Sandıkta kaybeden AKP'den belediyelere tırpan!

Birçok büyükşehir belediyesini kaybeden AKP, yıl sonu değiştirdiği İmar Kanunu'yla, belediyelerin elini kolunu bağlamaya hazırlanıyor. Buna göre tam olarak yetki Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na geçerken, belediyeler sadece uygulayıcı ve denetleyici olabilecek.



10-04-2019 09:42

31 Mart yerel seçimlerinde İstanbul,Ankara ve İzmir dahil olmak üzere önemli büyükşehirleri kaybeden AKP, belediyelerin imar yetkisine kısıtlama getirmeye hazırlanıyor.

İmar Kanunu'nun bazı hükümlerinde değişikliğe gidilmesini öngören ‘torba yasa’ düzenlemesi 10 Aralık 2018’de Resmi Gazete’de yayımlandı. Getirilen yeni tanımlamalarla tüm imar yetkilerinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın elinde toplanmasının önü açıldı. Böylelikle, belediyeler artık bakanlığın her il için hazırlayacağı Çevre Düzeni Planı'na uygun hareket etmek zorunda kalacak.

TANIMLAR DEĞİŞTİ

İmar Kanunu'nun 5'inci maddesinde “Ülke ve bölge plan kararlarına uygun olarak, konut, sanayi, tarım, turizm, ulaşım gibi yerleşme ve arazi kullanım kararlarını belirleyen plandır” şeklinde yer alan Çevre Düzeni Planı, geçen aralık ayında kanunda yapılan değişiklikle, “Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve stratejilerine uygun olarak yerleşim, gelişme alanları ve sektörlere ilişkin alt ölçek planlarını yönlendiren genel arazi kullanım kararları çerçevesinde ilke ve kriterleri belirleyen, bölge, havza veya il bütününde hazırlanan, plan hükümleri ve raporuyla bir bütün olan plandır” haline getirildi.
Haritalar üzerinde arazilerin kullanış biçimlerini belirleyen, Uygulama İmar Planlarının hazırlanmasına dayanak olan ve belediyeler tarafından hazırlanan Nazım İmar Planı da kanuna göre, Çevre Düzeni Planına uygun olarak hazırlanacak. Böylece her il için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın hazırlayacağı Çevre Düzeni Plan hükümleri o kentin “imar anayasası” olacak. Belediyeler ise sadece uygulayıcı ve denetleyici bir rol üstlenecek.

KADEMELERE DÜZENLEME

Geçen yıl sonu yapılan değişiklikle İmar Kanunu'nun 6'ncı maddesindeki planlama kademeleri de değiştirildi. Buna göre, mekansal planlar, kapsadıkları alan ve amaçları açısından Mekânsal Strateji Planlarına uygun olarak; “Çevre Düzeni Planları” ve “İmar Planları” kademelerinden oluşacak.
İmar planları ise Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planı olarak hazırlanacak ve her plan bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanacak. Kademelerin bağlandığı “Mekansal Strateji Planı” da değişiklikle kanuna girdi. Kanuna göre, mekansal strateji planlarında; kalkınma planı ile varsa bölge planları, bölgesel gelişme stratejileri ve diğer strateji belgelerinde ortaya konulan hedefler dikkate alınacak.
Mekânsal Strateji Planı, şehirlerin gelişme yön ve eğilimleri ile nüfus öngörülerine, afetlere ve kentsel dönüşüme ve kırsal alanların geliştirilmesine ilişkin strateji ve politikalar da içerecek. Hem ülke bütünün de hem de gerekli görülen bölgeler için hazırlanabilecek Mekânsal Strateji Planı ile sektörler için yatırım alanları oluşturulabilecek. Hali hazırda hükümetin açıkladığı eylem planı çerçevesinde hazırlıkları devam eden Türkiye Mekansal Strateji Planı'nın duyurulmasından sonra özellikle büyükşehirler başta olmak üzere birçok kent için Çevre Düzeni Planı'nın hayata geçirileceği öğrenildi.

BELEDİYELER KAYBEDİLDİ, RANT VERGİSİ RAFTAN İNEBİLİR

AKP iktidarı, geçen yıl İmar Kanunu için hazırladığı 12 maddelik yasa taslağı içerisine “rant vergisi” düzenlemesini de eklemiş ancak Meclis'e gelen torba yasa teklifinin içine koymamıştı. Çıkarılan madde, Uygulama İmar Planlarında yapılacak değişik sonucunda daha yüksek bina veya fazla inşaat yaparak rant elde edenlerden “değer artış payı” alınmasını öngörüyordu. Düzenlemede, değer artış payının yüzde 30'u imar planı değişikliğini onaylayan belediyelerde açılacak kamulaştırma hesabına, yüzde 30'u bakanlığın dönüşüm projeleri özel hesabına, yüzde 40'ı Hazine ve Maliye Bakanlığı'na yatırılacağı belirtiliyordu. Hükümetin, 31 Mart yerel seçimlerinde birçok büyükşehiri kaybetmesiyle, parsel bazlı plan tadilatlarının bir nevi vergilendiren söz konusu değişikliği Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin gündeme getirebileceği kaydediliyor.