Özlem Yıldırım yazdı | Eğitim sisteminin mizahi bir eleştirisi: '3 Aptal' filmi

"3 Aptal, toplumsal hayatın dramatik olgularını gösterirken bir yandan da umut veren, iyimser bir yapıya sahiptir. Yine de film eşitsizliği, yoksulluğu gözler önüne serse de bunlara çözüm getirmemekte, sistemi suçladığı noktalar olsa da nihayetinde bireysel bir kurtuluşu öğütlemektedir."



28-06-2021 01:05

Özlem Yıldırım

Platon’un Sokrates’e söylettirdiği tanıma göre insan hayatının tümü aynı anda hem trajedi hem de komedidir (aktaran Huizinga, 2020). 2009 yapımı, Rajkumar Hirani yönetmenliğindeki 3 Aptal filmi de insan hayatını tam olarak böyle görmektedir. Film bir komedi filmi olsa da insan hayatının trajik yönlerini görmezden gelmemekte, hatta mizahi sahneler dramatik olaylarla iç içe anlatılmaktadır.

Aamir Khan’ın başrolünde olduğu diğer birçok filmle (örneğin: Rang de Basanti, Taare Zameen Paar, Lagaan) benzer olarak film içinde toplumsal mesajlar taşımaktadır. Filmdeki karakterlerden bazıları kötü olarak konumlandırılsa da aslında bu karakterler özlerinde kötü değildir, film hiçbir karakteri düşmanlaştırmamakta, onları eğitilmesi gereken insanlar olarak görmektedir. Bu bağlamda iyimser olarak nitelendirilebilecek olan bu film, izleyiciyi de aynı şekilde, taşıdığı mesajlarla eğitmeyi amaçlamaktadır. Bu açıdan film didaktiktir ve vermek istediği mesajı mizahı kullanarak aktarmaktadır.

Komedi, içeriğinde bir kişiye veya bir görüşe karşı kavgayı barındırır (Huizinga, 2020). Burada da rekabetçi eğitim yapısına karşı bir kavga verilmekte ve bu sistemin yanlışlığına dair tezler sunulmaktadır. Güldürü film içinde, kavga verilen tutuma ve onun temsilcisi olan karakterlere karşı bir mücadele yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Filmin vermek istediği mesajın ana teması eğitimdir. Bu çerçevede maddi imkânsızlıkların yüklediği korkunun eğitime odaklanmayı engellemesi, maddi kaygılarla hayalindeki mesleğin peşinden gidememek ve eğitimin ezberci yapısı gibi sorunlara vurgu yapılmaktadır. 3 Aptal, Bollywood yapımı bir film olsa da vurguladığı noktaların büyük kısmının yerel değil evrensel sorunlar olması, onu dünya çapında ilgi gören bir film haline getirmektedir.

MİZAHIN TOPLUMSAL ROLÜ

Mizah etkileşimli karakteri dolayısıyla bireysel değil toplumsal bir unsurdur. Çağlar boyu farklı coğrafyalarda, tiyatrolarda, şiirlerde bir eleştiri yöntemi olarak kullanılmıştır. Günümüzde de mizahın eleştirel yönü evrensel boyutta görülmeye devam etmektedir. Otoriteleri sorgulayan sanat yapıtlarında, iktidarların yanlışlarını gün yüzüne çıkarmak üzere karikatürlerde, toplumsal hareketlerin bir parçası olarak duvar yazıları ve sloganlarda mizah önemli bir yere sahiptir.

Mizah, toplumsal gerçekliğe yönelik gülünç ve satirik bir eleştirel yaklaşım olarak nitelendirilebilmekte, sorgulayıcılığı ve hatta yıkıcılığı içerebilmektedir (Avcı, 2003). Mizahın bu gücünün fark edilmesi çok eski zamanlara dayanmaktadır. Örneğin Platon gülme konusuna diyaloglarında geniş bir yer ayırır ancak bunun nedeni gülmenin güzelliğini takdir edişi değil, gülmenin düzeni sarsma kuvvetine duyduğu saygıdır (Sanders, 2019).

