PADER Başkanı Alper Karmış değerlendirdi: Hayvan hakları yasası neden mutlu etmedi?

Son yıllara damgasını vuran hayvana şiddet haberlerinin, istismar ve işkencelerin ardından kamuoyu tarafından merak ve ısrarla beklenen hayvan hakları yasası dün komisyondan geçti. Yeni hayvan hakları yasasını Tarım Orman Bakanlığı Yerel Hayvan Koruma görevlisi ve PADER (Sokaktaki Patili Canları Yaşatma Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Alper Karmış ile görüştük.



08-07-2021 08:37

Berna Metin

Hayvan hakları yasası hazırlanırken hayvanseverlerin ya da bu konuda uzun yıllardır emek veren sivil toplum kuruluşlarının fikirleri alındı mı? Yasanın hazırlanış süreci sence nasıldı?

- Evet, soruldu ama son komisyon toplantısında “evet sizi dinliyoruz işte ama söylediklerinizi uygulamak zorunda değiliz” demeleri, aslında biz zaten kanunu hazırladık, sadece formaliteleri uyguluyoruz demektir. Biz milletvekillerine devlet nasıl yönetilir, devlet kademesinde teamül nedir anlatamayız çünkü bizim alanımız değil. İşte tam da tersi olarak sahada emek veren insanların sözlerinin uygulanması çok önemliydi. Son komisyon toplantısında temsil ettikleri dernekler dahil yüzlerce sivil toplum kuruluşunun katılımı söz konusuydu, itirazların tamamı aynıydı ama hiçbiri değerlendirilmedi. Dolayısıyla yasanın hazırlanış sürecinde STK’lar var ancak var olmuş olmak için varmış. Eğer aksi olsaydı “Hayvanat bahçelerini iptal ediyoruz ama safari parkları gibi doğal yaşam alanları kuracağız.” demezlerdi.

Sosyal medyadan bu komisyonu takip edenler olarak komisyonda tartışma çıktığına ve komisyonun sonlandırıldığına tanık olduk. Neler oldu?

- Şöyle düşünün; aylardır, yıllardır tartışıldı. Delilleriyle gösterildiği her şey, ne neden olmalıdır, neden olmamalıdır anlatıldı. Saygı duyulması ve gerçekten dikkate alınması gereken tecrübenize rağmen söyledikleriniz uygulanmayınca haliyle salonda krizler yaşandı. Sonunda komisyon başkanı “Sizi kovuyorum!” diyemediği için -deseydi ciddi bir haber olurdu- “Toplantıyı bitirdim. Yarın STK’lar olmadan tekrar toplanacağız” deyince komisyon gerçekten karıştı ve dediklerini de yaptılar. Bir gün sonra tekrar toplanıp komisyondan geçirdiler. Bu doğru bir yol değil çünkü tecrübemiz dikkate alınmadı ve bundan ilk önce kendileri ve vatandaşlar zarar görecektir çünkü biz aynı zamanda herkesin hakkını savunduk.

Anlaşılan o ki yeni çıkan hayvan hakları ne bu alanda çalışan sivil toplum kuruluşlarını ne de hayvanseverleri mutlu etti.  Aksine büyük bir hayalkırıklığı yaşattı. Bunun sebepleri sence neler?

- Mutlu etmedi çünkü bir vermişler, bir almışlar. “Yasaklı ırk bulunduranlar 6 ay içinde söylenen kurallara uyarlarsa yasaklı ırklarını tutabilecekler” demişler ama aynı zamanda barınağa düşmüş olanların çıkmasına müsaade etmiyorlar. Hatta yeni yasaya “sahiplendirmek, barındırmak ve beslemek” kelimelerini de eklemişler. Sorun yasaklı ırklar değil ki. Onları kötü kullanan tehlikeli insanlar. Biz bunu bir türlü anlatamadık.

Mevcut hayvan hakları yasası ile yeni çıkan yasa arasında ne tarz farklılar ya da benzerlikler var?

- Bazı maddelerde mevcut yasaya göre bir adım ileri atılmış. Zaten olması gereken bu olduğuna göre bunun üzerine düşünmeye gerek yok. Sorun şu; hedefe ulaşmak için gerekli olan birden fazla adım atılmamış. Örneğin, hayvanları istismar edenlere para cezası vardı, yeni yasada hapis cezası varmış gibi gösterilmiş. Alt sınırın düşük olması ve ceza infaz yasası nedeniyle yatar yok. En fazla, bir istismar muazzam seviyede infiale neden olursa belki yatırır, kamuoyu sakinleşsin diye. Zaten vekiller “Türkiye’nin durumu bu kadar caniyi ve sapığı kaldıramaz” demişlerdi, buna da bir önceki toplantıya katılan 50 STK şahit oldu.

Yeni çıkan yasada özellikle eksik bulduğun madde / konu nedir?

- Yeni yasada çok fazla hata var. Yasaklı ırklar, nüfusu 25.000’nin altında olan belediyelerin geçici bakımevi kurmama zorunluluğu, kat mülkiyeti kanununa hayvanlarla alakalı ekleme yapılmaması gibi, avcılık faaliyetlerinin deve güreşlerinin devam etmesi gibi. O kadar çok konu var ki… Ve ne yaptıysak ikna edemedik, asla. Özellikle geçici bakımevi konusu çok tehlikeli. Her ilçe bakımevi kurup kısırlaştırmalara hemen başlamazsa nüfusun kontrol altına alınması 10 yılı geçer. Bunu çok zorlu şartlarda yılda 750 kısırlaştırma yapan; il il, ilçe ilçe, çöplük çöplük gezen ve gören biri olarak söylüyorum.

Yeni yasanın parlatılan ve öne çıkarılan tarafı hayvanların mal değil canlı olarak kabul edilmiş olmasaydı oysa sen av ve avcılığın devam edeceğini söyledin…

- “Mal kapsamından aldım, canlı kapsamına koydum” diyorsun ama “Gel parasını öde, hayvanları vur” da diyorsun. O zaman muazzam bir çelişki oluyor. Bunu kendileri de çok iyi biliyor.

Bu konuştuklarımız son derece üzücü ve kaygı verici fakat son bir umutla sormak istiyorum, yeni yasanın hayvana şiddet ve istismarı engelleyeceğini düşünüyor musun?

- Nasıl ki insanlara yönelik çirkin olayların tamamı her türlü yasaya ve cezaya rağmen engellenemiyorsa, hayvanlara yönelik olanların da tamamı engellenemez ancak kesinlikle azaltılabilir. “Kırmızı ışıkta geçmenin artık cezası yok” derseniz neler olabileceğini hayal edebiliyor musunuz?