‘Onur yürüyüşüne katılmak suç değil’: ODTÜ Onur Yürüyüşü Davasında beraat kararı

9. ODTÜ Onur Yürüyüşü’nde gözaltına alınanların yargılandığı dava da; 5 öğrencinin beraatini, 12 öğrencinin ve 1 öğretim görevlisinin ise cezalandırılmaları talep edilmişti. Sanıkların ve sanık avukatlarının son savunmalarını yaptığı duruşma sonrasında mahkeme heyeti, tüm sanıklar hakkında beraat kararı verdi.



08-10-2021 13:43

10 Mayıs 2019’da düzenlenen 9. ODTÜ Onur Yürüyüşü’nde gözaltına alınanların yargılandığı davanın karar duruşması 39. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü. Uluslararası Af Örgütü, Kaos GL, 17 Mayıs Derneği, Kırmızı Şemsiye Derneği, Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, AB Türkiye Delegasyonu; Hollanda, Danimarka, Belçika, İsviçre, ABD, Almanya, Norveç, Fransa, Belçika Büyükelçilikleri; HDP Milletvekilleri Filiz Kerestecioğlu ve Murat Çepni ile TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, davayı takip etmek için duruşma salonunda bulundu. Savcının 5 öğrencinin beraatini, 12 öğrencinin ve 1 öğretim görevlisinin ise cezalandırılmaları talep etmişti.

Bugün sanıkların ve sanık avukatların son savunmalarının ardından mahkeme heyeti tüm sanıklar hakkında beraat kararı verdi.

DURUŞMADA NELER YAŞANDI?

Sendika.org'un haberine göre; duruşma kimlik tespitlerinin yapılmasıyla başladı. Avukatların talebi üzerine mahkeme salonundaki polisler dışarıya çıkarıldı.

‘KANUNA AYKIRI İDDİASI MESNETSİZDİR’

İlk sözü sanık avukatlarından Öykü Didem Aydın aldı. Aydın, savunmasında savcı mütalaasına değinerek şöyle konuştu:

Savcı ‘yasaklanmasına rağmen’ ve ‘bilirkişi raporuyla suçun sabit olmasına rağmen’ denerek mütala vermiş. Nasıl böyle bir ifade kullanabilir? Yasaklanmasına rağmen ifadesinde sorunum var. Bir otoritenin bir şeyi yasaklaması kanuna aykırı mı demektir? Ankara İdare Mahkemesi bu işlemin hukuka aykırı olduğunu saptamıştır. Savcılık mahkemenin kararını gözden mi kaçırdı? Kanuna aykırı iddiası mesnetsizdir. İdare Mahkemesi yasağı iptal etmese bile biz bunu savunacaktık çünkü şiddet içermeyen, kanuna aykırı bir eylem meşru olabilir. Ama buna da ihtiyaç yok. Savcılık mahkemenin kararını gözden mi kaçırdı?

Aydın, tüm sanıkların beraatini talep ederek savunmasını sonlandırdı.

‘SANIKLAR MÜŞTEKİ, HAK İHLAL EDENLER SANIK OLMALIYDI’

Aydın’ın ardından Av. Mert Ekinci söz aldı. Ekinci, suçlamanın hukuki bir temeli olmadığını ifade ederek şöyle konuştu:

ODTÜ Rektörlüğü sanki barışçıl bir toplantı için izin alınması gerekirmişçesine bu yürüyüşe izin verilmediğini valiliğe bildirmiştir. Bu suçlamaların bir sonuç doğurmaması gerekiyor. Velev ki İdare Mahkeme kararı olmasaydı bile öyle olmalıydı, ki İdare Mahkemesi’nin yasak iptal kararı var. Burada yargılanması gerekenler hakları, hürriyetleri engelleyenlerdir. Buradaki sanıkların aslında müşteki sıfatında olması ve onların haklarını ihlal edenler sanık sandalyesinde olmalıydı. Bugün vereceğiniz karar çok önemli. Öyle bir karar çıkmalıdır ki LGBTİ+’lar “Bu ülkede hakimler var” diyebilsinler. Tarihi bir sorumluluğunuz vardır sayın yargıç.

Ekinci’nin ardından Av. Erkan Çiftçi ve Av. Hazal Aydın sırayla savunmalarını yaptı. Çiftçi ve Aydın, kolluğun hak ihlali yaptığını ifade ederek Onur Yürüyüşü’ne katılanların hukuki açıdan suçlu olmadığını ifade etti.

