Özgürlüğün icadı

Fransız Devrimi’nin gerçekleşmesinde etkili olan düşünürlerin, mücadelelerin ve Devrim koşullarında çokça tartışılan ve günümüz de hala tartışma konusu olan sorunların irdelendiği, Dipnot Yayınlarından, Mehmet Ali Ağaoğulları imzasını taşıyan; Fransız Devrimi’nde Siyasal Düşünceler Ve Mücadeleler serisinin ilk kitabı olan Özgürlüğün İcadı geçtiğimiz günlerde okuyucuyla buluşmuştu. Yazar eserde halkın kendi kaderlerini belirlediğini, bizi bizden başka kimsenin kurtaramayacağı gerçeğini bir kez daha önümüze koyuyor.



06-12-2020 00:08

Şadi Erarslan

Siyasal düşünceler, dönemin siyasal olayları, toplumsal olguları ve toplumun maddi süreçleriyle bağlantılıdır.  Bir üst yapı ürünü olan siyasal düşünceler,  alt yapıyla yani sınıfsal bir karaktere sahip mücadelenin de bir sonucudur. Her dönemin kendine ait spesifik durumları vardır ve somut durumlar karşısında düşünceler sistemi yaratmaya çalışan insanlar, yaşadıkları koşulların etkisiyle düşüncelerini şekillendirirler.

İnsanlık tarihinde bir devri kapatıp yeni bir devir açan Fransız Devrimi, kendi döneminin somut koşullarından yola çıkarak bir aydınlanma felsefesi oluşturan ve devrimin temellerini atan filozofların bir eseridir. Örneğin Jakoben Maria- Joseph Chenier,  bir konuşmasında düşünürleri kastederek‘’ Halkın temsilcilerinin, Fransız Devrimi’ni kitaplara borçlu olduğumuzu kabul etmemeleri mümkün değildir’’ demiştir. Aynı şekilde Robespierre de, Rousseau’nun düşüncelerinin Devrim’e yön verdiğini iddia edecektir. Devrimin bir diğer kanadında yer alan Jirodenler de aynı şeyi ifade edeceklerdir.

Fransız Devrimi’nin gerçekleşmesinde etkili olan düşünürlerin, mücadelelerin ve Devrim koşullarında çokça tartışılan; günümüzde de hala tartışma konusu olan sorunların irdelendiği, Dipnot Yayınlarından, Mehmet Ali Ağaoğulları imzasını taşıyan; Fransız Devrimi’nde Siyasal Düşünceler Ve Mücadeleler serisinin ilk kitabı olan ‘Özgürlüğün İcad’ı geçtiğimiz günlerde okuyucuyla buluşmuştu. Yazar eserde halkın kendi kaderlerini belirlediğini, Bizi bizden başka kimsenin kurtaramayacağı gerçeğini bir kez daha önümüze koyuyor.

Birinci cilt beş bölümden oluşuyor ve Devrimin ilk beş yılında gerçekleşen olayları ve temel sorunları ele alıyor. Birinci bölüm, Devrimin hazırlık süreci olan ve ulusal meclisten ulus egemenliğine geçtiği dönemin tartışmalarına yer veriyor. Bu dönem de yayımlanan ‘’ İnsan Yurttaş Hakları Bildirisiyle’’ insanların sahip olduğu doğal haklar, her yurttaşın hakkı olduğunu ve bunun eksiksiz uygulanması gerektiğini; zamanla tüm dünyaya da örnek olacağını vurguluyor.

İkinci bölümde,  Özgürlükler ve Haklar sorunu yer alır. Devrimin yaratığı rüzgâr Fransa da yaşayan bütün halklar için özgürlük ifade ederken; Halkın iradesini teslim ettiği temsilciler bu hakları dar ve sadece kâğıt üzerinde olmasını sağlamaya girişirler. Fransız sömürgesi altında yaşayan halkların özgürlük sorunu,  temsilcilerin pasif yurttaş olarak adlandırdıkları mülksüz insanlar, kadın hakları ve basın özgürlüğü en çok tartışılan sorunlardır. Burjuvazi sahip olduğu sınıfsal karakterini kullanarak, eşitlik sağlamak yerine yeni eşitsizlikler icat edecektir. Mecliste bulunan temsilciler -buna jakobenler de dâhil- kadın haklarını görmezden gelmişlerdir. Devrimin gerçekleşmesinde ana paya sahip olan kadınlar erkekler tarafından yok sayılmaya çalışılmaktadır. Aynı şekilde siyahî ve Fransız sömürgesi altında yaşayan köleler de Devrimin getirdiği doğal haklarından mahrum bırakılmaya çalışılmıştır. Burjuvazinin mülklülere imtiyaz sağlayarak mülksüzlerin seçme ve seçilme hakkına bile göz dikmesi; halkı ve kadınları devrimlerine sahip çıkmak için yoğun ve uzun süre bir tartışmaya, mücadeleye itecektir. Dünyanın değişebileceğini gösteren burjuvazi, kendilerine güvenilmemesi gerektiğini de gösterecektir.

