PSAKD'den Maraş Katliamı açıklaması: Unutmak ihanettir

PSAKD İstanbul Şubeleri, Maraş Katliamı'nın 40. yılı dolayısıyla Kadıköy Süreyya Operası önünde bir basın açıklaması düzenledi. Bugüne kadar Türkiye'deki tüm katliamlara dikkat çekilen açıklamada "Sivas’ı, Çorum’u, Maraş’ı, Dersim’i, Roboski’yi, Hrant’ı, Suruç’u, Ankara’yı,Tahir Elçi’yi unutmayacağız, unutmak ihanettir" ifadeleri kullanıldı.



16-12-2018 15:58

İleri Haber

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSKAD) İstanbul Şubesi 1978 Maraş Katliamı'nı 40. yılında anmak üzere Kadıköy Süreyya Operası önünde basın açıklaması düzenledi. Anmaya birçok  ilerici kurum ve kuruluş katılırken polis, kitleyi abluka altına alarak PSAKD İstanbul Şubeleri'nin yürüyüş yapmasını engelledi.

Geçmişten günümüze yaşanılan tüm katliamlara dikkat çekerek 'Mücadelemize devam edeceğiz' denilen basın açıklamasının tam metni şu şekilde:

'DEVLET VAHŞETE SEYİRCİ KALDI'

İçinde bulunduğumuz aralık ayı, insanlık tarihi açısından utanç sayfaları ile dolu aylardan biridir. Aralık ayı, bu ülkenin ötekileştirilenleri olarak Aleviler, devrimciler ve Kürtlerin en acımasız şekilde katledildiği ay olarak hafızalarımızda yer edinmiştir ve bu katliamların acısı yüreğimizde taptaze durmaktadır. 

40. yılında Maraş Katliamı'nı, 18. yılında Cezaevi Katliamı'nı,  7. yılında Roboski Katliamı'nı lanetliyoruz! Katledilen canlarımızın anıları önünde saygıyla eğiliyoruz…. Bugün dünyanın lanetlediği IŞİD çetelerinin vahşeti, 40 yıl önce Maraş’ta Alevilere uygulandı. Devlet güçleri günlerce bu vahşete seyirci kaldı. Belediye hoparlörlerinde ‘kızıllar şehrimizi bastı, kızıllar iki insanımızı öldürdü’ gibi asılsız duyurular yapılarak sıradan vatandaşlar bile birer potansiyel katil haline getirildi.

'BEBEKLER BOĞAZLANDI, BALTALARLA İNSAN KIYIMLARI YAPILDI'

Egemen sistemin Alevilerin, solcuların, Kürtlerin, işçilerin ve emekçilerin gelişen toplumsal ve siyasal taleplerini bastırmak için askeri darbeye ihtiyacı vardı. Malatya ve Elazığ’da başarılı olamayan egemenler, Maraş’ta Alevi kesimlerin yoğun olarak yaşadığı mahallelerde, Alevilerin yaşadığı evleri önceden tek tek çarpı işaretleri ile işaretleyerek insanları vahşice katletti. Bebekler boğazlandı, çocukların gözleri şişlendi, baltalarla insan kıyımları yapıldı. Kimi canlarımız ise güruh tarafından işkence edilerek öldürüldü. Yaşlı kadınların önce gözleri oyuldu sonra bir kadına yapılabilecek en aşağılık işkenceler yapılarak katledildi. Evler ve iş yerleri ateşe verilip, yakıldı ve nihayetinde Maraş ile birlikte 13 ilde sıkıyönetim ilan edilerek, 12 Eylül askeri faşist cuntasının zemini hazırlanmış oldu.

'SORUMLULAR YA HİÇ YARGILANMADI YA BERAAT ETTİ'

Katliamda resmi rakamlara göre 111 canımız katledildi, binin üzerinde kişi yaralandı, 552 ev ve 289 işyeri yakılarak tahrip edildi. Katliamdan sonra Alevilerin yüzde 80’i kenti terk etmek zorunda kaldı. Evet, Maraş Katliamı geride kaldı. Ne yazık ki sorumlu olanlar ya hiç yargılanmadan kurtuldu ya da göstermelik yargılanıp beraat etti. Çünkü Maraş Katliamı tasarlanırken senaryonun en önemli parçası, katliamcıların önce korunması, sonra zaman içinde suçsuz ilan edilmesiydi. Katliamın bir numaralı failleri devlet tarafından ödüllendirildi, Meclis’e milletvekili olarak girdi, itibar sahibi yapıldı. Gerçek sorumlular hiçbir zaman açığa çıkarılmadı, yargılanmadı. Bunlar yapılmadığı içindir ki, katliam saldırıları yaşanmaya devam etti.