‘BU BİR SUÇSA BEN BUNU İŞLEDİM, GURUR DUYUYORUM’

Avukatların ardından cezalandırılması talep edilen Melike Balkan söz aldı. Balkan, kampüsteki polis şiddetine dikkat çekerek Onur Yürüyüşü’ne katılmanın ve düzenlemenin suç 0lamayacağını şöyle ifade etti:

Ben müzakere etmeye başladığım zamanlarda polis bana hep Valilik yasağını söyledi. Türkiye’nin BM’ye verdiği cevapta belirtildiği üzere valilik yasağının zaten kampüste bir geçerliliği yok. Nedense polis bunları bilmiyordu. İddianame, deliller, görüntüler burada, kimse ne kadar gaz kullanıldığını bilmiyor çünkü polis videoları kırpılmış. Ünikuir Derneği olarak videolarda 200 kez gaz ateşlemesi saydık. Bu insanların 2 yıl boyunca yargılanması bile hak ihlalidir. Biz bu davanın nasıl sonuçlanacağını bilmediğimiz için halen gergin ve mutsuzuz iki senedir. Ben ODTÜ Onur Yürüyüşü’ne katıldım, düzenledim, gurur duyuyorum, ben yaptım. Bu bir suçsa ben bunu işledim, deliller eksik değil, benim savunmam bunun bir suç olmadığıdır.

Balkan’ın ardından cezalandırılması talep edilen Özgür Gür söz aldı. Gür, şöyle konuştu.

Ben bu ülkede polisin şiddetine, hükümetin nefretine maruz kalmış belki de milyonlarca insandan sadece biriyim ve bu nefrete uğramam için sadece var olmam, LGBTİ+ olmam bile yeterliymiş bunu gördüm. Yine de kendimi şanslı addediyorum, ben bugün burada konuşurken yalnız olmadığımı biliyorum. ODTÜ Onur Yürüyüşü’nde, sonrasında bana yaşatılanlara karşı ses çıkarabilecek şansım vardı. Bu yüzden aynı zamanda sorumlu da hissediyorum. Şiddet uygulayan polislerin yüzünü gösteriyoruz videolardan. Videolardan görmeseydim de inanın anlatabilirdim, gösterebilirdim. Nefretle bakan, nefretle saldıran o yüzleri ben unutmuyorum.

Polisin biri devlet benim demişti, bu devlet benim devletim değil mi? Bayram Sokak’ta evleri mühürlenen seks işçisi trans kadınların devleti değil mi? Polisi de geçtim karar vericiler bir insan hakkını engellemeyi kendilerine nasıl hak görebiliyorlar?

Ben Onur Yürüyüşü’nde bulunmakla gurur duyuyorum, düzenlemekle gurur duyuyorum. Bundan belki belki de 10 yıl sonra insanlar Onur Yürüyüşü’ne katıldığımız için yargılanmamıza inanamayacaklar ama biliyorum ki bize nefretle saldıranlar o günlerde yargılanıyor olacaklar. O gün hızlıca alındığım için atamadığım slagonlar vardı: Verşan Kök ODTÜ’ye rektör olamaz, hiçbir kayyum üniversitelere rektör olamaz.

İfadelerin ardından mahkeme heyeti tüm sanıklara beraat verdi.

NE OLMUŞTU?

Ankara Valiliği, OHAL döneminde başlattığı LGBTİ+ etkinlikleri yasaklarını mahkeme kararına rağmen fiili olarak uygulamaya devam ettiği tarihlerde ODTÜ LGBTİ+ Dayanışması, gelenekselleşen ODTÜ Onur Yürüyüşü’ne çağrı yaptı. ODTÜ’lüler yürüyüşe başlamak için Fizik Çimleri’ne buluştu. Öğrencilerin buluşmasından saatler öncesinde ise kampüse polis girmiş, özel güvenlik birimi ise Devrim Stadı’nın etrafını kapatmıştı. Polisin Fizik Çimleri’nde toplanan öğrencileri taciz etmesi sonrası dağılan öğrenciler yeniden Çatı Kafe önünde toplandı. Burada basın metni okunmaya başlandığı sırada ise polis biber gazıyla saldırdı. Polisin örencileri gözaltına almasının ardından eylem, bütün kampüse yayıldı. Gün boyunca direnişin sürdüğü eylemde toplam gözaltı sayısı 19’a ulaştı.

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nden akademisyen olan Mehmet Mutlu ve o sırada sınav için bölümüne giden bir İnşaat Mühendisliği Bölümü öğrencisi polisin şiddetine tepki gösterdikleri için gözaltına alınmıştı.