Sakarya İSİG Meclisi Girişimi: 'Gerçek sorumlular yargılanmadığı sürece iş cinayetleri son bulmayacaktır'

Sakarya İSİG Meclisi Girişimi, Hendek ilçesindeki havai fişek fabrikasının patlamasının ardından patlayıcı yüklü kamyonunda patlamasına ilişkin basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasında "Soruşturmalar gizlilikle değil, şeffaflıkla yürütülmeli, sorumlular kamuoyunun gözünden kaçırılmamalıdır" denildi.



12-07-2020 15:30

İleri Haber

Sakarya İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) Girişimi, Adapazarı Kültür Merkezi (AKM) önünde, Hendek ilçesindeki havai fişek patlamasının ardından, patlayıcı maddelerin imhası için taşındığı sırada bir patlama daha olması sonucu 4 kişinin hayatını kaybetmesi ve 12 kişinin yaralanmasına ilişkin basın açıklaması yaptı. 

Makina MO Sakarya İl Temsilciliği Yürütme Kurulu Başkanı Salim Aydın tarafından okunan basın açıklamasında " Adeta seri bir cinayet gibi 6 gün içinde ardı ardına yaşanan patlamalar 10 insanımızın ölümüne onlarcasının yaralanmasına neden oldu. En yetkili ağızlardan gelen ilk açıklama ise 'ihmal varsa gereği yapılacaktır' şeklinde. Peki ihmal yoksa yıllardır bu patlamalar ve bu ölümler neden oluyor" ifadelerine yer verildi.

"Gerçek sorumlular yargılanmadığı sürece iş cinayetleri son bulmayacaktır" denilen basın açıklamasında ayrıca AKP'ye, yanıtlandırılması için sorular yöneltildi.

Soruşturmanın şeffaflıkla yürütülmesi ve sorumluların kamuoyunun gözünden kaçırılmaması gerektiği belirtilen basın açıklamasının tamamı şu şekilde:

"09/07/2020 tarihinde Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası’nda yaşanan patlama sonrası kalan patlayıcıların imhası için taşınırken yeniden bir patlama meydana geldi. Bu patlama 3 askerin ölümüne ve biri sivil 12 kişinin yaralanamasına neden oldu. Adeta seri bir cinayet gibi 6 gün içinde ardı ardına yaşanan patlamalar 10 insanımızın ölümüne onlarcasının yaralanmasına neden oldu. En yetkili ağızlardan gelen ilk açıklama ise “ihmal varsa gereği yapılacaktır” şeklinde. Peki ihmal yoksa yıllardır bu patlamalar ve bu ölümler neden oluyor.

Sakarya İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi Girişimi olarak aşağıdaki soruların hükümet tarafından yanıtlaması gerektiğini düşünüyoruz.

- Süleyman Soylu yaptığı açıklamada değerlenedirmelerin 1987 yılında yayınlanmış bir tüzüğe göre yapıldığını, bu tüzüğün eski olduğunu söylemiş, peki 2007 yılında açılan bu fabrika tüzük hükümlerine uymadığı halde nasıl açılmış, çalışmasına kim neden izin vermiştir? AKP 18 yıllık iktidarı boyunca bu alandaki mevzuatı neden yenilememiştir?

- Yılda enaz 3 kez denetlenmesi gereken bu fabrika kaç kez denetlenmiştir, denetim sonuçlarında tespit edilmesi gereken eksikler raporlarda var mıdır? Ya da bu eksiklerin giderilmesi için ne tür yaptırımlar uygulanmıştır?

- İçişleri bakanlığı tarafından oluşturulmuş herhangi bir komisyon bu işletmeyi denetlemiş midir?

- Daha önce yaşanan patlamalar sonrasında bu işletmenin faaliyetleri neden durdurulmamıştır?

- Burada üretilen ürünlerin uygunluk testleri ve üretim onayları nasıl verilmiştir?

- Kalan patlayıcı maddelerin neden 30 km uzaktaki bir alana taşınmıştır ve kullanılan araç Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun mudur?

- Neden 1,5 tonluk patlayıcı madde bir araca yüklenmiştir. Neden daha küçük parçalar halinde taşınmamıştır?

- Çalışma öncesinde ayrıntılı risk değerlendirmesi yapılmış mıdır?

- Taşınan patlayıcılar hakkında askerler ve kamyon şoförü bilgilendirilmiş midir?

- Taşınan maddelerin patlayıcı olmadığı fitil vb olduğu yönünde bir bilgi verildiği iddiası araştırıldı mı?

- Üniversiteler ve meslek örgütlerinden bu süre zarfında teknik açıdan neden destek alınmadı?

- Meclise sunulan meclis araştırma önergesi neden reddedilmiştir?

Her yıl yüzlerce insanımız iş cinayetlerinde hayatını kaybetmektedir. Meslek hastalıkları sebebi ile ölenlerin ise sayısı bile bilinmemektedir. Meclisimizin verilerine göre iş cinayetlerinin %98’i sendikasız işyerlerinde meydana gelmektedir. Bu işyerinde durum benzerdir. Yine düşük ücret kötü çalışma şartları ve bu şartların sonucu olan meslek hastalıkları emekçilerin kaderi olmamalıdır. Bu kara tabloyu kader ve fıtrat ile açıklamak, her iş cinayetinden sonra suçun iş güvenliği uzmanı, ustabaşı ve mühendislere yüklenmesi ise gerçek sorumluların korunması içindir. Kanunlar işyerinde hertürlü önlemi alma, gerektiğinde üretimin durdurulması gibi sorumlulukları işverene vermiştir. Bununla birlikte önlem alma konusunda gerçek anlamda yetki ve güce sahip olan iki kesim vardır. Birincisi işveren diğeri ise kamu otoritesidir. Her iş cinayeti sonrasında bu iki kesimin korunduğu ve fiil yükümlülüğü ve yetkisi olmayanların cezalandırıldığı, kanuna ve adalete aykırı uygulamalar son bulmalıdır. Sorumluluğu olan üst düzey kamu görevlilerinin yargılanmasını engelleyen tutumdan vazgeçilmelidir. Soruşturmalar gizlilikle değil, şeffaflıkla yürütülmeli, sorumlular kamuoyunun gözünden kaçırılmamalıdır.

SAKARYA İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ MECLİSİ GİRİŞİMİ"