'UNUTMAYACAĞIZ, UNUTMAK İHANETTİR'

Türkiye, geçmişindeki bu utancı temizlemek zorundadır. Maraş’ın acısı tıpkı Çorum gibi, tıpkı Sivas gibi, tıpkı Dersim gibi, tıpkı Suruç gibi, tıpkı Ankara gibi tazedir. Sivas’ı, Çorum’u, Maraş’ı, Dersim’i, Roboski’yi, Hrant’ı, Suruç’u, Ankara’yı,Tahir Elçi’yi unutmayacağız, unutmak ihanettir. Türkiye’nin imhacı, inkârcı ve ayrımcı zihniyetiyle yüzleşmesini talep ediyoruz ve bunda ısrarlıyız.

Bugün aynı zamanda 19-22 Aralık Cezaevi Katliamı'nı kınamak için de toplanmış bulunuyoruz. 2000 yılı sonbaharında hapishanelerde koğuş sisteminin yerine getirilmek istenen F tipi cezaevi uygulamasına karşı çıkan mahkumlar, 19 talep öne sürerek süresiz açlık grevine başladılar. 20 Ekim’de başlayan açlık grevi, 45. günde ölüm orucuna dönüştürüldü ve bunun üzerine 19 Aralık 2000’de 20 cezaevinde aynı anda 'Hayata Dönüş Operasyonu' adıyla bir katliama başlandı. 3 gün süren operasyon sonucunda 28 tutuklu katledildi, 237 tutuklu da yaralandı.

Sadece tutukluların değil, insanlığın katledildiği bu operasyonun sorumluları hakkında göstermelik davalar açıldı. Bu davaların büyük kısmı zaman aşımından düştü bazıları ise aradan geçen uzun süre içerisinde unutturuldu.

'ROBOSKİ'DE 19'U ÇOCUK 34 KİŞİ KATLEDİLDİ'

19 Aralık şehitlerimizi saygıyla anıyoruz. Bugün, aralık ayı katliamlarından olan Roboski Katliamı'nı da kınıyor; Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboskî köyünde 28 Aralık 2011 tarihinde savaş uçakları bombardımanı sonucu vahşice katledilen 19’u çocuk 34 kişiyi saygıyla anıyoruz. 

Maraş Katliamı; 19 Aralık Cezaevi Katliamı, Roboski Katliamı ve tarihte işlenmiş bütün katliamlar insanlığa karşı işlenmiş suçlardır. Bu suçların bir numaralı sanığı ise siyasi iktidarlardır. Bu ülkede katliamlar ancak ve ancak; ırk, din, dil, ayrımı yapmadan bütün halkların ortak kınamaları ve mücadelesiyle önce vicdanlarda, sonra da mahkemeler önünde mahkûm edilerek önlenebilir. Bu topraklara barış ve huzur ancak böyle gelir.

'BARIŞ VE KARDEŞLİK TÜRKÜLERİMİZİ SÖYLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ'

İnancından, kültüründen dolayı yüzyıllardır katliamlara uğratılan bir halk olarak bizler, katliamların hesabının sorulması ve bundan sonraki katliamların durması için mücadele etmeye devam edeceğiz. Ayrımcılığa, inkara, istismara, savaşlara, sömürüye itiraz ediyoruz. Ağıtlara sinmiş acıları, türkülere teslim olmuş gözyaşlarını umuda dönüşen zılgıtlarımızla Biz Kürtçe, Türkçe, Zazaca, Ermenice barış ve kardeşlik türküsü söylemeye devam edeceğiz..

Hak ve hakikat ışığında hakka yürüyen cümle canlarımızı 40’ıncı yılında bir kez daha saygıyla anarken, katilleri, koruyucularını ve onları yönlendiren insanlık dışı, gerici, faşist ideolojilerini nefretle kınıyoruz.