Saadet Partisi, ayrımcı Diyanet fetvasından 'fırsat' çıkardı: 'İstanbul Sözleşmesi'ni çöplüğe gömelim'

SP İstanbul İl Başkanı Abdullah Sevim, Diyanet'in ayrımcı fetvasına gelen tepkiler için “linç kampanyası” derken, “Zinayı savunamayız. Eşcinselliği de savunamayız!” deyip iktidarı bu konuda “adım” atmaya çağırdı



28-04-2020 00:00

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kadın ve LGBTİ+ düşmanı Diyanet İşleri Başkanı Erbaş'ı açıklamalarını eleştiren Ankara Barosu hakkında "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri aşağılama" suçundan re'sen soruşturma başlattı. Yurttaşlar, ayrımcı fetva yayımlayan ve nefret suçu işleyen Diyanet İşleri'ne sosyal medyadan tepki gösterirken, Saadet Partisi (SP) İstanbul İl Başkanı Abdullah Sevim'den destek geldi. 

Cuma hutbesinde salgınların sorumlusu olarak “nikahsız birliktelikleri ve eşcinselliği” göstermesiyle büyük tepki çeken Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’a Saadet Partisi’nden destek geldi. Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Abdullah Sevim, Ali Erbaş’a gelen tepkiler için “linç kampanyası” derken, “Zinayı savunamayız. Eşcinselliği de savunamayız!” deyip iktidarı bu konuda “adım” atmaya çağırdı.

Kadın hakları konusunda önemli kazanımlar getiren İstanbul Sözleşmesi’ni hedef alan Sevim, “İstanbul Sözleşmesi gibi aileyi hedef alan sözleşmeleri tarihin çöplüğüne gömmek zorundalar.” dediği açıklamasını “Gelin bu ortamı fırsat bilelim. 83 milyon adına bu sorunları elbirliği ile çözelim!” çağrısıyla sonlandırdı.

SAADET PARTİSİ GENEL BAŞKANI KARAMOLLAOĞLU DA DİYANET'E DESTEK OLDU

Twitter hesabından açıklama yapan Karamollaoğlu, "Dini bir vecibeyi yerine getirmek üzere aile hayatının kutsallığını, neslin muhafaza edilmesi gerektiğini ve İslam’ın evrensel ahlaki ilkelerini bir hutbe vesilesiyle hatırlatmak asla nefret suçu olarak değerlendirilemez" dedi.

Karamollaoğlu'nun açıklaması şu şekilde:

"İslam bir bütündür ve gayesi bütün insanlığın iki cihan saadetidir. Ortaya koyduğu ilkeler, getirmiş olduğu emir ve yasaklar açık ve nettir. Bu ilke, emir ve yasakların hatırlatılması hem dini bir vecibedir hem de tarihi bir sorumluluğu yerine getirmektir.

Dini bir vecibeyi yerine getirmek üzere aile hayatının kutsallığını, neslin muhafaza edilmesi gerektiğini ve İslam’ın evrensel ahlaki ilkelerini bir hutbe vesilesiyle hatırlatmak asla nefret suçu olarak değerlendirilemez. Mübarek Ramazan Ayı'nı idrak ettiğimiz ve insanlık alemi olarak büyük bir badireden geçtiğimiz bu zor zamanda, böyle yersiz ve faydasız münakaşalardan uzak durulmalıdır."