Özgür Yılmaz yazdı | Kolombiya’da genel grev: Duque’nin işi zor

"Bugün için bu hareketin ileri atıldığı bir zamana girildiğini söylemek için erken olabilir ancak genel grev ile birlikte düşünüldüğünde ileri atılmanın emarelerini Kolombiya’nın başkenti ve en büyük şehri Bogota’nın belediye başkanlığını bir sol aday olan Claudia Lopez’in kazanmasıyla görebiliriz."



22-11-2019 00:25

Özgür Yılmaz

Kolombiya,  ABD’nin Latin Amerika’ya müdahalesinde en kilit ülkelerden biri konumunda. Tarihsel olarak, coğrafyasının bu özelliğinden kaynaklı olarak da ABD’nin siyasi müdahalelerine maruz kaldı. Ancak Kolombiya’da direniş hep oldu, olmaya da devam ediyor. Kolombiya’nın sağcı iktidarlarının ABD ile olan bu sıkı fıkılığı da, ülkede gelişen muhalefet hareketlerini doğal olarak anti emperyalist bir konumlanışa itti. Latin Amerika’daki birçok ülkede kaynayan kazan şimdi de 2018’de seçimi kazanan bir diğer sağcı olan Ivan Duque için kaynıyor…

DUQUE’NİN FAALİYETLERİ

Kolombiya’da 2018’de iktidara gelen sağcı Duque, ülke içerisinde ekonomik anlamda neoliberal ajandasını önüne koydu. Ancak Duque için merakla beklenen en önemli soru, 2016 yılında imzalanan barıştan sonra siyasal bir parti haline gelen FARC’a, barış anlaşması imzalamayan ELN ve diğer küçük gerilla gruplarına yönelik tutumuydu. Duque ilk andan itibaren, yıllar süren savaştan sonra silah bırakan FARC’a yönelik düşmanca bir tavır takındı. Göreve başladığı 2018 Ağustosu ve 2019 içerisinde Kolombiya’da yüzlerce eski FARC üyesi ve sempatizanı katledildi, ELN’ye yönelik operasyonlar da artarak devam etti. Öyle ki, bu duruma daha fazla katlanamayan eski FARC komutanları, Duque’nin göreve gelişinden bir sene sonra yeniden silahlandıklarını açıkladılar. Kasım ayının başında, devletin yaptığı operasyonda ise yeniden silahlanan –resmi kurumlara göre 14 gerilla- FARC gerillaları katledildi.

Duque, dış politikada ise en dikkat çekici hamleyi Venezuela’nın Bolivarcı iktidarına karşı yaptı. Venezuela’nın bir süreden beri yaşadığı kriz, 2019 Ocak ayında, Ulusal Meclis Başkanı Juan Guadio’nun kendini başkan ilan etmesiyle birlikte doruğa çıkmıştı. Guadio, bir süre ülke içerisinde arayışlarını sürdürse de aradığını bulamamış,  Şubat ayında ise kendisini ilk tanıyan sağcı Latin Amerika ülkelerine ziyaretler gerçekleştirmişti. Guaido, bu ülkelerde Venezuela’ya yönelik “insani yardım” adı altında dış müdahale ihtimalini kızıştıracak önemli bir hamle yapmış ancak daha sonra bu hamlesi boşa düşmüştü. Guaido, yaklaşık 10 gün Brezilya, Şili ve Kolombiya gibi sağcı hükümetlerin iktidarda olduğu ülkeleri gezdikten sonra yine Kolombiya sınırı üzerinden Venezuela’ya giriş yapmış, “insani yardım” adı altındaki paketlerin büyük bir çoğunluğu da yine Kolombiya’ya gelmişti. Yine Guadio, Kolombiya’da bir konser organize etmişti. Öyle ki Guaido’nun, bu konsere giderken de Kolombiya’daki uyuşturucu kartelleriyle çektirdiği fotoğraflar daha sonrasında kendi destekçileri için bile tartışma konusu olmuştu. Yine bu süreçte, Venezuela sınırlarını Brezilya dahil diğer komşu ülkelere kapatmışken, en yoğun çatışmalar da Kolombiya sınırında gerçekleşmişti.

SIRA KOLOMBİYA’DA

Birçok Latin Amerika uzmanı, 2019’un Latin Amerika için bir isyan yılı olduğu görüşünde hemfikir. Honduras, Haiti, Ekvador, Şili derken sıra Latin Amerika’nın en büyük ülkelerinden biri olan Kolombiya’ya.

