Özel eğitim öğrencisi öğretmeni tarafından istenmedi!

Ankara Eryaman'da bulunan Türkkent İlköğretim Okulu'nda özel eğitim öğrencisinin öğretmeni tarafından istenmediği ve okuldan uzaklaştırılmak istendiği iddia edildi. Konuyla ilgili olarak özel eğitim öğrencinin velisi Meltem Şahinkoç İleri Haber'e karşılaştıkları durumu anlattı.



09-11-2019 14:26

Volkan Karadede - @VolkanKaradede

Aksaray'da veliler tarafından otizmli çocukların yuhalandığı skandal haberin bir benzeri de Ankara'daki bir ilkokuldan geldi. Türkkent İlköğretim Okulu’nda özel eğitim öğrencisinin öğretmeni tarafından istenmediği ve okuldan uzaklaştırılmak istendiği ileri sürüldü.

Özel eğitim öğrencisi G.'nin annesi Meltem Şahinkoç, Rehberlik Araştırma Merkezi (RAM) tarafından Türkkent İlköğretim Okulu’ndaki özel eğitim sınıfına atanan oğlu G.'yi öğretmeni S.A'nın istemediğini söyledi. Öğretmeninin asıl branşının da işitme engelliler öğretmeni olduğunu dile getiren Şahinkoç, okulda karşılaşığı sorunları CİMER'e bildirmesine rağmen bir netice alamadığını belirtti.

'RAM KAYNAŞTIRMA ÖĞRENCİSİ OLMAYI UYGUN GÖRDÜ'

Veli Meltem Şahinkoç gazetemize şöyle konuştu:

"Otizimli çocuklarda birkaç prosedürden gitmeniz gerekiyor. En başında bir hastane raporunuzun olması gerekiyor, tanı konulması gerekiyor, daha sonra da bulunduğunuz Rehabilitasyon Araştırma Merkezi’ne gitmeniz gerekiyor, oradan raporunuzun çıkması gerekiyor. Oğlum G.’nin bütün raporları tamam, daha sonra G.’nin eğitim süreci başladı, öncesinde de kreş ve özel eğitim devam etmişti. RAM, G.’yi aslında kaynaştırma öğrencisi olarak bir sınıfa yerleştirmek istedi. Bence G. zaten kaynaştırma öğrencisi olmaya çok uygun değildi. Bunun için bu sene özel eğitim alt sınıfına gitsin, sonrasına öğretmen yorumuyla birlikte karar verelim demiştik."

ÖĞRETMEN ÖZEL EĞİTİM ÖĞRENCİSİNİ İSTEMEDİ!

Oğlu G.'nin RAM tarafından Eryaman’daki Türkkent İlköğretim Okulu'na atandığını, bu okula özel eğitim alt sınıfı öğrencisi olarak kaydı yapıldığını dile getiren Şahinkoç, "Okul başladıktan bir hafta sonra öğretmeni aradı ve 'G. bu sınıfa uygun değil' dedi. Nedenini sorduğumda G.’nin hiperaktivitesinin ve dikkat eksikliğinin olduğunu söyledi. Bu arada G. aynı zamanda epilepsi hastası, G.’nin epilepsi tedavisi için kullandığı ilaç G.’de hiperaktivite ve dikkat dağınıklığı olarak yan etki yapıyor. G. epilepsi için Başkent Üniversitesi’nde sürekli doktor takibinde, doktoru yaptığı testler sonucunda epilepsinin iyi durumda olduğunu fakat kullandığı ilaçların yan etki olarak dikkat dağınıklığına ve hiperaktiviteye neden olduğunu söyledi. Doktoru, kullandığı ilaçların dozajını düşüreceğimizi zaman içerisinde de hiperaktivitenin ve dikkat dağınıklığının ortadan kalkacağını söyledi. Ben bu durumu öğretmenine anlatmama rağmen öğretmeni bir türlü ikna edemedim. Biz kullandığı ilaçları kestik, G.’nin öğretmeni beni aradı ve 'Meltem hanım bu böyle olmayacak, G.’nin hiperaktivitesi geçene kadar lütfen okula gelmesin' dedi. Ben kendisine 'rapor olayını ne yapacağız, devamsızlık durumunu ne yapacağız?' diye sorduğumda 'kendi aramızda halledebiliriz' cevabıyla karşılaştım. Bu durumu direk Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) yazdım ve şikayette bulundum, sonrasında okula da şikayette bulundum." ifadelerini kullandı.

'ÖĞRETMENİN KEYFİNE GÖRE ÖĞRENCİ SEÇMESİNİ İSTEMİYORUZ'

Sınıfın fiziki koşullarının da hiç bir öğrenci için uygun olmadığını, teknik anlamda yetersiz, duvarları dökülen, kabloların ortalık yerde durduğunu ve bunun için de CİMER’e şikayette bulunduğunu söyleyen anne Şahinkoç şöyle devam etti:

"Sınıfta şu an 4 öğrenci 4 öğretmen var, çocuğumun öğretmeni değişti fakat buna rağmen önceki öğretmeni, RAM’a çocuğun tekrar değerlendirilmesi için dilekçe verdi. Pazartesi günü RAM’da tekrar bir değerlendirmesi olacak, nihayi kararı RAM verecek. Bizler öğretmenin keyfine göre öğrenci seçmesini istemiyoruz."

'ÖZEL EĞİTİM SINIFINA İŞİTME ENGELLİLER ÖĞRETMENİ'

Şahinkoç, "Bu arada önceki öğretmen S.A'nın branşı da özel eğitimli öğrenciler için uygun değil, kendisi işitme engelliler öğretmeni. Yani bir işitme engelli öğretmen olarak özel eğitim sınıfında eğitim vermeye çalışıyorsunuz, doğal olarak da çocukları bilmediğiniz ve tanımadığınız için buna karşı tahammül gösteremiyorsunuz. Tahammülü olmayıp kendi kontrol alanını yaratamayınca da çocukları okuldan göndermeye çalışıyorsunuz. Bugün her 59 çocuktan 1’i otizimli doğuyor, bu durumların karşılığı otizmli çocukları okuldan göndermek olmamalı. Sen bugün bunu istemiyorsun ama yarın birgün torununu otizmli olarak seveceksin." dedi.