GÜLME KURAMLARINA GENEL BİR BAKIŞ

Gülmek, bebeklik çağından itibaren insan yaşamının bir parçası olmuştur. Çeşitli durumlar karşısında verilen gülme tepkileri, kuramlarla açıklanmaya çalışılmıştır. Çok sayıda üretilen kuramlardan bazıları -eksiksiz olmasalar da- diğerlerine göre daha çok öne çıkmaktadır. Bunlar; üstünlük kuramı, rahatlama kuramı ve aykırılık kuramıdır.

“Üstünlük kuramı, bir başkasının başına gelen istenmeyen durumlara karşı verdiğimiz gülme tepkisini açıklamaktadır” (Demir Solak, 2018, s51). Kuram, güldüğümüz kişiye yönelik üstünlük duygusu içinde ve saldırganca, alaycı bir tutumda olduğumuz iddiası taşımaktadır. Bu kuramı ortaya ilk atan felsefeciler Platon ve Aristoteles’tir, onların ardından bu kuramı savunan önemli bir diğer düşünür ise Hobbes’tur (Erkek, 2017).

Aykırılık ya da uyumsuzluk kuramı, ilk kez Aristoteles tarafından irdelenmiştir, en ünlü savunucuları ise Kant ve Schopenhauer’dır (Morreall, 1997). Bu kuram mantığımızın ve beklentilerimizin dışında gerçekleşen olaylar neticesinde gülme tepkisi verdiğimizi savunmaktadır. “Nesneler, bu nesnelerin nitelikleri, olaylar vs. arasında belirli kalıpların bulunmasını beklediğimiz düzenli bir dünyada yaşamaktayız. Bu kalıplara uymayan herhangi bir şey başımıza geldiğinde güleriz” (Morreall, 1997, s24-25).

Rahatlama kuramının en önemli temsilcilerinden biri psikanalizin kurucusu Sigmund Freud’tur. Bu kuram gülmeyi fizyolojik açıdan ele almaktadır. Kurama dair farklı görüşler bulunsa da bu görüşlerin temeli gülmenin sinirsel enerjinin ortaya çıkışı olduğudur (Morreall, 1997).

Eagleton (2019), rahatlama kuramıyla aykırılık kuramını ortak bir tasvirde açıklamış ve Freud’un bu bağlantıyı kuramamış olmasına değinmiştir. Eagleton’a göre: “Mizah, çoğunlukla iyi düzenlenmiş bir anlam dünyasındaki bazı kısa süreli bozulmanın gerçeklik ilkesinin kavranışını gevşetmesinde ortaya çıkar” (Eagleton, 2019, s87).

‘3 APTAL’ FİLMİNDEKİ ANA KARAKTERLER VE HİKÂYEDEKİ ROLLER

Film, doğrusal bir olay örgüsü yapısıyla ilerlememektedir. Geçmiş ve güncel zaman arasında gidip gelmeler mevcuttur. Rancho, Raju ve Farhan adlı 3 arkadaşın hikâyesini anlatan filmde zaman zaman anlatıcı bir dış ses kullanılmaktadır. Bu anlatıcı Farhan karakteridir.

3 arkadaş Hindistan’ın köklü bir mühendislik okulunda tanışmaktadır. Okulda rekabetçi sistem sıkı sıkıya benimsenmiştir. Önemli olan birinci olmaktır. Dekan da bu sistemin okuldaki yürütücüsüdür. Rekabetin önemini sık sık vurgulamakta, öğrencilerin insani durumlarına karşı bir makine kadar katı bir duruş göstermektedir. Bu katı duruştan ailesini de muaf tutmamaktadır. Çocuklarını kızsa doktor, erkekse mühendis olmaya zorlamaktadır. Bunun neticesinde edebiyat okumak isteyen oğlu intihar etmiştir.

