Peyzaj Mimarları Odası: E5'teki dikey bahçe ekolojik yaklaşımla değil, inşaat faaliyetlerinin ayıplarını örtmek için yapıldı

PeyzajMO'nun açıklamasında "Aktif olarak bireyler tarafından kullanılamayan otoyol kenarındaki dik eğimi olan şevlerde, yada başka bir tabirle kamusal pasif yeşil alanlarda, korunması çok zahmetli özel bitki desenlerin oluşturulması, mevsimlik bitkilerin kullanılması, yine sulama isteği yüksek bitkilerin ve geniş çim alanların kullanılması sürdürülebilir ekolojik bir yaklaşım değildir" denildi.



16-10-2020 11:35

İleri Haber

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Peyzaj Mimarları Odası (PeyzajMO) İstanbul Şubesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından E5 karayolu kenarındaki dikey bahçe uygulamalarının sökülmesinin ardından başlayan tartışmalara ilişkin basın açıklaması yayınladı.

PeyzajMO'nun basın açıklamasında dikey bahçe uygulamalarının ekolojik bir yaklaşımla değil, 'yanlış yapılan inşaat faaliyetlerinin ayıplarını örtmek ve ölü beton yüzeyleri süslemek' için yapıldığı ve bu uygulamanın ancak gerekli iklimsel koşullar altında yapılabileceği belirtilirken, "Dikey bahçe düzenlemeleri gelişen sulama ve mühendislik faaliyetleri sonucu ortaya çıkmış önemli bir peyzaj mimarlığı hizmeti olmakla beraber, ancak uygun iklimsel koşullar altında ve kısıtlı alanlarda kullanılmak kaydıyla sürdürülebilir bir uygulama haline gelebilir. Ülkemiz gibi küresel iklim değişikliğinin etkileri ile giderek mevsimsel döngüsü daha da bozulan, ortalama sıcaklıkların yükseldiği ve düzenli yağış rejimine sahip olmayan ülkelerde dikey bahçeler sulama ihtiyaçları ve bakım maliyetleri sebebi ile sürdürülebilir bir peyzaj sistemi oluşturamaz" denildi.

Basın açıklamasında ayrıca "Ortaya çıkan bu çirkinlikleri peyzaj yolu ile süsleyerek kapatmaya çalışmak ve bunu yaparken de son yıllarda ortaya çıkmış olan dikey bahçe uygulamalarından fayda ummak yakın geçmişte karşımıza çıkan bir olgudur" ifadelerine yer verildi:

PeyzajMO'nun basın açıklamasının tamamı şu şekilde:

İçinde bulunduğumuz 21. Yüzyılın modern şehircilik ve peyzaj anlayışı, karşılaştığımız problemlere akıl ve bilim yolu ile çözüm üretmek üzerine inşa edilmiştir. Günümüzde kentlerin peyzaj planlarının ve bu planlara bağlı alt ölçek tasarımların temelini, sürdürülebilir ve ekolojik yaklaşımlar oluşturmaktadır. 

Karayollarının Peyzaj düzenlemeleri de belirli ekolojik ilkeler ışığında yapılması gereken peyzaj mimarlığı iş koludur. Karayollarının etrafında oluşturulan doğru düzenlemeler ile sürüş emniyetinin arttırılması, kaza risklerinin azaltılması, gürültü kirliliğinin azaltılması ve egzoz gazlarının emiliminin sağlanması gibi günümüz kent yaşamını etkileyen pek çok probleme çözüm sağlanabilmektedir. Bununla birlikte şu ana kadar elde edilen bilimsel bilgilerin ışığında bu tasarımlarda ekolojik yaklaşımla sulama ve bakım istekleri düşük, endemik ve doğal türlerin kullanımı ile su tüketiminin azaltılması, bakım maliyetlerinin düşürülmesi, alanda bitkisel çeşitliliğin arttırılması ve doğal faunanın oluşumuna katkı sağlanması amaçlanmaktadır. 

İstanbul`da artan trafik problemine çözüm bulabilmek için, tek yönlü ulaşım politikaları uygulanarak yollar tekerlekli araçlar için sürekli genişletilmiştir. Bu inşaat faaliyetleri, beraberinde dik eğimli şevleri, şevlerin yetersiz kaldığı noktalarda da istinat duvarları yapmayı mecbur kılmıştır. Ortaya çıkan bu çirkinlikleri peyzaj yolu ile süsleyerek kapatmaya çalışmak ve bunu yaparken de son yıllarda ortaya çıkmış olan dikey bahçe uygulamalarından fayda ummak yakın geçmişte karşımıza çıkan bir olgudur. Dikey bahçe düzenlemeleri gelişen sulama ve mühendislik faaliyetleri sonucu ortaya çıkmış önemli bir peyzaj mimarlığı hizmeti olmakla beraber, ancak uygun iklimsel koşullar altında ve kısıtlı alanlarda kullanılmak kaydıyla sürdürülebilir bir uygulama haline gelebilir. Ülkemiz gibi küresel iklim değişikliğinin etkileri ile giderek mevsimsel döngüsü daha da bozulan, ortalama sıcaklıkların yükseldiği ve düzenli yağış rejimine sahip olmayan ülkelerde dikey bahçeler sulama ihtiyaçları ve bakım maliyetleri sebebi ile sürdürülebilir bir peyzaj sistemi oluşturamaz.

Ayrıca aktif olarak bireyler tarafından kullanılamayan otoyol kenarındaki dik eğimi olan şevlerde, yada başka bir tabirle kamusal pasif yeşil alanlarda, korunması çok zahmetli özel bitki desenlerin oluşturulması, mevsimlik bitkilerin kullanılması, yine sulama isteği yüksek bitkilerin ve geniş çim alanların kullanılması sürdürülebilir ekolojik bir yaklaşım değildir.

Bu sebeple otoyol kenarı peyzaj planlanması ve tasarımında bilimsel bilgilerin ışığında ve ortak aklın gerektirdiği ekolojik ve sürdürülebilir yaklaşımların benimsenmesi uzun vadede kente ve kentliye bir çok farklı kulvarda fayda sağlayacaktır. Bu noktada peyzaj mimarlığının, yaşanabilir bir kent için olmazsa olmaz bir meslek disiplini olduğunun bir kere daha altını çizmek gerekir. Yanlış yapılan inşaat faaliyetlerinin ayıplarını örtmek ve ölü beton yüzeyleri süslemek için değil, daha sağlıklı kentler inşa edilebilmesi için planlama aşamasından itibaren söz hakkına sahip bir meslek dalı olması gerekliliğinin yöneticilerimiz tarafından kabul gördüğü bir yakın gelecek diliyoruz.