Aslında Kolombiya’da gerçekleşen protestolar, Ekim ayında sendikaların “Duque’nin ülkeyi bölen sosyal ve ekonomik politikaları”na karşı yaptıkları bir çağrıya dayanıyor. Sendikalar, iş saatlerini arttıran ancak saatlik ödemeleri düşüren, fazla mesai ücretlerini kaldıran, emeklilik yaşını arttıran ve haftasonu izinlerini kaldıracak denli acımasız iş yasasını “Duque Paketi” olarak adlandırıyor. Sendikalar buna karşı 21 Kasım’da bir genel grev çağrısı yaptı. Duque de bunun tıpkı bir sağcıya yakışır şekilde “dış güçlerin bir oyunu” olduğunu ima edip “Sao Paolo Sosyal Forumu” tarafından yapılan bir çağrı olduğunu söyledi.

Genel greve katılımın niceliğinden bağımsız olarak, ülkede Duque’nin varlığından rahatsız grupları ele almak protestoları anlamak açısından daha kıymetli olacaktır. Öğrenci ve hocalar, Eylül ayının sonundan itibaren bazı akademisyenlerin yolsuzluğa karışması gerekçesiyle protestolara başlamış, polisin eylemlere yönelik saldırısı da protestoların dozunu arttırmıştı. Bu eylemlerdeki temel talep ise, yine ekonomik kesintilere paralel olarak, “daha fazla eğitim”di.

Bu genel greve 40’tan fazla sendika katılım sağlayacağını açıkladı. Bunun yanı sıra yerli örgütleri, kadın örgütleri, barış aktivistleri, öğrenci örgütleri, yerli örgütleri ve çevre aktivistleri de greve katılacağını duyurdu.

Duque hükümetinden rahatsızlık duyan diğer gruplar ise şu şekilde sıralanabilir: köylüler, yerli azınlıklar, gerilla grupları, LGBTİ, sol…  Bu tabi ki bizim iddiamız değil, araştırmalar Duque hükümetinden duyulan rahatsızlığın 2 yıla ulaşmayan iktidarında %37’ye ulaştığını gösteriyor. Gallup’un araştırmasına göre, Kolombiyalıların yüzde 70’i de “işlerin yolunda gitmediğini” düşünüyor. Ancak bu gruplar, birbirleriyle geçişli olduğu için arada bir ayrım yapmak güçleşiyor. Bu noktada şunu belirtmek gerekiyor: Başta bahsettiğimiz barış sürecini bozan şiddet politikası yalnızca eski FARC’lılara ve mevcut gerilla gruplarına yönelik değil. Kolombiya kırsalında yaşayan birçok köylü aynı zamanda yerli ya da gerilla destekçisi… Bu şekilde birçok kombinasyon yapılabilir. Aynı durum, Kolombiya’nın kentlerinde de geçerli. Doğal olarak kentlerde devletin ‘yasal’ şiddetiyle muhatap olunurken, kırsalda ise buna bir de paramiliter şiddet ekleniyor. Paramiliter şiddet ise Kolombiya’da hep var olan bir olguyken, Duque ile birlikte daha da artışta geçti. Örneğin Duque iktidara geldikten sonra en az 135 yerli katledildi. Somos Defensores adlı insan hakları grubu, bu yılın ilk altı aylık diliminde 600 köylü ve yerliye saldırı gerçekleştirildiğini bildirdi. Tersinden bir geçişlilik de bu paramiliter gruplarda mevcut. Yani, paramiliter gruplar devletle dirsek teması halindeyken, diğer yandan da uyuşturucu ticaretiyle ilgileniyor.

SONUÇ

Kolombiya’da yaşanan sürecin nereye varabileceği konusunda net bir şey söylemek için çok erken, tıpkı diğer ülkelerdeki hareketlilikler gibi. Ancak Kolombiya tarihi, Latin Amerika’daki en uzun erimli direniş sürecine şahit oldu. Bu yalnızca FARC ve diğer gerilla hareketleri için değil, bu hareketlerden önce ve eş zamanlı olarak ülkede gelişen muhalefet hareketleriyle de ilgili. Ülkede yer yer geri çekilen bir muhalefet hareketi olsa da, bu bazı zamanlarda da ileri atılıyor. Bugün için bu hareketin ileri atıldığı bir zamana girildiğini söylemek için erken olabilir ancak genel grev ile birlikte düşünüldüğünde ileri atılmanın emarelerini Kolombiya’nın başkenti ve en büyük şehri Bogota’nın belediye başkanlığını bir sol aday olan Claudia Lopez’in kazanmasıyla görebiliriz.