Hikâyenin anlatıcısı Farhan, doğduğu andan itibaren ailesinin mühendis olmasını beklediği biridir. Fotoğrafçılığa ilgisi ve yeteneği olmasına rağmen bu beklentiler onun mühendislik okumasına neden olmuştur. Sevmediği bu alanda başarılı değildir. Maddi kaygılarla hayalindeki mesleğin peşinden gidememe sorunu Farhan karakteri üzerinden işlenmektedir.

Raju da Farhan gibi başarısız bir öğrencidir ama onun başarısızlığının nedeni mühendisliğe yatkın olmaması değildir. Ailesinin maddi durumunun çok vahim olması çocukluğundan itibaren üzerinde büyük baskı yaratmaktadır. Annesi emekli öğretmendir ve babası hastalığından ötürü çalışamamaktadır. Sefalet içinde yaşayan aile onun kurtarıcı olmasını beklemektedir. Bunun yarattığı korku ve stres, onun yeteneği olduğu alanda başarılı olmasını engellemektedir. Maddi imkânsızlıkların yüklediği korkunun eğitime odaklanmayı engellemesi sorunu Raju karakteri üzerinden işlenmektedir.

Ana karakter Rancho, mühendisliğe tutku ile bağlıdır. Filmin mesajının taşıyıcısı da bu karakterdir. Filmin iddiaları Rancho’nun sözleriyle, duruşuyla izleyiciye aktarılmaktadır. Rancho rekabetçi ve ezberci eğitime karşı olduğunu her fırsatta dile getirmekte ve bunu hayatında uygulamaktadır. Ona göre insan sevdiği alanda çalışmalıdır. Eğitimde önemli olan yeni bir şeyler öğrenmenin vereceği heyecanı yaşamaktır, kitapları ezberleyip yüksek not almak değildir. Bu iddiasını da hocalara ve öğrencilere (ve aslında izleyicilere) karşı çıktığı sistemin temsilcileri olan karakterleri gülünç duruma düşürerek göstermektedir. Bu süreçte otorite sahibi olduğu söylenebilecek karakterler (dekan, hocalar, arkadaşlarının aileleri…) onun önüne engeller koysa da başarılı olamamaktadırlar.

“Espri yeteneği olan bir insan, kendisini kısıtlayan hükümet tarafından bile tamamıyla baskı altında tutulamaz, çünkü bu yeteneğe sahip olan bir insanın garip şeylere gülebilme yeteneği, bir yönüyle onu, eylem olarak değilse bile düşünce olarak, diğerlerinin üzerine çıkaracak ve özgürlüğünü korumasını sağlayacaktır (Morreall, 1997, s142).

Hikâyenin sonunda Rancho amacına ulaşmakta, fotoğrafçı olmak isteyen arkadaşı Farhan okulunu bırakmak ve hayalinin peşinden gitmek istediğini ailesine anlatacak cesareti kendinde bulmakta ve ailesini ikna etmektedir. Raju’nun endişelerinin başarısızlığının önündeki esas engel olduğunu ona göstermekte ve alanında başarılı olabilmesi için onu cesaretlendirmektedir. Okul hayatı boyunca sadece yüksek notlar almaya odaklanmış ve Rancho’nun düşünce tarzı ile alay edip bunların gerçek dünyada bir karşılığı olmadığını savunan karakter Chatur’a, finalde onun hayran olduğu bilim adamı olmasıyla düşüncesinin karşılığının olduğunu ispatlamaktadır. Rekabetçi otorite rolünde gördüğümüz dekan filmin büyük kısmında Rancho’yu okuldan atmaya çalışmasına rağmen, Rancho’nun hikâye boyunca gösterdiği duruş sonucu ona çok kıymet verdiği bir kalemi vererek itibar göstermiştir. Filmin iyimser tutumu bu karakter dönüşümleriyle de ortaya çıkmaktadır. Rancho filmin finalinde, savunduğu görüşleri uygulamaya geçirdiği bir okul kurmuştur. İdealini küçük bir ölçekte de olsa gerçekleştirerek uygulanabilir bir eğitim sistemini savunduğunu göstermiştir.   

