Şakran Cezaevi’nde bir sağlık hakkı ihlali daha: 1 aydır yoğun göğüs ağrısı çeken mahpusa ‘hastane sevki’ verilmiyor

Şakran Cezaevi yine bir sağlık ihlali ile gündeme geldi. Bir mahpusun, ciddi bir rahatsızlığa işaret edebilecek şikayetleri görmezden gelindi, 'hastane sevki' verilmedi.



12-07-2021 23:54

İleri Haber

İzmir 1 Nolu T Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Mithat Öztürk’ün yaklaşık bir aydır çektiği yoğun göğüs ağrısına rağmen hastane sevkinin yapılmadığı öğrenildi. Cezaevi, daha önce de mahpuslara yönelik sağlık hakkı ihlalleriyle gündeme gelmişti.

İzmir 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu (Şakran) A-26 koğuşunda tutuklu bulunan 48 yaşındaki Mithat Öztürk, yaklaşık 1 ay kadar süre önce göğüs ağrısı çekmeye başladı. Günler ilerledikçe ağrısı artan Öztürk, defalarca hastaneye sevkini istedi. Öztürk’ün talepleri kabul edilmedi.

Mithat Öztürk’ün ailesi ise durumdan endişeli. Görüş gününde mahpusla görüşen aile üyeleri, Mithat Öztürk’ün konuşma esnasında bile sık sık göğsünü tuttuğunu söyleyerek, “Gastrit dışında bilinen bir hastalığı yok. Ağrının göğüste olması ve birden ortaya çıkmasından dolayı endişeleniyoruz. Cezaevi yönetimi hastane sevki versin. İhmal sebebiyle sağlığına zarar gelmesini istemiyoruz” dediler.

TUTUKLULARIN SAĞLIĞI HİÇE SAYILIYOR

Şakran Cezaevi’nde tutukluların sağlık haklarına yönelik ihmaller daha önce de gündeme gelmişti. Yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgınında vaka ve ölüm sayılarının yüksek rakamlara ulaştığı kasım ayında, çok sayıda mahpusun testinin pozitif çıktığı ve bu mahpusların karantinaya alınmayarak diğer mahpuslarla birlikte kalmaya devam ettiği ortaya çıkmıştı.

Cezaevinde hükümlü bulunan ve çocukluğundan bu yana tip 1 diyabet, daha sonra yakalandığı çölyak hastalığıyla mücadele eden, bu nedenle diyet yemekler yemesi gereken Ufuk Keskin’e “diyet ekmek” bile verilmediği, Keskin’in kendi ekmeğini kendisinin yapmak zorunda kaldığı, ortaya çıkmıştı. Bağışıklığı zayıf olan Keskin, yine Covid-19 hastalarıyla aynı koğuşlarda kalmış ve virüse yakalanmıştı.

Salgının ilk dönemlerinde hapishane idaresi tarafından mahpuslara temizlik malzemesi verilmediği, malzemeleri ve temiz suyu kendilerinin kantinden aldığını, belirsiz aralıklarla ateş ölçümlerinin yapıldığı, sıcak suların yetersiz olduğu da raporlara yansımıştı.