ÖZEL | Barış Atay’a saldıranlardan Çağrı Hasan Çalışkan’ın babası konuştu: 'Yaşanan tesadüf değil'

Barış Atay’a yapılan saldırının zanlılarından Çağrı Hasan Çalışkan’ın babası Ecevit Çalışkan İleri Haber’e konuştu. Barış Atay’dan özür dileyen Çalışkan’ın anlattıklarında, saldırının önceden planlandığına ilişkin detaylar dikkat çekiyor.



10-09-2020 13:51

Tilbe Akan - @tilbe_akan

TİP Genel Başkan Yardımcısı ve Hatay Milletvekili Barış Atay’a 30 Ağustos’u 31 Ağustos’a bağlayan gece Kadıköy’de yapılan saldırının zanlılarından Çağrı Hasan Çalışkan’ın babası Ecevit Çalışkan ile görüştük. Atay, İçişleri bakanı Süleyman Soylu tarafından hedef gösterildikten saatler sonra bulunduğu sokakta 4 kişinin saldırısına uğramıştı. Çıkarıldıkları mahkeme tarafından, kasten yaralama suçlamasıyla tutuklanan zanlılar  Ömür Canpolat, Çağlar Baş ve Çağrı Hasan Çalışkan, ifadelerinde Barış Atay’ın kendilerine sokakta yürürken yol vermediğini ardından hakaret ettiğini bu nedenle kavga çıktığını iddia etmişlerdi. Saldırganlar, yaşananların planlı olmadığını savunmuştu. 

İleri Haber’in ele geçirdiği görüntülerde ise saldırının planlı olduğuna işaret eden ipuçları vardı. Saldırganlarla birlikte olduğu düşünülen bir kişinin yaşananları cep telefonu kamerasıyla çektiği, saldırganların ayrı yönde kaçtığı anlaşılıyordu. 

İleri Haber’e konuşan, zanlılardan Çağrı Çalışkan’ın babası ise oğlunun kim olduğunu bilmediği bir kişiyle kavga çıkacağı söylenerek gece Ömür Canpolat tarafından çağırıldığını söyledi. İleri Haber’in bulgularını da teyit edecek şekilde, yaşadıkları mahallede çete lideri Sedat Peker’e yakın kişiler  olduğunu belirten Çalışkan, oğlunun ise bu bağlantıların içinde olmadığını savundu. 

‘OĞLUMU ÖMÜR CANPOLAT ÇAĞIRDI’

İleri Haber: Barış Atay’a saldırı düzenlenen o geceye dair ne biliyorsunuz?

Ecevit Çalışkan: Ben oğlumla 20 gündür görüşmüyordum, aramız bozuktu. 2-3 gün önce mahallede görmüştüm ama selam vermemiştim. Olayın ertesinde mahallede sivil polisler dolaşıyordu. Gittim bir sıkıntı var mı diye memur arkadaşa sordum. Birini arıyoruz dedi. Fotoğraf gösterdi. Benim oğlumla alakası yok. Döndüm dolandım, hâlâ memurlar var. İşe gittim, geldim hâlâ mahallede insanlar var. Yattım uyudum, sabah 5’te polisler geldi. Çağrı evde mi dediler, hayır dedim. Arama iznimiz var dediler, geldiler eve baktılar. Çağrı yok. Çağrı nerede dediler? Ya kız arkadaşındadır ya Ümraniye’dedir dedim. Tutanak tuttular ve gittiler. Ben de sabah işe gittim. Hanımı aradım, Çağrı’yı sordum. İki gündür ortada yok. “Yatıyor” dedi. “Gece vakti polisler geldi bir şey mi oldu?” diye sordum. “Kavga etmiş” dedi, “Kimle?" diye sordum. “Bilmiyorum” dedi. Kavga ettiği kişi önemli bir kişiymiş. Memurlar geldi. Barış Atay diye birine vurmuş, milletvekiliymiş. Çağrı da “Anne babama söyle telefonda konuşmasın eve gelsin” dedi, ben de “gelemem işim var, işe gitmek zorundayım” dedim. Sonra görüntülü aradım, “Ne oldu?” dedim. Panik halindeyim. Bir arkadaşıyla gitmiş oturmuş içmişler. İçtikten sonra Ömür, “Bir olay olacak siz benim yanımda olun” demiş. Sonra, onlarla mekandan çıkıyorlar. Görüntülerdeki gibi. İlk önce herhalde Ömür vuruyormuş, sonra arkadaşı ondan sonra benim oğlum yere düşmüş oradan kaçmış. “Anne ben çok korkuyorum, başımıza çok büyük iş aldım. O kişiyi tanımıyorum, yeni duydum. Anne siz kendinize dikkat edin, ben sizin için üzülürüm” demiş.

