Onur Bütün yazdı | Egemen erkekliğin mühim teçhizatı: Psikolojik şiddet

"Türkiye’de psikolojik şiddet romantik ilişkilerden aileye, çalışma yaşamından bakımevlerine kadar görülen yaygın bir şiddet türü olarak karşımıza çıkıyor. Bu bağlamda standart ölçüm araçları yerine, o çalışmaya ait öznel ölçüm araçlarına ihtiyaç duyan, pozitivist yaklaşımın yanı sıra, ilişkisellik ve disiplinlerarası yaklaşımlara da ihtiyaç duyulan bir çerçevede ele alınması gereken özellikler de taşıyor."



06-03-2021 16:19

Onur Bütün

Teçhizat; silah dışındaki savaş gereçleri, donatı anlamına gelen bir sözcük. Kadına yönelik fiziksel şiddetin zemininde işleyen psikolojik şiddet, bir tür potansiyeli işaret etmesi bakımından savaş teçhizatı gibi düşünülebilir. “Psikolojik savaş” tabiri de bu bağlamda iyi bir benzerlik kuruyor “psikolojik şiddet” tanımıyla… Bir kadını kaba dayakla, silahla, bıçak ya da sopayla döverek korkutabilir, onu aşağılayarak ve bin bir çeşit yöntemle değersizleştirerek özgüvenini yok edebilirsiniz. Her iki yöntemde de korku, suçluluk duygusu, tedirginlik veya utanç gibi duygular harekete geçebilir. Psikolojik şiddeti anlamanın zorluğuna karşılık, kadınların psikolojik şiddeti sezgilerine, duygularına göre tanımlayabileceği, eşitsizlik gördükleri, korku hissettikleri bütün ilişkilerde psikolojik şiddet olabileceğini düşünmek gerekiyor. Şiddetin normalleştirilmesi tuzağından uzaklaşarak, şiddetin sorumluluğunu faile teslim etmekse önemli bir adım.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin faili eril tahakküm, ürettiği şiddet türlerini son derece inatçı bir bağlamda, kültürel ve devlet destekli yürütüyor. Üstelik bazı kültürlerde ve devlet yapılarında çok güçlü bazılarında biraz daha zayıf görünümlere sahip. Erkek egemen bilinçli tercih, tüm şiddet türlerinde kadınlar ve queerlerin üzerinde tahakküm kurmak için kullanılıyor.

TODAP’lı (Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği) feminist psikologlarla, psikolojik şiddet üzerine yürüttüğümüz tartışmalarda görünmeyen bu şiddet türünün, “Nasıl ölçülebileceği, farkındalığın arttırılabileceği ve kadınlar/erkekler cephesinden nasıl algılandığı” gibi temalara odaklandık. Yaptığımız toplantılardaki tartışmaları yansıtan başlıklardan bazıları şöyle;

-Psikolojik şiddetle ilgili akademi içi veya dışı çalışmaları görünür kılmak.

-Feminist kolektif çevirilerle psikolojik şiddet üzerine dünya literatüründe yürütülen tartışmaları Türkçeye kazandırmak.

-Feminist psikoterapinin kadınlar ve queerler için anlamını tartışmaya açmak.

-Psikolojik şiddetin işlendiği film, belgesel vb. araçlarla farkındalığı arttırmak.

PSİKOLOJİK ŞİDDET ÖLÇÜLEBİLİR Mİ?

“Türkiye genelinde yapılan geniş örneklemli araştırmalar kadına yönelik şiddet türleri içerisinde psikolojik şiddetin %44 görülme sıklığı ile en yaygın şiddet türlerinden biri olduğunu (Jansen, Yüksel ve Çağatay, 2009; Yüksel-Kaptanoğlu ve Çavlin, 2015), kadının eylem ve aktivitelerini kontrol etmeye yönelik davranışlar da dahil edilirse bu oranın %70’lere kadar çıkabildiğini göstermektedir (Jansen ve ark., 2009). Genellikle isim takma, aşağılama, küçümseme, sözel şiddet, bağırma, tehdit etme, kıskançlık, yalıtma, duygusal ve/veya fiziksel olarak uzaklaşma, hileli yönlendirme (manipulation) gibi baskılayıcı ve kontrolcü eylemleri içeren bir şiddet türü olarak tanımlansa da aslında psikolojik şiddetin kapsamı ve ölçümüne ilişkin tartışmalar güncel alan yazında önemli bir yer tutmaktadır (Follingstad, 2011; Maiuro, 2001).”(1)

Şiddet türlerini; karakol, mahkeme gibi devlet aygıtlarına yansıyan rakamların yanı sıra, feminist araştırmacılar birer “araştırma nesnesi” olarak kabul edip çalışıyorlar. Özel olarak psikolojik şiddetin görünmezliği ya da fark edilmesinin zorluğunun ardında yatan çoklu nedenler silsilesi, araştırmalara konu olurken bazı zorluklar çıkarıyor. Pozitivist yaklaşım, çalışma nesnesine odaklanırken toplumsal alanda gözlenebilir olma kriterine dikkat eder. Psikolojik şiddet yaşayan bireyler üzerine geliştirilen anketler, derinlikli görüşmeler gibi yöntemleri standart görüşme sorularına, akıl yürütme zincirlerine dönüştürmek zordur. Yukarıdaki alıntıda psikolojik şiddetin yaygınlığına dair öğrendiğimiz bilgi bu şiddet türünün hem görünür olmasına hem de farkındalığın artmasına neden olmamıştır, aksine psikolojik şiddet yakın ilişkilerde ve kamusal alanda olağanlaşabilmiştir.