FİLMİN MESAJINI MİZAH İLE TAŞIYAN SAHNELERİN GÜLME KURAMLARI İLE İLİŞKİSİ

Rancho’nun ve dolayısıyla filmin karşı çıktığı unsurlar mizahın gücüyle yenilgiye uğratılmaktadır. Bu durum bazı sahnelerde belirgin olarak görülmektedir.

Okulun ilk günü büyük sınıfların 1. sınıflara zorbalık yaptığı bir gelenekleri vardır. Bu gelenekte 1. sınıf öğrencileri pantolonlarını indirip büyük sınıflara “saygılarını” sunarlar. Rancho buna itaat etmeyip odasına girdiğinde büyük sınıflardan biri eğer çıkmazsa kapısına Hintçesi çok iyi olmayan Chatur’un deyimiyle “idrar atımı” yapmakla onu tehdit eder. Bu sahnede görülen gülme kuramı Eagleton’ın (2019) açıkladığı şekliyle aykırılık teorisi altındadır. Söylenilmesi beklenmeyen bir kelime kullanılarak güldürü sağlanmıştır. Rancho odasındaki ampulü söküp elektrik kablosunu metal kaşığa bağlar ve kapının altından iter. Rancho bu sahnede tuzlu su ve metalin elektrik iletkenliğini sadece dersleri geçmekte değil zorbaları zekâsıyla cezalandırmak için kullanmıştır.

Zorba öğrenci elektrik akımına kapılır, bu izleyicide gülme tepkisini oluşturur. Burada o öğrencinin canının yanması gülmemizi engellememektedir. Henri Bergson bu durumla ilgili “…komiğin tüm etkisini göstermesi için yüreğin uyuşturulması gibi bir şey gerekiyor; çünkü komik arı zekâya seslenir” demekte (Bergson, 2019, s14) ve eklemektedir “…komik, grup halinde toplanan insanların tümünün, duyarlılıklarını susturup yalnızca zekâlarını çalıştırarak, dikkatlerini aralarından birine yönelttikleri zaman doğacaktır” (Bergson, 2019, s15). Terry Eagleton bu durumu üstünlük teorisi altında ele almakta ve “…mizah aslında kalpsizdir. Empati onun ölümcül düşmanıdır” demekte (Eagleton, 2019, s49), romancı Angela Carter’ın komediyi diğer insanların başına gelen bir trajedi olarak tanımladığını hatırlatmaktadır (Eagleton, 2019).  Bu sahne, mühendislik okuluna yeni başlayan bir öğrencinin ortaokul fiziğini kullanarak üst sınıf öğrencilerinden biri mağlup etmesi ile filmin bilgileri ezberlemenin değil öğrenmenin faydalı ve önemli olduğu mesajına hizmet etmektedir.

Bir derste hocası, Rancho’dan makinenin tanımını yapmasını ister. Rancho, anlaşılır bir şekilde tanım yapar ve günlük hayattan örnekler vererek tanımını daha da anlaşılır kılar ama hocasını bu cevaplar memnun etmez. Chatur kitaplarda yer alan uzun, anlaşılmaz tanımı bir makine gibi söyler ve hocası övgüyle karşılık verir. Rancho itiraz eder, kendisinin de aynı cevabı verdiğini sadece daha anlaşılır bir dil kullandığını söyler, kitabı ezberlemenin anlamsızlığına değinir. Hocası ise ezberci eğitimin filmdeki bir temsilcisi olarak dersleri geçmek istiyorsa kitapta yazanları sınavlarda yazması gerektiğini söyler, Rancho itirazına devam edince de onu sınıftan atar.

