Onurlu bir yaşam için mücadele: Stonewall'dan bugüne

1969'dan bu yana onurlu bir yaşam için sokaklara dökülen LGBTİ+ bireyler, bu yıl pandemi koşulları nedeniyle internet ortamında bir araya geldi.



28-06-2020 15:38

28 Haziran 1969’da New York’un bir yoksul mahallesindeki Stonewall adındaki barda polis tacizi ve baskısı sonucunda büyük bir isyan çıktı. Her zamanki rutin polis baskınlarından birisinde LGBTİ+’lar isyan ederek günlerce sürecek olan ve etkisi tüm dünyaya etkisi yayılacak olan bir isyanı tetikledi. İsyan tüm yoksul mahalleyi polis terörüne karşı ayaklandırdı. Bu sebeple o tarihten beri, her yıl, LGBTİ+’lar onurlu bir yaşam için cinsel yönelimleri, cinsel kimlikleriyle özgür yaşamak, aşağılanmamak, öldürülmemek, ayrımcılığa uğramamak ve eşit bir yurttaş olarak yaşayabilmek için sokaklara dökülüyor.

LGBTİ+’lara yönelik nefretin ve baskının temel nedenlerinden biri kadınları ve erkekleri atanmış cinsiyet rollerine, üreme odaklı cinsiyet anlayışına kapitalizmin temel ekonomik ve ideolojik birimlerinden biri olan aile kurumunun sınırlarına hapsetmeye çalışan erkek egemen kapitalizmdir. Kapitalizm, kadının eve, erkeğin de işe ve ailenin başına atandığı toplumsal cinsiyet rollerinden yararlanır. Katı ikili cinsiyetçilik, biyolojik cinsiyet kalıpları ve toplumsal cinsiyetçilik LGBTİ+'lar için inanılmaz bir baskı ve varoluş savaşı yaratır. Her türden cinsel kimlik kurban edilir. Bütün cinsiyet kimlikleri farklı oranlarda olsa da ezilir. Kadınlara sus, otur, çocuk doğur diyenler erkeklere de ''evinin direği'' olma yükünü verir. Her iki cins de kendi rollerinde zincire vurulur. Bu kadınlık ve erkeklik rolleri dışında kalanların ise vay haline!

Burjuva ahlak anlayışı kadını doğurmaya, erkeği baba olmaya endeksli bir makine olarak görür. Heteroseksüel ilişki dışındaki tüm ilişki biçimleri “hastalık” ya da “anormallik” olarak
damgalanır. Kendisi için gelecek işçi kuşaklarını üretmeyen hiçbir ilişki biçimi onun için elverişli değildir ve kendi çıkarına olan “ailenin” sorgulanmasını da beraberinde getirebilir. O halde her türden cinsel kimlik baskılanmalıdır! LGBTİ+ bireyler bu nedenle, şiddete, cinayete ve ezilmeye uğramaktadır. Katliamlar, nefret saldırıları ve gizli yaşama zorlanma, ayrımcılık başta Ortadoğu coğrafyası olmak üzere dünyanın her yerinde LGBTİ+'lara reva görülenler. LGBTİ’lerin insanca bir yaşamı var edebilmek, eşitlenebilmek için bir var oluş savaşı vermesi gerekiyor.

LGBTİ+ hakları sadece gelişmiş çok az kapitalist ülkede kabul ediliyor. Kabul edilen ülkelerde dahi burjuva toplum, kendi ahlakını yeniden ürettiği için ayrımcılık ve ahlakçılıkla karşı
karşıya kalmaya devam ediyor. Bu ülkeler dışında ise durum oldukça vahim. Ortadoğu, Güney Asya, Afrika gibi ülkelerde ise cinayetler, katliamlar her yıl binlerce LGBTİ+’nın canını alıyor. Cihatçılar LGBTİ+’lara yaşam hakkı tanımıyor. Yurttaşlık hakları ellerinden alınıyor. Heteronormatif düzenin dışında kalan LGBTİ+’lara yönelik baskılar, kendinden menkul değil. Eğer toplumsal düzeni değiştirmekten, eşitlik ve özgürlükten bahsedeceksek, bütün cinsel kimliklerin özgürlüğü için mücadele etmemiz şart.

Bu nedenle toplumsal kurtuluş, cinsel özgürlük, cinsiyet kimliği özgürlüğü için verdiğimiz mücadelemiz eşitliği sağlayana kadar sürecek.

BEN NEREDEYİM?

Türkiye'de ilk kez 1993 yılında ''Özgür Cinsellik Haftası'' adıyla kutlanmak istenen Onur Haftası'na valilik tarafından izin verilmemiş ve 1994 yılından itibaren ''Onur Haftası'' adıyla çeşitli etkinlik ve aktiviteler düzenlenmeye başlanmıştı. 

2003 yılından itibaren 14 yıl boyunca gerçekleştirilen Onur Yürüyüşü ise, son 4 yıldır valilik kararıyla ''yasa dışı'' şekilde gerçekleştiriliyordu. Ancak pandemi koşulları nedeniyle kalabıkların bir araya geldiği etkinliklerin tehlike arz etmesi nedeniyle Onur Haftası bu yıl ilk kez internet ortamında kutlandı.  

İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi tarafından yapılan açıklamada, online olarak gerçekleştirilecek olan Onur Haftası kutlamasının temasının ''Ben Neredeyim?''  olduğu duyurulmuş ve etkinlikler Zoom ve Yotube platformları üzerinden gerçekleştirilmişti.

Onur haftamız kutlu olsun!