“Psikolojik şiddet, şiddetin fiziksel formlarını içermeyen türlerinin tanımlanmaya başladığı 1980’li yıllardan (Follingstad ve Edmundson, 2010) günümüze psikolojik saldırganlık, psikolojik istismar, psikolojik kötü muamele, duygusal şiddet veya duygusal istismar gibi kavramlar altında da çalışılan özel bir şiddet türüdür. Ancak diğer şiddet türleri ile karşılaştırıldığında fiziksel parametrelerin yokluğuna bağlı olarak tanımlanması en zor şiddet türüdür (Rogers ve Follingstad, 2014).”(2)

Türkiye’de psikolojik şiddet romantik ilişkilerden aileye, çalışma yaşamından bakımevlerine kadar görülen yaygın bir şiddet türü olarak karşımıza çıkıyor. Bu bağlamda standart ölçüm araçları yerine, o çalışmaya ait öznel ölçüm araçlarına ihtiyaç duyan, pozitivist yaklaşımın yanı sıra, ilişkisellik ve disiplinlerarası yaklaşımlara da ihtiyaç duyulan bir çerçevede ele alınması gereken özellikler de taşıyor.

BEN MERKEZDEYİM, SEN İHTİYAÇLARIMI KARŞILAMAK İÇİN VARSIN!

Psikolojik şiddetin kadın ve erkek cephesinden algılanış farklılıklarının temelinde, alt başlığa çektiğim ana fikir bulunuyor. Erkek merkezli düşünüş biçimi ve kültür, kadınların yaşamını kontrol edebilen araçlara sahip. Eril bakış bu bağlamda her zaman bir patalojiyi temsil etmiyor. Başka bir biçimde söylersek, kadına psikolojik şiddet uygulayan erkeğin ruhsal aygıtında bir “hastalık” tanımı yapmak her zaman doğru olmayabilir. Zira hastalıktan çok bilinçli tercihle uygulanan bir şiddetten söz etmiş oluyoruz.

Psikolojik şiddet uygulayan erkeklerin; kendilerine eleştirel yaklaşmalarını sağlayacak olan mekanizmalar kurulu olmadığı için, terapi desteği almak, eleştirel erkeklik çalışmalarına dikkat kesilmek, duyguları paylaşmak gibi yollara başvurmaları gerekiyor.

Kadınların utanç duygusunu harekete geçiren bu saldırı biçimine bir örnek vermek yerinde olabilir. Sayısız vaka örneği üzerine düşünürken, kadında ağır tahribat yaratan örneklerden birini psikolog arkadaşım şöyle anlatmıştı;

Uzak mesafeli bir işte çalışan bir adam uzun sürelerle evden ayrı kaldığı için, eve her dönüşünde karısının vajina çevresindeki kıllarının uzunluğunu ölçerek kendisi evde yokken başka bir erkekle birlikte olup olmadığını anlamaya çalışıyormuş. Kadının yaşadığı tahribatı ve utanç duygusunu düşünmek bile yıpratıcı, bir de o kadının nasıl hissettiğini, bu davranışa karşı çıkacak koşullarının olup olmadığını, aynı sürece eşlik eden fiziksel şiddet, aşağılama, manipüle etme veya ekonomik şiddet yaşayıp yaşamadığını bilmiyoruz. Böyle o kadar çok örnek var ki, kimi zaman incelikle işlenmiş entelektüel bir yordamda, kimi zaman açık feodal bir kültürel iklimin manzarasında gerçekleşen psikolojik şiddet, “Hayır bunu söyleyemezsin!” ya da “Hayır bunu kabul etmiyorum!” gibi karşı çıkışlarla daha ilk andan itibaren bir öz savunma eyleminin başladığını bize anlatıyor.

Kadınları değersizleştiren bu pratiklere dikkat kesilip, feminist bir filtrelemeye sahip olmak bazen yıllarımızı alsa da, fark ettikçe kendimizi bu saldırılardan korumak konusunda yol kat ettiğimizi de belirtmek gerekiyor.

(1) Psikolojik Şiddetin Ölçümü: Psikolojik İstismar Profili’nin ve Kadına Kötü Muamele Envanteteri’nin Türkçe’ye Uyarlanması, İnci Boyacıoğlu, Mete Sefa Uysal, Canan Erdugan, Psikoloji Çalışmaları - Studies in Psychology Cilt/Volume: 40, Sayı/Issue: 1, 2020, s: 5

(2) A.g.e., s: 5