Rancho kapıya yönelir ama birden geri döner. Hoca neden döndüğünü sorduğunda Rancho bir şey unuttuğunu söyler, hocası neyi unuttuğunu sorar ve Rancho uzun ve anlaşılmaz bir cümle kurar. Bu cümle Chatur’un makineyi tanımlarken kullandığı cümleyle benzerlik taşır ve bir şeyi tanımlar ama hocası dâhil kimse ne olduğunu anlamayınca Rancho kitabımı unuttum der. Hocası neden basit bir dille söylemediğini sorduğunda basit dil bir işe yaramadı der. Hocasını, onun anlaşılmaz bir dil kullanımını savunmasıyla vurur ve gülünç duruma düşürür. Yarattığı mizahi durumla savını destekler.

Bu sahnede Bergson’un (2019) “Durum Komiği ve Söz Komiği” başlığı altında ele aldığı komedi yöntemlerinden yinelemenin görüldüğünü söylemek mümkündür. Chatur’un yaptığı uzun ve anlaşılmaz tanım ve sonrasında Rancho’nun benzer şekilde bir nesneyi tanımlaması yineleme örneği olarak görülebilmektedir. İlk durumda anlaşılmaz tanım yapılmasına Rancho itiraz etmişken, ikinci durumda bundan yakınan hocasıdır. Bu durumda da komedi yöntemlerinden tersine çevirme devreye girmektedir. Bergson bu yöntemle ilgi şu ifadede bulunmaktadır “Belli bir durumda bulunan belli kişiler düşününüz. Bu durumu ters çevirip rollerin de yer değiştirmesini sağlarsanız, komik bir sahne elde edersiniz” (Bergson, 2019, s67).

Okuldaki en rekabetçi öğrencilerden olan Chatur, öğrenmekle değil ezberleyerek yüksek notlar almakla ilgilenmektedir. Öğretmenler günü için konuşma yapacaktır ve yazısını gösteriş yapabilmek için şatafatlı eski sözlerle doldurur. Hintçesi çok iyi olmayan Chatur bu kelimeleri öğrenmekle ilgilenmez, onları sadece ezberler. Rancho ezber yapmayı öğrenmeye tercih etmenin yanlış olduğunu, Chatur’un bilmediği sözleri konuşmasında kullanmasından yararlanarak herkese gösterecektir. Chatur’un konuşmasında geçen şatafatlı sözlerden birini değiştirince (övgü yapacakken hakaret eder), onu bakanın, dekanın ve diğer öğrencilerin önünde küçük düşürür.

Buradaki güldürünün kaynağı da aykırılık teorisi altında görülmektedir. “Aristo Retorik kitabında mizahın sözlü beklentilerin ihlal edilmesinden kaynaklandığını söyler, Cicero ise hitabeti ele alışında en yaygın şaka türünün bir şeyin söylenmesi beklenirken başka bir şeyin söylenmesi olduğuna işaret eder” (aktaran Eagleton, 2019, s80). Bu sahnede de böyle bir durum görülmektedir.

Bu sahnede ayrıca gülmenin cezalandırıcı işlevi de karşımıza çıkmaktadır. “Tek bir onur kırıcı kahkahada korkunç bir güç yatar” (Sanders, 2019, s94). Ezbercilik ve dolayısıyla Chatur karakteri gülünç duruma düşürülerek mahkûm edilmekte ve topluca yapılan bir alayın nesnesi olarak konumlandırılarak cezalandırılmaktadır. “…alaycı gülüş mahkemenin yerini almakta, kendi adaletini hemen ve kesin olarak dağıtmaktadır (Sanders, 2019, s116).

