikayesi ve güçlü çizimleriyle talih, çaresizlik, çıkışsızlık gibi kavramları sorgulatıyor.

Mantova’nın Cüceleri, sarayların kapısını kırmaya cesaret edenlerin, boyun eğmeyen cücelerin öyküsü. Öyleyse onların diline ve cesaretine çok yakışan özgürlük şarkısıyla bitirelim.

Hadi bakalım Yüzbaşı Bombardo
Topla git adamlarını.
Unutma ki, bir araya gelince
Devleşir cüceler de.

KÜNYE: Mantova’nın Cüceleri, Gianni Rodari, Çeviren: Filiz Özdem, Resimleyen: Margherita Micheli, Yapı Kredi Yayınları, 32 sayfa.