Salgının muhasebesi

Hiç görmemiştik yaşamımızdaki son bir yılı. Hiç böylesi ölümlere tanık olmamıştık. Hiç böylesine evlere hapsedilmemiştik yaşamımız boyunca. İki adım ötedeki dostun evine gidememek, sarılamamak bir başka bedene, diz dize oturamamak, yüz yüze bakamamak, ellerimizi kavuşturamamak… İyi değil.



14-03-2021 00:39

Zeynep Altıok

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından pandeminin ilanı ve Covid-19 salgınının Türkiye’de başladığının Sağlık Bakanlığı tarafından ilan edildiği 11 Mart 2020 tarihinin üzerinden bir yıl geçti. Salgının başından beri en doğru pozisyonu alan TTB'nin; iktidar tarafından hedef gösterilmesine, hekimlerin haklarında açılan soruşturma ve tutuklamalara rağmen halkı doğru bilgilendirmeyi görev edindiğini biliyoruz. Buna örnek olarak Şubat 2021'de İletişim Yayınevinden çıkan; Özlem Kurt Azap, Cahit Işık Yavuz, Ümit Kartoğlu, Feride Aksu Tanık, Eriş Bilaloğlu, Yücel Demirel, Ergün Demir ve Güray Kılıç’ın katkılarıyla; Osman Elbek ve Kayıhan Pala’nın hazırladıkları “Pandeminin Düşürdüğü Maskeler”; sürecin doğru ve yanlışlarının kapsamlı bir muhasebesini yapıyor.

 

“Covid-19” başlıklı yazısıyla Özlem Kurt Azap karşılıyor bizi kitabın başında. Yazar adeta okuyucunun aklındaki "Nerden çıktı bu koronavirüs?" sorusunu cevaplıyor, SARS ve MERS örnekleri ile anlatımı güçlendiriyor. Salgın başından bu yana yaşanan bilgi kirliliğine cevap veriyor, güncel bilgiler ışığında okuyucunun aklında kalan diğer soruları da çözüme kavuşturuyor. Azap, yazının sonlarına doğru belki de en çok kafa karıştıran mutasyon ve varyant konularını da açıklayarak yazısını noktalıyor.

 

“Covid-19 yakın tarihin en büyük pandemisi mi?” sorusuyla başlayan ve pandeminin ciddiyetine dikkat çeken Cahit Işık Yavuz, “Maske ve Ötesi…” başlıklı yazısında salgının kontrol altına alınması için alınan önlemlerin eksikliğini vurguluyor.  Yavuz, pandemide alınan bireysel önlemlerin ise ülkedeki yoksulluk ile bağlantılı olarak yetersiz kaldığını belirtiyor. Türkiye’nin salgın imtihanına da değinerek pandemi mücadelesini irdeliyor.

 

Kitapta üstünde durulan konulardan biri de "şeffaflık" olarak karşımıza çıkmakta. Meslek örgütlerinin bir yıl boyunca şeffaflık ile yönetim taleplerini dile getirdiklerini belirten Eriş Bilaloğlu, bunun yapılmasının pandemi yönetimine güven sağlayacağını ve toplum sağlığını olumlu etkileyeceğini dile getiriyor. Başka bir manipülasyon yöntemi olarak kullandıkları hasta ve vaka ayrımında ise “Her hasta vaka değildir.” sözleri için Osman Belek, "Tıp ve bilim literatürüne kara puntolarla hiç silinmeyecek bir biçimde kazındı." ifadesini kullanıyor. Belek, itirazlar sonucu mecburen açıkladıklarını belirttikten sonra Türkiye'nin; uzun süre dünyada en çok hasta, vaka, olgunun saptandığı ülkeler arasında olduğunu belirtiyor.

 

Günümüzde en çok konuşulan, kitapta da “son umut” diye bahsedilen aşı çalışmalarına genişçe yer veriliyor. Aşıların toplum düzeyindeki etkilerinden aşıya güvenin yeniden sağlanmasına kadar birçok noktaya değinildiği kitapta günümüzde yapılan aşılamanın da yetersiz olduğu gözler önüne seriliyor. 20 milyon doz beklenen aşının 30 Aralık’ta 3 milyon dozu elimize ulaşırken yeterince aşı stokunun olmaması, aşı olsa bile uygun aşı ortamlarının bulunmaması dikkat çekmesi gereken noktalardan biri. Sonunda her şeye rağmen "Bilim ve insanlık bu Covid-19 savaşını kazanacaktır." diyen Ümit Kartoğlu, bütün umutsuzluklara rağmen “son umut”u yeşertiyor.

 

Ve son olarak pandeminin “silahsız cepheye sürülen” sağlık çalışanları geliyor. Sağlık çalışanları pandemi başından beri kesin tedavisi olmayan bir hastalıkla mücadele etmek zorunda kaldılar. Sağlık Bakanlığı’nın gerekli tedbirleri almamasından kaynaklı olarak kişisel koruyucu ekipmanın üretimi, temini ve dağıtımı konusunda sağlık çalışanları yalnız bırakıldı. Sağlık çalışanlarının psikolojik sıkıntılar da çektiğini belirten Azap, pandemi sürecinde sağlık çalışanlarının dörtte birinin depresyon ve anksiyete ve üçte birinin uykusuzluktan yakındığını dile getiriyor. Ayrıca yazar, hakkınız ödenmez deyip haklarının gerçekten ödenmediğinin, ek ödemelerinin yapılmadığının ve Covid-19’un meslek hastalığı olarak tanınmadığının da altını çiziyor. 14 Mart Tıp Bayramı vesilesiyle de Carlo Urbai, Sheik Umar Khan, Cemil Taşçıoğlu, Dilek Tahtalı, Li Wenliang, Yavuz Kalaycı ve hayatını kaybeden tüm sağlık çalışanlarını saygı ve sevgiyle anıyoruz.

 

Pandeminin Düşürdüğü Maskeler, salgının bir yılda geldiği yolu incelerken aynı zamanda bize tünelin ucundaki ışık olarak bilimi sunuyor. Salgından en az zararla çıkılmasının yolunun herkesin ulaşabileceği ucuz ve nitelikli sağlık hizmetinden geçtiğini biliyoruz. Dayanışmanın önemini vurgulayan bu kitap bizi başta sağlık olmak üzere temel haklarımız için mücadeleye davet ediyor.

 

Künye: Pandeminin Düşürdüğü Maskeler, Osman Elbek-Kayıhan Pala, İletişim Yayınevi, 2021, 271 sayfa.