Saray Rejimi'nin miladı: Suruç Katliamı

AKP/Saray Rejimi'nin başlangıcı olarak görülen katliamın kendisi gibi dava süreci de skandallar ve adaletin katledildiği evrelere sahne oldu.



20-07-2018 10:04

İleri Haber

20 Temmuz 2015’te, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu’nun (SGDF) çağrısıyla, Kobane’ye oyuncak ve insani yardım malzemeleri götürmek için Suriye sınırındaki Suruç ilçesine gelen 300 kişi,  yardım etkinliğine ilişkin burada düzenledikleri basın açıklaması esnasında, Suriye, Irak ve Türkiye’de katliamlar yapan cihatçı terör örgütü IŞİD üyesi Abdurrahman Alagöz tarafından bir  canlı bomba saldırısı düzenlendi. Saldırıda 33 kişi hayatını kaybetti, 100’e yakın kişi de yaralandı.

7 Haziran seçimlerinde yenilgi yaşayan AKP’nin, düşmanlaştırma ve korku iklimi yaratma planlarının başlangıcı olarak görülen katliamın ardından 10 Ekim'de, Ankara'da da "barış" isteyen 109 yurttaş yine gericilik tarafından katledildi.

Suruç Katliamı’na ilişkin Urfa 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davada bugüne dek 5 duruşma yapılırken, 6’ncı duruşma 28 Ağustos’a ertelendi. Biri tutuklu 3 sanığın yargılandığı davada, 104’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor. Davada henüz karar açıklanmadığı gibi, başından itibaren de hukuk garabetleriyle dolu bir dava süreci yaşandı.

Katliama ilişkin tek tutuklu sanık olarak yargılanan Yakup Şahin hiçbir duruşmaya getirilmezken, avukatların davanın Ankara Katliamı davasıyla birleştirilme talepleri reddedildi. Duruşmalardan önce avukatlar gözaltına alınırken, ailelere adliye önlerinde polis saldırıları gerçekleşti. 

Katliam anmalarına yasaklama ve saldırıların da yaşandığı süreçte, Suruç’tan yaralı olarak kurtulanlar da baskılara maruz kaldı.

GÖZ GÖRE GÖRE KATLİAM

Katliamın ardından ortaya çıkan ayrıntılarda, Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü’nün olaydan 3 gün önce 17 Temmuz’da gönderdiği emir yazısında “görev alan tüm personel meydana gelebilecek canlı bomba saldırıları ve benzeri konulara karşı görev yerlerinde dikkatli/duyarlı ve müteyakkız bulunacaktır” denildiği ortaya çıktı.

Ayrıca, canlı bomba Şeyh Abdurrahman Alagöz hakkındaki ‘terör nitelikli aranan şahıs’ kaydının, 16 Haziran’da Suruç Emniyet Müdürlüğü’ne ulaştığı ancak bu bilgilerin MİT’e iletilmediği de katliamın ardından ortaya çıktı.

İleri Hatırlatıyor