Rancho’nun dekan Viru Sahastrabudhhe’den azar işitmesi ve Rancho’nun muhalif bir nutuk çekmesiyle başlayan sekans, dekanın Rancho’yu bir sınıfa götürerek onu ders anlatmaya zorlamasıyla devam eder. Dekanın amacı ukala gördüğü Rancho’yu küçük düşürerek ona bir ders vermek, Rancho’nun eleştirdiği sistem ve unsurlarının ondan daha iyi olduğunu kanıtlamaktır. Dekan çok ciddi ve kızgındır. Rancho karşı çıktığı ders işleme biçimine uygun olarak derse başlar. Tahtaya iki kavram yazar ve bu kavramları öğrencilerin 30 saniye içinde açıklamalarını ister ve ilk açıklayacak olanın birinciliğini vurgulayarak rekabete teşvik eder. Sürenin sonunda cevabı bulan yoktur. Bunun üzerine Rancho öğrencilere bu kavramları öğrenmeye karşı bir heyecan duymadıklarını sadece rekabet etmeye odaklandıklarını söyler ve eğitim üzerine olan görüşlerini açıklamaya devam eder ama dekan onu susturur “Felsefe dersinde değiliz” der ve kavramları açıklamasını ister. Kavramların bir anlamı yoktur, Rancho arkadaşlarının isimlerinden hareketle bu isimleri uydurmuş/türetmiştir. Tüm sınıf güler. Dekan daha da sinirlenmiştir ve aralarında şöyle bir diyalog geçer:

Dekan: “Mühendislik böyle mi öğretilir?”

Rancho: “Efendim ben size mühendislik öğretmiyordum. O sizin uzmanlık alanınız. Ben size “nasıl öğretileceğini” öğretiyordum. Ve eminim bunu bir gün öğreneceksiniz. Çünkü ben sizin aksinize zayıf öğrencilerimi asla terk etmem.”

Rancho bu sekansta, dekanın sinirli bir şekilde onu yenmeye yönelik gerçekleştirdiği hamleye bir şakayla karşılık vermektedir. Rancho’nun bu hareketi 5. Yüzyılda yaşamış Sicilyalı felsefeci Gorgias’ın önerisiyle ölçüşmektedir: “Rakibinizin ciddiliğini şakayla, şakalarını da ciddiliğinizle öldürün” (aktaran Sanders, 2019, s114).

Dekanın onu küçük düşürerek ders verme girişimini Rancho aynı şeyi ona yaparak karşılamaktadır. Yaptığı şakada arkadaşlarının ismini birer mekanik kavrama dönüşmüştür. Sınıf bunu öğrendiğinde gülme tepkisi gösterir. Buradaki komik durum aykırılık teorisiyle açıklanabilmektedir. “Aykırılık… bir şeyin uygunsuz, uyumsuz, garip kaçma olma sorunudur” (Eagleton, 2019, s80). Garip ve tuhaf olan şeylere güleriz çünkü beklentilerimizi bozmaktadırlar (Eagleton, 2019).

Sınıfın Rancho’nun şakasına gülmesinde rahatlama teorisi de görülebilmektedir. Rancho, dekan ile açıkça alay etmiş ve onun öğrencisi olmasına rağmen -öğretme yönüyle- dekanı kendisinin bir öğrencisi hatta zayıf bir öğrencisi olarak gördüğünü öğrenci topluluğu önünde söylemiştir. Sınıf bu durum karşısında gülmüştür, bu ve benzer gülme tepkileriyle ilgili Eagleton (2019) otoriter bir şahıs hakkında küstahça konuşmalardan keyif aldığımızı savunmuştur.

“Mizahın büyük bir kısmı, bir ihlal ya da sapma sorunudur. Farklı fenomenler arasındaki sınırlar bulanıklaştıkça, katı şekilde sınıflandırıcı dürtülerimizi gevşetebiliriz ve bunu yaparken koruduğumuz enerji kahkaha şeklinde deşarj olur. Bu durum ironi, bathos, lastikli sözler (tevriye), kelime oyunu, belirsizlik, aykırılık, sapma, kara mizah, yanlış anlamalar, yerleşik alışkanlıkları yıkma, grotesklik, yersizlik… şeklinde olabilir” (Eagleton, 2019, s86).