Üçüncü bölümde, Feodal toplumda çok fazla ayrıcalığa sahip olan ruhbanların kilise aracılığıyla sahip oldukları serveti devlete aktarma, kilisenin halk üzerindeki etkisini azalması ve dinin toplumun yapısını belirlemesini engellemek adına laikliğin öneminin vurgulandığı bölümdür. Aydınlanma çağının kemiğini oluşturan insanın aklını kullanması düşüncesinin etkisiyle özgürlüğün gökten yere indiği ve bu özgürlüğün koruma altına alınmasına dair tartışmalar yoğunlaşır.

Dördüncü ve en önemli bölüm de Cumhuriyet düşüncesinin temsilciler ve kitleler arasında sempatiyle karşılandığı işlenir. Kral XVI. Louis’in ülkeden kaçmaya kalkışması insanların kralla ve soyuna olan bağlılığını komple koparmıştır. Ve elbette mecliste krallığı korumaya çalışan temsilcilerin de güvenlerini sarsmış, Cumhuriyet fikrinin pekişmesini sağlamıştır. Devrimden itibaren Cumhuriyet fikri çok az kişi tarafından kabul görmüştür. Öyle ki Cumhuriyetçi olan Desmoulins ‘’ 14 Temmuz 1789’da Paris’te, biz cumhuriyetçiler belki on kişi bile değildik.’’ dediği bilinmektedir. Aydınlanma çağının etkisiyle gerçekleşen devrim, çağın ruhuna uygun bir çizgiye halkın talebi ve mücadelesi sayesinde kabul görmüştür. Jakobenlerin de Cumhuriyet mefhumuna sahip çıkmasıyla, Devrim yeni bir döneme girmiş ve karşı devrimcilerin saldırıları karşısında güç kazanmıştır.

Son bölüm de ise devrimin önündeki engellerin kaldırılmaya çalışıldığını ve eksiksiz uygulaması gerektiğine yer veriliyor. Buradaki en önemli nokta Fransa’nın diğer devletlerle savaşması mı yoksa barış yapması mı? Sorularının tartışıldığı bölümdür. Karşı devrimcilerin savaştan yana olması devrimi tehlikeye sokacaktır. Savaş yanlısı olan temsilcilerin Fransa’nın savaşa girmesi durumunda Kralın işine yarayacağını tahmin edememişlerdir. Düşündükleri tek şey daha geniş topraklar üzerinde Fransa’yı yeniden kurmaktır. Jakobenlerin itirazları yetersiz kalmıştır. Yenilgiyle sonuçlanan savaş, Fransızları savaş fikrinden vazgeçirmiş ve devam etmesi halinde olanın da kaybedileceği anlaşılmıştır. Bunun sonucunda ihanet edenler yargılanıp tutuklanmış ve XVI. Louis 21 Ocak 1793’te giyotinle idam edilmiştir.

Yazımızın en başında yer alan Fransız Devrimi’nin aydınlanma filozoflarının eseri olduğu cümlesindeki eksikliği bunları göz önünde bulundurarak şu şekilde değiştirebiliriz. Filozoflar, devrim düşüncesini oluşturmuş, başlatmış ve desteklemiştir. Fakat yazı yazmak ve konuşmak yeterli değildir. Eylem de gereklidir. Biz özgürlüğümüzü canını ortaya koymak pahasına mücadele eden halk ayaklanmalarına borçluyuz. Elimizdeki kitabı okuduktan sonra tüm bu sorunların yeniden ortaya saçılması, o dönemden günümüze kadar ki süreçte değişmeyen şeyin bizi bizden başka kimsenin kurtaramayacağı düşüncesidir. Dünyanın kaderini değiştiren bir halkın devrim sürecindeki tartışmalarının ve İradelerinin gösterildiği bir eser olarak okunmaya değer olduğunu gösterecektir okura.

KÜNYE: Mehmet Ali Ağaoğulları, Fransız Devrimi’nde Siyasal Düşünceler Ve Mücadeleler 1789-1794, Dipnot Yayınları, 2020, 335 sayfa.