Ömür ifadesinde Barış Atay’a yönelik saldırının planlı olmadığını söylüyor, o zaman olay öyle değil?

Tabii, kavga için çağırıyor.

‘BİZ NİYE BARIŞ ATAY’A DESTEK OLMUYORUZ?’

Mahalledeki durum ne? 

Biliyorsunuz, cezaevine gittiler. Sosyal medyaya düştüğünden beri mahallenin insanları yazılar yazıyorlar. Onlardan bile tepkiler, eleştiriler… Hatta mahallemizde gruplaşma olmuş; “Çete, uyuşturucu taciz gibi olaylara eleştiri yapıyoruz. Biz niye Barış Atay’a destek olmuyoruz” gibi sözler başladı. Ben bir baba olarak üzüldüm çünkü ben 46 yaşındayım, orada büyüdüm, Ali İsmail Korkmaz Parkı’nda vakit geçiren biriyim. Yeldeğirmeni’nde sevilen sayılan biriyim. Benim oğlumun hiçbir örgütle bağlantısı yok. Kimseyi tanımaz. Ne belediye başkanını tanır ne Süleyman Soylu’yu. Bu şahıslarla sadece merhabası var, daha önce onlarla oturmuşluğu içmişliği yok. Reis, abi diyecek bir çocuk değil. Öyle bir çocuk değil. Mahallede “Çağrı gibi biri bu işin içine nasıl girmiş” diyorlar. Şu an mahalle gençleri bile şokta. 

Siz kullanıldığını mı düşünüyorsunuz?

Benim 14 yaşındaki çocuğum bile bilir, “Abim yapmaz böyle” diye. Yapar ama nasıl yapar biri kız arkadaşına bakmıştır, mahallede biri sataşmıştır falan. Ama bu, benim oğluma yapılan bir oyun. Çocuğumu oynattılar. Şu süreçte de benim oğluma zarar geldiği an karşılarında beni bulurlar. Ben öleceğimizi de bilsem oğlumun her zaman arkasındayım çünkü benim oğlum kimseye zarar verecek biri değil. İnkâr etmiyorum, “uyuşturucu içme” dedim içti. Satıcılık yapmadı. Arkadaşına verirken yakalandı.

‘ÖMÜR CEZAEVİNDEN ÇIKTIKTAN SONRA GELDİ’

Beraber gittikleri aslında mahalleden tanıdıkları insanlar mı?

Ömür mahallenin çocuğu değil, cezaevinden çıktıktan sonra geldi

Oğlunuzun daha önce böyle olaylara karışmışlığı var mı?

Hiç yok. Siyasetle de alakası yok. O şahısla daha önceden oturmuşluğu bile yok. 

‘TESADÜF DEĞİL'

O gece tesadüfen mi oturuyorlar yani?

Bence tesadüf değil. Bunu daha önceden o çocuk kurdu. Benim oğlumu yem olarak kullandı. Ben eşya taşıyorum, eşim temizlik yapıyor. Bizi aile olarak kullanma şansları yok zaten ama benim gencecik çocuğumu kullandılar. Kim için kullandılar o da çıkacak. İnşallah Barış Atay için de hayırlısı olur. Benim evladım için de. Cezalarını çeksinler. Benim oğlum da hak ediyorsa o da çeksin.

‘MAHALLEMİZDE SEDAT PEKER'E GİDENLER VAR'

Biz araştırırken Sedat Peker gibi bağlantılar bulduk…

Bizim mahallede Sedat Peker’e giden gençler var. Ama benim oğlum gitmez. Mahallede hep reis derler, yemeğe giderler ama benim oğlum gitmez. 

‘BARIŞ ATAY’DAN ÖZÜR DİLİYORUM’

Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Biz aile olarak çok üzüntü içerisindeyiz. Ben kendi adıma, eşim ve çocuğum adına Barış Atay’dan özür diliyorum. Yok yoldan geçti şu bu… Benim oğluma da aynı ifade kullandırıldı. 3 kişinin de ifadesi aynıydı. Belki benim oğlum değişik bir ifade verebilirdi. Üç kişinin de ifadesi aynı, oğlumun ifadesi ayrı alınabilirdi. Bir kişi yönetti. Çapraz ifade alınabilirdi. Biri lider oldu. Diğerlerinin hayatını yaktı.