Bu sekansta öğrencilerini küçük görmesine alışılan dekanın otoritesinin sarsılması bir aykırılık ve yerleşik alışkanlıkları yıkma olarak görülebilmektedir. Bu durum sınıf içinde rahatlamaya ve kahkaha tepkisine yol açmaktadır. Bu sekansta aykırılık ve rahatlama teorisi birlikte görülmektedir. Eagleton (2019), eleştirmen William Hazlitt’in “Nükte (Zekâ) ve Mizah” başlıklı makalesinde rahatlama ve aykırılık teorileri arasında bağlantı kurduğunu ifade etmektedir. Hazlitt, gülünç olanın, düzen bekleyen, alışkanlık stresi altındaki aklı gafil avlayarak bu stresi beklenmedik bir gevşeme ve rahatlamaya dönüştürdüğünden bahsetmektedir (aktaran Eagleton, 2019).

SONUÇ

Mizah, eleştirel bir yöntem olarak birçok sanat yapıtında görülebildiği gibi yeni bir sanat olan sinemada da kendine yer bulmaktadır. 3 Aptal filmi bunun bir örneği olarak nitelendirilebilmektedir. Mizah bu filmde bir eleştiri ve eğitim amacıyla kullanılmıştır. Eğitim sistemindeki aksaklıklar ve toplumsal eşitsizliklerin eğitime yansıması filmin odak noktası olmuştur. Bu sorunların sadece Hindistan’a özgü olmaması, filmi dünyada en çok ilgi gören komedi filmleri arasına yerleştirmiştir. Mizahın ve sinemanın toplumsal gücü, aktarılmak istenen mesajı iletmede büyük bir rol oynamıştır.

3 Aptal, toplumsal hayatın dramatik olgularını gösterirken bir yandan da umut veren, iyimser bir yapıya sahiptir. Yine de film eşitsizliği, yoksulluğu gözler önüne serse de bunlara çözüm getirmemekte, sistemi suçladığı noktalar olsa da nihayetinde bireysel bir kurtuluşu öğütlemektedir. Film mutlu sonla bitmektedir ama bu, karakterlerin mutlu sonudur, karakterlerin hikâye boyunca maruz kaldıkları sorunlara çözüm getirilmemiştir. Çünkü filmde gösterilen yoksulluk ve ezberci eğitim sorunlarının kaynağı rekabetçi kapitalist sistemdir ama film finalde sorunu “istediğin mesleği yap, mükemmelliği kovala” meselesine indirgemiştir. Film boyunca gösterilen bütün sorunlar, kapitalist sistem var olduğu sürece ortadan kalkmayacaktır. Sevdiğin mesleği yap önerisi yalnızca sistem içi bireysel bir kurtuluş için bir anlam ifade edebilmekte, filmde anlatılan sorunların kaynağına yönelik bir çözüm olmamaktadır.

KAYNAKÇA

Avcı, A. (2003), Toplumsal Eleştiri Söylemi Olarak Mizah ve Gülmece, Birikim Dergisi, Sayı: 166 https://birikimdergisi.com/dergiler/birikim/1/sayi-166-subat-2003-sayi-166-subat-2003/2354/toplumsal-elestiri-soylemi-olarak-mizah-ve-gulmece/3891

Bergson, H. (2019), Gülme, Çev. Yaşar Avunç, İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

Demir Solak, N. (2018). Haldun Taner’in Oyunlarının Üstünlük Kuramı Bağlamında İncelenmesi, Sanat Dergisi, Sayı 32. https://dergipark.org.tr/tr/pub/ataunigsfd/issue/41956/503448

Erkek, F. (2017). Kahkaha Toplumdan Yana: Henri Bergson’un Gülme Yorumu. Dört Öge, Sayı 11. https://dergipark.org.tr/tr/pub/dortoge/issue/40212/478808

Eagleton, T. (2019), Mizah, Çev. Melih Pekdemir, İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

Huizinga, J. (2020), Homo Ludens, Çev. Mehmet Ali Kılıçbay, İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

Morreall, J. (1997), Gülmeyi Ciddiye Almak. Çev. Kubilay Aysevener ve Şenay Soyer, İstanbul: Yayıncılık ve Filmcilik Ltd. Şti.

Sanders, B. (2019), Kahkahanın Zaferi, Çev. Kemal Atakay, İstanbul: Ayrıntı Yayınları.