Ölüm orucundaki tutuklu Özağar: Faşizm ancak direnişle yenilir

'İmralı tecridinin sonlandırılması' talebiyle ölüm orucuna başlayan isimlerden Vedat Özağar, neden bu eyleme başladığını anlattı.



04-05-2019 11:08

Leyla Güven ve cezaevlerindeki binlerce tutuklunun 'İmralı tecridinin sonlandırılması' talebiyle başlattıkları açlık grevi eylemleri devam ederken, dört farklı cezaevinde kalan 15 tutuklu aynı taleple 30 Nisan’da ölüm orucuna başladı. Dört arkadaşı ile birlikte bulundukları Van Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde ölüm orucuna başlayan isimlerden biri Vedat Özağar.

Kamuoyunun merak ettiği bu eylemcilerden Özağar, gönderdiği mektubunda ölüm orucuna başlama gerekçelerini anlattı. 

Öcalan’a dönük tecridi kınayarak başladığı mektubunda Özağar, "Hem iç hem de evrensel hukuk sözleşmelerinde insanlık dışı ve suç olarak kabul edilen izolasyonu kırmak hepimizin birincil görev ve sorumluluğudur. Nitekim yasalar önünde eşitlik ilkesi bulunmaktadır. Bu tecridin kırılması yolunda emek verenleri, direnenleri selamlıyorum” diye yazdı. 

Devamında Kars’ın Digor ilçesine bağlı Tırmaşin Köyü’nde doğup, 26 yaşında olduğunu ve 17 Eylül 2015’ten beridir de tutuklu olduğunu kaydeden Özağar, neden böylesi bir eyleme başladığını şu sözlerle dile getirdi:

“Süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eyleminin iki ayını geride bıraktıktan sonra ölüm orucuna başladım. İnsan denilen varlık birçok farklı duyguları harmanlayarak yaşıyor. Vicdan da bunların hakkaniyet muhasebesini yapar. Eğer bir insanın vicdanı ona 'tamam' diyorsa, iç huzura erebilir, doğru yoldadır. Bugün vicdanımız bize fedakarlıkta bulunmayı öngörüyor ki, daha fazla tahribat ve can kaybı yaşanmadan bu süreç olgunlukla sonuç alıcı olsun. Eylemde olmamız bundandır, eylemde olmak çok güzel.” 

'TECRİT VAHŞİ, AHLAKSIZ VE ONURSUZCA BİR İNSANLIK SUÇU'

Tecridin “vahşi, ahlaksız ve onursuzca bir insanlık suçu” olduğunu vurgulayan Özağar, bunu uygulayanların ise, siyaseten savundukları fikirlere zerre güvenleri olmayanlar olduğunu ifade etti.

Buna karşı bir Kürt olarak tecridin kaldırılmasını istediğini belirten Özağar, “Mevcut tecridin odak noktasında tüm Kürtler vardır, insanlık değerleri vardır. Türk ve Kürt halkının kardeşlik ve komşulukları vardır. İnsan olan bunu anlar ve kaldırılmasını ister. Ben de görev olarak önüme koyduğum tecridin kaldırılması için mücadele ediyorum. Tecridin kaldırılması ve eylemin duyulması için yaptığımız basın açıklamasındaki taleplerin yerine gelmesi şüphesiz onurlu bir barış getirecektir. Türkiye, Kürdistan ve tüm Ortadoğu derin nefes alacak ve barış tüm dünyaya örnek olacak” ifadelerini kullandı. 

'FAŞİZM ANCAK DİRENİŞLE KIRILIR, YENİLİR'

Özağar, kamuoyundaki sessizliğe değinip, bunun temel nedeninin devletin baskısı, zorbalığı ve yer yer devlet terörüne varan yaklaşımları olduğunu da belirtti.

İnsanları korkutarak sonuç alma hesapları yapıldığını ifade eden Özağar, “Ancak bilinmeli ki Kürt halkı direnişçidir, politik bir halktır. Sessizliği kırıp, büyük direnmeye başlayacaktır. Buna inancım tamdır. Şu anlaşılmalı ki, faşizm ancak direnişle kırılır, yenilir. Hiç kimsenin bunun dışında bir bakış açısına sahip olmaması gerekir" dedi.

'GÜZEL GÜNLER DİRENİŞLE MÜMKÜNDÜR'

MA'nın haberine göre, Özağar mektubunu yine şu sözlerle noktaladı: "Bugün binlerce insan tecridin kırılması için mücadele içinde. Onların tamamının talepleri benim de taleplerimdir. Kimse onların çığlıklarını duymak istemiyor ya da duymazlıktan geliyor. Bu ahlaki ve vicdani olmasa gerek. Süreç itibariyle daha ahlaki ve vicdani olduğunu düşündüğüm ölüm orucuna bu yüzden başladım. Artık bu sessizliği kırmak ve aşmak gerekiyor. Yegane amacımız budur. Dün olduğu gibi bugün de direniş zafere, teslimiyet ihanete götürür. Verip verebileceğim tek mesaj ve çağrı budur. Güzel günler ancak direnişle mümkündür. Direnmeden kazanan olmaz. Kimse asla bu hesapları yapmasın.”