Özgür Yılmaz yazdı | Bir sağcı devlet başkanı profili: JOH



29-11-2019 14:23

Özgür Yılmaz

Latin Amerika’da son dönem neoliberalizm karşıtı isyanlardan biri de Honduras’ta yaşandı. Honduras, Orta Amerika’da yer alan küçük bir Latin Amerika ülkesi. Devlet başkanları ise, 2014’te göreve gelen Juan Orlando Hernández (Baş harfleri: JOH).

JOH, Latin Amerika’da görmeye alışık olduğumuz sağcı devlet başkanı profiline sahip. Honduras gibi güçlü bir isyan geleneğine sahip olmayan bir ülkede, aylardır devam eden direnişi anlamak için ise JOH’u biraz tanımak gerek. Honduras, yaklaşık 10 milyonluk bir nüfusa sahipken Dünya Bankası verilerine göre Orta Amerika’nın en yoksul 2. ülkesi konumunda. Honduras’ın ekonomisi, Küba Devrimi’nden de tanıdığımız United Fruit Company’nin ülkedeki muz plantasyonlarıyla ve kahve üretimiyle biliniyor. Ancak öyle görünüyor ki JOH, ülkenin gelir kalemlerini biraz “çeşitlendirmeye” çalışmış…

2014’ten itibaren Latin Amerika’daki sağ popülist iktidarlarla eş zamanlı göreve başlayan JOH, tıpkı diğer sağcılar gibi benzer bir neoliberal ajandayı önüne koydu. JOH, yine tıpkı bir sağcı gibi; ABD destekli darbenin külleri içerisinden yükseldi. 2009 yılında Devlet Başkanı Manuel Zelaya tarafından yeni anayasa yazılması için referandum yapılması talebi üzerine, Honduras ordusu bir darbe gerçekleştirdi. Bu darbe aynı zamanda, Soğuk Savaş sürecinden sonra gerçekleşen ilk askeri darbe özelliğine sahip. Zelaya için yapılabilecek tanımlarda bir zorluk yaşansa da, (kendisi zengin bir iş adamı) en basit tabiriyle “liberal” olarak tanımlanabilir. Ancak seçilmeden önce seçimlerde sol bir retorik kullandı. Zaten ABD destekli sağ hükümetler tarafından yönetilen bir ülkede, yeni bir anayasa yazma talebi, ordu için oldukça “sol” bir talep olarak gözüktü. Aynı zamanda Zelaya, Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez ile de yakın ilişkiler geliştirmişti. 

Neoliberal politikalara direniş, bölgedeki diğer isyanların gerekçeleriyle de ortak nokta aslında. Honduras halkı nisan ayında parlamentonun ülkede sağlık ve eğitim alanlarında yapmayı planladığı “reform”lardan sonra sendikalar öncülüğünde sokaklara dökülmüş, paramiliter gruplar da halka silahlı saldırılarda bulunmuştu. Ülkedeki direniş, dozajı düşmüş olsa da hala devam ediyor. Ancak JOH’a karşı direnişin temelleri, 2017 yılındaki seçimlere hile karıştırdığı suçlamasıyla başlayan süreçte yatıyor. JOH’un yeniden seçildiği bu seçimlerde, kendisi yüzde 42.95, muhalefet lideri Salvador Nasralla ise yüzde 41.40 civarında oy almıştı. Seçimler yenilenmiş, ancak çıkan sonuçlar muhalefetin içine sinmemişti. Bu eylemlerde 20’den fazla kişi hayatını kaybetmişti. 

En başta söylediğimiz “çeşitlendirme” konusuna gelelim… Honduras, Orta Amerika’da jeopolitik anlamda bir geçiş ülkesi. El Salvador ile birlikte, Orta Amerika-Güney Amerika bağını sağlayan iki ülkeden biri. Bu konumu uyuşturucu ticareti, kaçakçılık gibi olayların yoğun olarak yaşanmasına yol açıyor. 2019 yılında başlayan eylemlerde en çok göze çarpan sloganlardan birisi de buna paralel olarak “JOH istifa, narkodiktatör” idi. Çünkü, JOH’un kardeşi Juan Antonio Hernández’in adı, Meksikalı uyuşturucu karteli El “Chapo” Joaquín Guzmán’ın soruşturmasında geçiyordu. Soruşturmaya göre, Hernández El Chapo’dan yüklü bir miktar para almıştı. Bu durum, eylemlerin asıl nedenlerinden biri olmasa da, güçlü bir katalizördü. 

JOH şu an iktidarda kalmaya, Honduras halkı da kendisini devirme mücadelesine devam ediyor. Honduras halkı için, ülkede güçlü bir sol öznenin, sol bir birliğin olmaması gibi handikaplar var. Ülkedeki sağcı iktidara karşı direnişi, içlerinde eski Devlet Başkanı Zelaya’nın da olduğu liberallerin öncülüğündeki bir koalisyon sürdürüyor. 2017’de gerçekleşen seçimlerde de, bu koalisyon “hileli” olduğu iddia ettiği ve çok küçük bir farkla sonuçlanan seçimleri kabullenmiş, Honduras halkını direniş sürecinde yalnız bırakmıştı. Bunların yanı sıra, JOH’un sahip olduğu paramiliter güçler de halka yönelik ciddi bir yıldırma politikası izliyor…